7 Haziran seçimlerinden sonra ortaya çıkan tabloya bakılınca, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AKP’nin içinde olacağı bir koalisyona izin vermeyeceği kanaati birçok kesimde oluşmuştu. Başbakan Davutoğlu’na verilen hükümeti kurma görevi, CHP ve MHP ile siyasal literatüre koalisyon görüşmelerinde giren istikşafi görüşmelerle geçti. Resmen seçmenle dalga geçilen bu süreç seçime evrildi.

AKP için bu dönemde en zor olan ise 4 partili erken seçim hükümetiydi. Bu nedenle Anayasa ve yasalardaki tüm boşluklar değerlendirmeye alındı. Yine el altından MHP destekli erken seçim hükümeti kurulması önerildi. MHP’nin AKP’nin önerilerine kapısını kapatmasının ardından erken seçim hükümetinin nasıl kurulacağının hesapları yapılmaya başlandı. Hükümette yer alacak bakanların görevi devralacak olan Davutoğlu tarafından seçileceği, basın üzerinden kamuoyuna sunularak siyasal partilerin nabzı ölçüldü. CHP ve MHP seçim hükümetinde görev alacak bakanların kendileri tarafından belirleneceğini kamuoyuna deklare ederek, bu duruma karşı bir pozisyon aldılar. HDP’nin nasıl bir tutum alacağı beklenirken, HDP MYK, Eşbaşkanları bir açıklama yaparak 78 milletvekilinin tamamının bu görevi yapabileceğini ve kendilerine gelecek teklifi kabul edeceklerini açıklayarak, Davutoğlu’nun tek başına seçim hükümeti kurmasının önünü kapattılar.

HDP’nin bu hamlesinin ardından AKP, Emek Partisi içindeki tartışmaları da dikkatle izleyerek, üç vekile bakanlık teklifi gönderdi. Levent Tüzel’in bakanlık teklifini kabul etmeyeceğini hesaplayan AKP kurmayları, Tüzel üzerinden HDP içerisinde yeni bir tartışmanın fitilini ateşlemeyi hedeflediler. Bu durumun HDP’li seçmende bir tartışma yarattığı da bir başka gerçek. Bakanlık görevi verilen HDP milletvekilleri de bilinçli bir şekilde seçilerek, HDP içerisinde başka bir tartışma açılması hesaplansa da HDP’nin MYK toplantısı ve milletvekilleriyle birlikte alınan kararla bu boşa çıkarılmıştı.

Erken seçim hükümeti kurulması çalışmasında yapılan ince mühendislik hesaplamalarıyla aslında üç siyasal partide de iç karışıklık ile seçmen nezdinde kafa karışıklığına yol açılması hesaplanmıştı. CHP ve MHP’de de seçilen isimler özenle seçilmişti. CHP’de eski Genel Başkan, CHP’nin kurucularından İsmet İnönü’nün torunu ile Kılıçdaroğlu’nun A Takımı’ndan bazı isimler seçilmişti. Yine MHP’de Tuğrul Türkeş ile Meral Akşener’in seçilmesinin sıradan tesadüfler olmadığı da biliniyor.

CHP milletvekilleri, CHP’nin aldığı karar nedeniyle bu görevi ret ederken, Tuğrul Türkeş’in bakanlık görevini kabul etmesiyle birlikte MHP’de Türkeş’in disipline sevk edilmesine ve hatta ihracına giden bir süreç de başladı.

Mühendislik çalışmaları bununla sınırlı kalmadı. BBP Eski Genel Başkanı Yalçın Topçu’nun hükümete bağımsız kontenjanından alınması, Saadet Partisi ile ittifak görüşmeleri bu mühendislik çalışmasının sonucudur.

Yine seçim hükümetinde kamu kurum ve kuruluşlarında atamaların durdurulması, HDP’li bakanların hükümetle uyum içinde çalışmamaları durumunda azledileceklerinin medya üzerinden kamuoyuna yansıtılması seçim hükümeti çalışmalarının özel bir ekip tarafından yürütüldüğünü ortaya koymaktadır.

7 Haziran seçimleri sonrasında yürütülen bu politikalarla, hem yeni bir hükümetin kurulması önlenmiş, hem de AKP iktidarının sürekliliği sağlanmış oldu. 

Yapılan kamuoyu yoklamaları da 1 Kasım seçim sonuçlarının 7 Haziran seçim sonuçlarından farklı olmayacağını ortaya koymaktadır. O zaman 1 Kasım seçimleri sonrasında, Türkiye'nin, yeni bir mühendislik çalışması ve onun ortaya çıkaracağı sonuçları tanışmaya hazır olması gerekir.