Bu hafta İngiltere gündemini meşgul eden konu ‘Kraliçenin Konuşması’ idi. Senede bir defa parlamentonun sembolik açılışı sırasında hükümet tarafından hazırlanarak Kraliçe tarafından okunan konuşma, aslında hükümetin önümüzdeki dönem çıkaracağı yasaların bir özeti konumunda. Kraliçe sadece okuyan konumunda olduğu için konuşmanın içeriğine dair herhangi bir müdahalesi söz konusu değil. Her sene Mayıs ayında yapılan bu konuşma, 2015 senesinde seçimler yapılacağı için hükümetinin oy toplamak için son fırsatlarından biri olarak da düşünülebilir.
Gelelim konuşmanın içeriğine. En önemli konu başlıklarından biri yine göçmenlere dönük olmuş haliyle. Önümüzdeki yasama yılında hükümetin en önemli gündemi işsizliği azaltmak ya da ekonomiyi düzeltmek için akıllıca çözümler üretmek yerine, göçmenlere hayatı daha da zehir edecek yasalar çıkartarak popülizmi devam ettirmek olmuş.
Göçmenlere dönük yeni yasalardan bir tanesi, mal sahiplerinin bundan sonra kiracılarının vize durumlarını kontrol etmelerinin zorunlu kılınması. Yabancılarla ilgili zaten fazla bir bilgileri olmayan sıradan İngiliz vatandaşlarının vize kontrolünü nasıl başaracağı ise başlı başına bir sorun. Buradaki diğer bir problem ise İngiltere vatandaşlarına yabancılar üzerinde kontrol gibi haklar tanıyarak devletin kendi polislik görevini vatandaşlarına devretmesi, yani bir nevi halkın hükümetin polisi konumuna sokulması. Bunun dışında İngiltere’ye uzun süreli oturum amacıyla gelmeyen göçmenlerin sağlık masraflarını kendilerinin ya da hükümetlerinin ödemesine dönük yeni bir yasa da düşünülüyor. Şu ana kadar İngiltere’deki tüm temel sağlık hizmetlerinin herkes için ücretsiz olduğuna dair bir ortak kanı vardır. Artık bu algılayışın da değişmesi bekleniyor.
Diğer bir önlem olarak da kaçak göçmen çalıştıran işverenlere daha sert cezalar verilmesi gündemde. Pekte yaratıcı olmayan ve muhafazakar düşüncenin temel sorunsalından biri olan yüksek cezaların tüm sorunları çözeceğine dair acizlikten kaynaklı bir algılayış burada da kendini gösteriyor. Bir diğer yasa ile kaçak göçmenlerin ehliyet alabilmeleri de engellenecek. Kraliçenin okuduğu metne göre bu önlemlerin amacı ‘bu ülkeye katkıda bulunacak göçmenlerin teşvik edilmesi, diğerlerinin ise dışlanması’.
Kraliçenin konuşmasında, göçmenler dışında toplumun en alt kesimleri ve çalışanlara yönelik hayatı zorlaştıran önlemler de ihmal edilmemiş. Emeklilik yaşının 67’ye çıkarılması hızlandırılarak öne çekiliyor. Böylece özellikle geçler artasında oldukça büyük bir problem olan işsizlik sorununu halletmek için çareler üretmek yerine yaşlıların daha geç emekli olmaları sağlanarak toplumun dikkati farklı bir yöne çekiliyor. Ayrıca çoğunlukla engelliler ve yaşlıların yararlandığı sosyal yardım için bakıcı ödeneklerine de üst limit getiriliyor. Zaten çoğunlukla asgari ücretle çalışan bakıcıların üzerindeki sorumluluklar ve denetimler arttırılarak bir nevi ek cezalandırma yapılıyor.
Hükümetin önümüzdeki dönem üzerine çalışacağı diğer yasalar ise tamamen çıkar odaklarını korumaya dönük. Kamuoyunda büyük tartışmalara yol açan fakat hükümetin ısrarla devam ettiği hızlı tren hattı projesi için hükümete gerekli onayı ve kamulaştırmaları yapma hakkı veren iki adet yasa hazırlanacak. Ayrıca savunma bütçelerinin yeniden yapılandırılarak yedekte hazır tutulan unsurların kapasiteleri arttırılacak. Diğer bir konuda özelleştirme şekliyle tepkiler toplayan su ‘sektörüne’ yeni firmaların girmesini kolaylaştıracak düzenlemeler yer alıyor.
Aslında hükümetin taktiği hep aynı. Çocuklara daha fazla yemek yedirmek için yapılan ‘bak uçak geçiyor’ yalanı gibi her şey. Kraliyet konuşmasında da bu politikanın devamı olarak göçmenlerin tüm sorunların kaynağı olduğuna dair gerçek dışı bir algı yaratarak halkın gündemi meşgul ediliyor. Bu arada da kendi üst sınıflarının güç ve sömürülerini arttıracak önlemleri sessizce yasalaştırıyorlar. Hükümetin göçmenlerle olan savaşı öyle basite alınacak bir konu olmamakla beraber gizlenen bir durum olmaktan da çoktan çıktı. Takke düştü kel göründü.
Muhafazakarların göçmen avı
İngiltere Gündemi