İngiltere Gündemi
Avrupa Birliği (AB) üyesi olduğu halde birlikle ekonomik ve siyasi bütünleşme konusunda hep belli bir mesafeyi koruyan Britanya, Euro bölgesinde yaşanan ağır ekonomik krize karşı en ciddi B planı olan ender ülkelerdendir herhalde. Britanya’da gerek siyasi elit gerekse de iş ve finans dünyası AB’nin en zayıf halkası olarak kabul edilen Yunanistan başta olmak üzere sorunlu bazı üyelerin birlikten çıkarılmasını bir kabus senaryosu olarak değil, gerçekçi bir seçenek olarak dile getirmekten çekinmiyorlar. Aynı çevreler ülkelerin kendi ulusal paralarına dönerek daha gevşek bir birliğe gidilmesini ekonomik krizden çıkışın bir yolu olarak da görüyorlar.
Birliğin zayıf halkalarının külfetini taşımak istemeyen bu yaklaşım bir yanıyla Britanya’nın kendi ekonomik çıkarlarını koruma güdüsüyle açıklansa da, meselenin arka planında biraz da Britanya toplumundaki AB karşıtlığı yatıyor. AB üyeliğinin bugüne kadar Britanya toplumunda kayda değer bir kabul gördüğünü söylemek güç.
Bu hafta kamuoyu yoklama kuruluşu ComRes’in yayınladığı bir araştırmanın sonuçları Britanya’da AB karşıtlığının ulaştığı boyutu çarpıcı şekilde ortaya koyuyor. ComRes’in araştırmasına göre Britanya’nın AB üyeliğine yönelik yapılacak bir referandumda halkın yüzde 46’sı ülkenin birlikten çıkması yönünde oy kullanacağını söylerken, birlikte kalma yönünde oy kullanacakların sayısı sadece yüzde 30’da kaldı. Yani sıradan bir Britanyalı hantal bir bürokratik aygıta dönüşen AB’nin sınırları içinde artık yaşamak istemiyor.
Euro bölgesine ilişkin karamsarlığın iyice arttığı bir dönemde yapılan araştırma 2014’te yapılacak Avrupa Parlementosu (AP) seçimlerinde AB karşıtı partilerin oy patlaması yapabileceğinin de işaretini veriyor. ComRes’in araştırmasına göre Muhafazakar Parti’ye oy veren seçmenlerin yüzde 26’sı AP seçimlerinde Britanya’nın birlikten çıkmasını savunan Britanya Bağımsız Partisi’ne (UKIP) oy vereceğini söylerken, İşçi Partili seçmenin yüzde 11’i, Liberal Demokrat Partili seçmenin ise yüzde 14’ü bu partiye oy vereceğini ifade ediyor. Britanyalıların AP seçimlerine düşük katılım oranı da göz önüne alındığında önümüzdeki seçimlerde Brüksel’e gönderilecek milletvekillerinin neredeyse çoğunluğu AB karşıtı partilerden olacak gibi görünüyor.
Ülkede artan bu AB karşıtlığı merkez partileri ciddi şekilde kaygılandırıyor. Ancak tam da bu kaygıların arttığı bir dönemde ana muhalefetteki İşçi Partisi’nin Muhafazakar Parti’yi köşeye sıkıştıracak önemli bir siyasi hamle hazırlığı içerisinde olduğu basına yansıdı. İşçi Partisi’nin Gölge Kabinesi’nin Britanya’nın AB üyeliğinin referanduma sunulması için bir tasarı üzerinde çalışmalar yaptığı belirtiliyor. Parti, olası bir referandumda AB’de kalma yönünde kampanya yürüteceğini söylese de, toplumda AB’ye dönük ciddi kuşkuların oluştuğu bir dönemde böyle bir girişimin önemli siyasi riskler taşıyacağı dile getirilyor. Parti kurmaylarının Genel Başkan Ed Miliband’tan 2014’te yapılacak AP seçimlerinden önce topluma referandum sözü vermesini istedikleri kaydediliyor.
Önümüzdeki dönemde gündemi daha fazla meşgul etmesi beklenen AB referandumu konusu iktidardaki Muhafazakar Parti’nin aşil topuğudur bir anlamda. Partinin yönetim kademesi belli rezervlerle AB yanlısı olsa da birlik karşıtı milletvekillerinin sayısının oldukça yüksek olduğu biliniyor. Euro bölgesindeki krize karşı ortak mali politika belirlemek amacıyla hazırlanan anlaşmaya imza atmayarak partisindeki AB karşıtı muhalefeti biraz olsun dindirmiş görünen Başbakan David Cameron’un İşçi Partisi’nin refarandum hamlesi karşısında epey zorlanacağı belirtiliyor. Muhafazakarların bölünmesine bile yol açabilecek böyle bir gelişme koalisyon hükümetinin geleceğini de etkileyecek doğal olarak. Tabi, İşçi Partisi’nde de Britanya’nın Euro bölgesinin ekonomik yükünü sırtlanmaması gerektiğini söyleyen ve AB dışında kalmanın ülkeyi daha güçlü kılacağını dillendiren milletvekilerinin sayısı az değil.
Britanya’nın AB’deki yerinin halka sorulması gerektiğini söyleyerek referandum için kampanya yürüten sivil oluşumların çalışmalarında da son dönemde ciddi bir artış olduğu gözleniyor. People’s Pledge adlı kuruluşun Thurrock şehrinde yaptığı mini oylamanın sonuçlarına göre halkın yüzde 89.9’u AB ile ilgili referandum yapılması gerektiğini belirtiyor.
Tüm bu gelişmeler Britanya’da önümüzdeki dönemde halkın siyasi elitler tarafından belirlenmiş siyasi ve idari angajmanlara artık daha fazla itiraz edeceğine işaret ediyor. Ülkenin merkez siyasi partileri açısından ise AB yanlısı olamanın gittikçe ateşten bir gömleğe dönüştüğü zorlu bir döneme giriliyor.
Muhtemel bir referandum Britanya’yı AB dışına sürükleyebilir