Hakkari bölgesinde profesyonel askerlik yapan Kemal Genç, HPG'lilerin parçalanmış, yerde sürüklenmiş ve onur kırıcı davranışlara maruz kalmış vaziyette fotoğraflarını facebook sayfasında yayınladı. 2002-2009 zaman aralığını kapsayan fotoğraflarda Türk askerinin, insanlık ile arasına koyduğu mesafenin bariz örnekleri görülüyor.  HPG'lilerin cenazeleri karşısında "zafer" pozu veriliyor; parçalanmış cenazeler teşhir ediliyor, dağılmış içorganlarının detayları resmediliyor...
Türk ordusu, Kürtlere karşı 100 yıldır yürüttüğü savaşta hiçbir hukuki, insani ve ahlaki normu dikkate almadı. Koçgiri, Şeyh Said, Ağrı ve Dersim operasyonları dönemindeki katliamlar ve yansıyan görüntüleri ile 1984'ten günümüze kadar olanlar karşılaştırıldığında değişenin sadece teknolojik donanım olduğu görülür. Devlet olmanın hoyratlığı bütün aldırmazlığıyla kullanılır, hiçbir silahtan tereddüt edilmez, esirler aşağılanır, bedenin ölümüyle yetinilmeyip onunla oynanır; parçalanmış cesetler, kesilen organlar ve yaralı esirlerle 'gurur' pozları verilir. Çünkü bu gururlarının hem Genelkurmay Başkanları hem de Başbakanları tarafından paylaşıldığının farkındalar. Türkiye toplumunun da bu pozlarındaki Kürtlerin her türlü melanete mustahhak olduğunu, 'milli ordusu'na toz kondurmayacağından eminler. 34 köylüyü F-16 savaş uçuklarıyla katleden bir ordunun Genelkurmay Başkanı'nın 'biz PKK'lı zannettik ama zaten kaçakçılık yapıyorlardı' pervasızlığına büyük Türk reformcu diye uluslararası güçlerce pazarlanan Başbakan'ın 'teşekkür ve tebrik'le karşılık vermesi, en alt düzeydeki uzman çavuşun da insanlığı terk müsadesidir. Kürt çocukları dağlarda kimyasal silahlar da dahil hertürlü yöntemle imha edilmeye çalışılırken; bütün siyasal kadroları, aktif unsurları, gazetecisinden avukatına kadar rehin alınırken bunun 'Kürtleri özgürleştirme' hamlesi olduğu propagandası yapıldığını gören profesyonel katillerin, fiilerini sosyal paylaşım ağlarında paylaşacak kadar 'medenileşme'leri de anlaşılır.

Bugün artık fışkıran toplu mezarlar karşısında AKP'ye minnet duyulmasını bekleyenlerin de 2002'den bugüne kadar devam eden sistematik mezalimin göz kamaştırmaya müsait ambalajının yetmediğini görmeleri gerekir. Türk devleti, henüz Kürtleri 'iyi' ve 'kötü' kategorisiyle 'yoketme' ve 'entegre etme' merhalesini aşmadı. Kemalist Cumhuriyet, diri zihniyeti ve bütün uzuvlarıyla işbaşındadır. Türkcü-İslamcıların modere etmesi sadece madara olan unsurların pasifleştirilmesinden ibarettir. Yeraltından çıkan kemiklerden dolayı AKP'yi alkışlayanların, halen yeraltına gömülenlere bakmaları, morglardaki insan parçalarından ürkmeleri, panzerin önüne konulan cesedin yanında mutluluktan gülen 'Türk nesli'nin beslendiği iklimi hissetmeleri gerekmez mi?.. Kürt basını, 'insanlık sürükleniyor', 'Çek ayağını hayvan', 'hayvanlık bile utandı' diye ayna tuttu ama yetmedi. 40 milyonu bulan mazlum Kürt halkı, sömürgeci Türk devletinin yeni yöneticilerinin artık her taraftan akan pisliklerini de yüzlerine vurmaya devam edecek.

HABER MERKEZİ