Dokunulmazlıklarla ilgili oylama yapıldı. Oylar şimdilik "referandum" bölgesinde. Yarınki oylama nasıl bir sonuç doğurur? Bu konuyu konuşalım.

"Muhalefet" monolitik değil. Her partinin kendine göre amacı var.  

Bu parçalı durum ilk bakışta AKP’nin "yenilmez" bir güç olduğu hissini uyandırıyor. Vatandaş muhalefeti bir "bütün" halinde göremediği için, diyelim ki, AKP’yle CHP arasındaki duruma bakıp, "ohoooo, CHP nerde AKP nerde" diyor. Bahçeli’nin matrak hallerine bakıp, "ha AKP, ha MHP" diye saçını başını yoluyor. HDP’nin Kürdistan’da AKP’yi ezip geçtiğini, Kürtlerin çoğunlukta bulunduğu illerde oylarını yüzde 90’lara kadar tırmandırdığını göremediği için, "HDP yüzde 13’lük oyuyla AKP’nin yanına bile yaklaşamaz" diye kahroluyor.

Ama bu kadar dövünmeye gerek yok.

Yalnız muhalefet değil, AKP de parçalı...Bir partinin "kurucu çekirdeğinin" yüzde doksanı o partinin içinde muhalif konumundaysa, bu durum iktidarın parçalı olduğunu gösterir. AKP’de durum budur. AKP öyle bir partidir ki, bu partide Dışişleri Bakanlığı, Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı yapmış bir kişi, şu anda AKP’nin "reisinin" muhalifidir. Arınç, daha geçen gün bir Üniversite’de konuşacakken, polis konuşmasını yasaklayıverdi. Arınç kurucudur. AKP’nin içindedir. Bu durumda AKP bir bütün müdür? Daha geçen gün dokunulmazlık görüşmelerinde Başbakanlık koltuğunu boş bırakıp, bir kenara çekilen Davutoğlu "bölünmez bir bütünün parçası" sayılabilir mi? AKP çömleği çatlak.

Ve dokunulmazlık oylamasında, bu partinin 20 vekillik fire verdiğinden söz edenler var. 20 AKP’linin "hayır" demesi, bilelim ki, 100 CHP’linin "hayır" demesinden, yüz kat daha önemlidir. Çünkü bu 20 fire, ilk büyük sarsıntıda AKP tiranlığının çökeceğinin işaretidir.

Gelelim tekrar muhalefete.

Muhalefet savaş söz konusu olduğunda paramparçadır. Milliyetçilik muhalefet saflarını mahvetmiştir. Kürdistan halklarının hakları söz konusu olduğu zaman muhalefetin ezici çoğunluğu AKP’nin ve ordunun peşine takılmaktadır.

Ama eğer siz hedefi daraltırsanız, örneğin, "tek adam rejimine" karşıtlık temelinde muhalefete bakarsanız durumu nasıl görürsünüz?

CHP’nin yüzde yüzü "tek adam rejimine" karşıdır.

HDP zaten öyledir.

Ya MHP? MHP tabanının çoğunluğu, Akşener ve diğer muhaliflerin tabanı "tek adam rejimine" karşıdır. Biz bunu MHP Büyük Kongre delege çoğunluğunun muhaliflerden yana verdiği imzalardan biliyoruz. Erdoğan’ın stepnesi haline gelen Bahçeli’ye MHP’nin çoğunluğu karşıdır.

Yukarıda 20 AKP’li vekilden söz ettik. Tabanda artık AKP seçmeninin en azından yüzde 20’si "Başkanlık rejimine" karşıdır.

Bunun toplamı, Erdoğancı AKP’nin gücünden fazladır.

Bu muhalefetin ittifak değil, fakat tek bir hedefe kilitlenmesi durumunda Erdoğan rejiminin temelleri 8 derecelik depremle sarsılır, bina çöker.

Böyle bir sarsıntı ihtimali var mı?

Var.

Eğer, yarın yapılacak oylamada, CHP ve HDP yüzde yüz katılımla "hayır" derse.

MHP içinden yarıya yakın bir "hayır" oyu çıkarsa.

AKP içinden 20/30 vekil "hayır ya da çekimser" oy kullanırsa...

Anayasaya aykırı değişiklik, 330’un altında kalırsa...

Erdoğan’ın "zayıflığı" ortaya çıkar. Zayıflamayı gören askeri ve sivil bürokrasi "korkar". "Siyasi soykırımcı" Sulh Ceza Hakiminin gazeteciyi, genci, akademisyeni, siyasetçiyi tutuklayacakken "nutku tutulur." Nusaybin ve Şırnak’a tankının namlusunu çeviren JÖH’çünün tetiği "tutukluluk" yapar.

"Batıcı sermaye" ve "Batıcı medya" kıpırdar. Koç "tos" vurmaya hazırlanır. Ahmet Hakan, "ne yani sen ‘tek adamsan’ biz eşeğin ayağı mıyız?" diye yazmaya başlar. Mehmet Metiner bu defa Özgür Gündem’e sığınmaya kalkmasa bile, örneğin Sözcü’nün kapısını çalar.   

330’un altına düşmek, "zirveden düşme" sürecinin başlangıcı olur. Gemi henüz batmamıştır, ama, batacağı anlaşılmıştır; fareler sürüler halinde deryaya atlar.

O halde, "tek adam rejimine" karşı olan CHP, HDP, MHP muhalefeti ve AKP muhalefeti yarın "hayır" derse, bu "tek adama" hayır anlamına gelir.  

7 Haziran şansını heba ettiniz, bari bunu heba etmeyiniz...