Muğla'daki 'çıplak işkence' fotoğraflarının basına yansıması üzerine soruşturma başlatıldı. Yanlış anlamayın; işkencecilere değil, her zaman olduğu gibi medyaya servis edenlere dönüktü.

Çok uzağa gitmeye gerek yok. Kısa bir süre önce YJA STAR gerillası Ekin Van Muş’un Varto ilçesinde 10 Ağustos 2015 tarihinde yaralı olarak ele geçirildikten sonra işkenceyle katledilmiş, çıplak bedeni sokak ortasında teşhir edilmişti. İşkence görmüş çıplak cesedi fotoğraflanmış ve sosyal medyaya verilmişti.

Beden teşhiri Kürdistan'da 1990'lı yıllardan sonra çatışmalarda hayatını kaybeden kadın gerillalara sistematik olarak uygulandı. Vücutları parçalanan kadınlar sokaklarda dolaştırılarak ‘ibreti âlem olsun’ diye topluma gösterildi. Gerillaların memelerinin kesilmesi, rahimlerine kurşun sıkılmak suretiyle bedenlerinin tahrip edilmesi özellikle beden üzerinden verilmek istenen ideolojik-politik mesajların simgesel ifadesiydi.

Aynı zamanda gözaltına alınan bütün kadınlara ve erkeklere çıplaklık bir işkence yöntemi olarak uygulandı. Çözülmeleri için her türlü cinsel işkence yapılırken, direnenlerin karşısına ya babaları, anneleri ya da eşleri çıkarıldı. Çıplaklık, cinsel işkence ve tecavüz yöntemleriyle birlikte bir teslim alma stratejisi olarak uygulandı. Belki o dönem sosyal medyaya servis edilmedi ancak çıplaklıkla birlikte kişilere, ailelere bir çeşit ağır “utanç” duygusu yüklenerek toplumsal tabular yeniden üretilmek istendi.

Yakın zamanda Ekin Wan’la başlayan ve Cizre’de özyönetim direnişleri esnasında iki YPS'li kadının çıplak teşhiri, Lokman Birlik'in cesedinin zırhlı polis aracının arkasında sürüklenmesi, Sur’da gözaltına alınan erkeklerin çıplak soyularak duvar dibine dizilmeleri de fotoğraflanıp servis edilmişti. En son Muğla’nın Seydikemer bölgesinde gözaltına alınan 7 Kürdün çıplak ters kelepçeli çekilen fotoğrafları sosyal medyada dolaşıma sokulmuştu. 

Bütün bu görüntüler “yoldan geçen birileri tarafından çekildi” ya da valinin açıkladığı gibi “münferit bir olay” değildi elbet. Hele hele iddia edildiği gibi bir “ihmalkârlık” sonucunda basına sızdırılmış görüntüler hiç değildi. Özellikle istenmiş, kurgulanmış ve amaç edildiği üzere basına verilmişti.

 Çünkü bu fotoğraflara bütün Kürt halkının bakması istenmişti. Mesaj açıktı: Bir bütün geleneksel kadınlık ve erkeklik rolleri bir halkın “kadınlaştırılması”, köleleştirilmesi üzerinden yeniden üretilmişti. Çıplaklığın fotoğrafı erkek egemen ideolojinin de tarihsel fotoğrafıydı. O fotoğraflar iktidarın topluma “kudretini” gösterdiği ve vahşetin sıradanlaştırıldığının da kanıtıydı. Biz bu zihniyeti Cizre ve Sur özyönetim direnişleri sürecinde duvarlara “sizi kadın yapmaya geldik”, “kızlar geldik her yerde ininize girdik”, "biz geldik fistanlılar nerede"gibi işlenmiş duvar yazılarından tanıyoruz.

Ancak günümüzün tarihsel bağlamlarından farkı vardır. Arenalarda halka açık şekilde gösterilen ölümü kutsama ayinleri, kendi zamanında Roma diktatörlerinin “özgür” Roma halkını eğlendirmek, savaşı ve askerliği sürekli gündemde tutmak için düzenledikleri bir çeşit “prestij” ve “güç” gösterisiydi. Gücün ölüm ve şiddet üzerinden kutsandığı ve sınırlı sayıda insana gösterilen ölümün alkışlanmasını, günümüzde bütün dünyanın izlediği kocaman bir arena olarak görüyoruz. Teşhir ve linç edilen çıplak bedenler için bütün dünya, artık bir Roma arenasıdır. Bu kötülüğe, izleyenler de dahil edilerek faşizm kolektifleştirilmiştir.

Dolayısıyla nefretin, aşağılanmanın, irade kırmanın bir aracı olarak öne çıkan şiddet bir kontrol kaybı değil bilakis kontrollü, sistematik olarak ortaya konulan bilinçli bir tercih ve iktidar aracıdır. Bu bağlamda şiddetin ideolojik kodları cinsiyetçilik ve milliyetçilikle yoğrularak en örgütlü haliyle yani devlet olarak vücut bulur.

Kim iddia edebilir ki “reis” denen “adamın” temsil ettiği lanetli zihniyetle, onun her gün hedef gösterdiği, şiddete teşvik ettiği, çıplak bedenlere yapılan işkenceyle, imam nikahıyla tecavüzcüsüyle evlendirilmek istenen çocukların yaşadıklarıyla, okul önünde katledilen Helini vuran zihniyet farklıdır diye? İktidara olan ideolojik ve zihinsel “sevgi” öldürme arzusuyla birleşince faşizmin ruh hali tüm çıplaklığıyla ortaya çıkıveriyor. İlle de bir çıplaklık aranacaksa faşizm olarak topyekün karşımızda zaten...Çıplak olarak doğduğumuz bu yaşamda bedenimiz bir utanç değil, bilakis vahşetinizin aynası olabilir ancak...

Bir bütün Kürdistan’ı “kadınlaştırmak” isteyenlerin unuttuğu, zaten yüzyıllardır düşürülmek istenen Kürt halkının son kırk yıldır kadınlar şahsında onur kazandığı, özgürlük yolunda ilerlediği, bütün dünyanın gıptayla baktığı insanlığın aydınlık yüzleri olduğudur.