- Türkiye’de doğruları söylersen dokuz köyden kovulursun, asla onuncu köyün olduğuna inanmayacaksın.

- Türkiye’de Roboski’yle uğraşacağına Dobrovski’yle uğraşacaksınız. 34 yoksul Kürt vatandaşın katledilmesinde “Elbette ki devletimizin bir bildiği vardır” diyeceksiniz.
-  İktidarla barışık olmanın yolu lay lum loy gazetecilik yapmaktan geçer. “Sayın Bülent Arınç ve beraberindekiler Yemen türküsünü söylerken…” asla “detone oldular.” diyemeyeceksiniz, dememeniz gerekir.
- Zaman zaman muhalefete çamur atmaktan, muhalefete iftira atmaktan kaçınmayacaksınız çünkü bilmelisiniz ki eğer bugünkü iktidar devrilirse bu, sizin de sonunuz olur.
- Söylediğin başını yakabilir. Bin düşün, bir yazma, hatta mümkünse hiç yazma.
- Başbakan ve iktidar mensuplarına biat et, sonra soru sor.
- Yasaların öncelikle yönetenleri koruduğunu asla aklından çıkarma.
- Bugünün mağdurları yarın iktidar olduklarında aynı yasalara sığınırlar.
- Bu memleketi sen kurtaramazsın. Dünyada ebediyete intikal etmemiş hiçbir Don Kişot yoktur. Musa Anter’den ders almadıysan Metin Göktepe’ye bak.
- Bu kurallara uymazsan sen bilirsin.
- Ya bunlara uyarsın ya da aptallık edersin.

28 Şubat ve yeni muktedirler

28 Şubat 1997'den sonraki Zaman ve Demokrasi gazetelerinin manşetlerini paylaşan Adil Kurt, bugünkü durumlarına dikkat çekti. Zaman'ın 2 Mart 1997 tarihli ”Bir Kere Daha Demokrasi” şeklindeki manşetinde şunlar yazılıyor: "Yapılan açıklamayı farklı yorumlasa da bütün kesimler, demokrasinin korunması ve tansiyonun düşürülmesi konusunda birbirine yakın görüşler açıkladılar. Beklenenin aksine kuruldan kaos değil, iş birliği ve yakınlaşma ile neticelenen mesajlar çıktı.”
Demokrasi gazetesi ise “MGK Kararları Muhtıra” şeklinde manşeti şu spotla işleniyor: “Seçimle gelmiş, seçimle gideceği belli bir hükûmete muhtıra veren MGK, Susurluk kazasıyla ortaya çıkan kontrgerilla ve devlet içindeki gizli örgütlenmelere sessiz kalmaktadır.”

Çağdaş Kaplan’ın iddianamesi

Tutuklu DİHA muhabiri Çağdaş Kaplan hakkındaki iddianameyi örnek olarak sunan Adil Kurt, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in, Kaplan için “Bu, gazetecilik faaliyetinden dolayı tutuklanan bir gazeteci değildir. Bir müteahhidi kaçırma fiilinden dolayı…” dediklerini hatırlattı. İddianemede bile böyle bir suçlama olmadığını kaydeden Kurt, "Tamamında gazetecilik faaliyetleri vardır. Savcının, hakimin söylemediği şeyi siz söylemişsiniz. Bugün de bir 28 Şubat vakası yaşanırsa Çağdaş Kaplan ve arkadaşları çıkar, bugün burada başlığını size gösterdiğim Demokrasi gazetesinin onurlu duruşunu tekrar sergilerler, o darbe girişiminin karşısında dururlar ve emin olun, bugün her defasında, her fırsatta takla atma gayreti içerisinde olan gazeteler de böyle manşet atarlar. O nedenle gerçekleri söyleyen, gerçekleri konuşan, gerçekleri yazan gazetecileri bu şekilde heba etmeyin" diye konuştu.

TRT'nin korsan yayını

TRT’nin Kürtçe korsan yayın yaptığını belirten Kurt, "TRT, niye Kürtçe korsan yayıncılık yapsın? Bunu düzeltin. Getirin yasasını biz düzeltelim, destek veririz size. Yani Kürtçenin, Kürt kavramının yasalara geçmesinden neden bu kadar imtina ediyorsunuz? Bunları düzeltmemiz gerekiyor. Bunda hiç kimse kaybetmez bu düzenlemeleri yaptığınızda, tersine bir sıkıntıyı ortadan kaldırmış oluruz" dedi.

ANKARA