İngiltere Gündemi


Kuzey Fransa’da yer alan Dunkirk’teki bir mülteci kampında çocuk ve kadınlara insan ticareti yapan kişiler tarafından tecavüz edildiği haberi gündeme bomba gibi oturdu. Bu olay sadece Fransa’nın değil tüm Avrupa’nın ayıbı. En başta da İngiltere’nin. Zira ebeveynleri İngiltere’de olup, kendileri Fransa’daki mülteci kamplarında kalan çok sayıda çocuk var. 

Geçtiğimiz Ekim ayında Fransa’ya bağlı Calais’teki mülteci kampı kapandığında İngiltere sadece bebeklerin İngiltere’ye alınmasına izin verdi, ama çocukları Fransa’da bıraktı. Calais’teki mülteci kampın yıkılmasında büyük bir rolü olan İngiltere onlarca çocuğu da ailesinden ayırdı. 

Ekim ayında İngiliz yetkilerinin mülteci seçimi tamamen rastgeleydi. Fransa’da bıraktıklarının başlarına çok kötü şeylerin geleceğini bile bile hem de. Binlerce mülteci oraya buraya savruldu. Başvuruları ret edilen 36 mülteci çocuk Aralık’ta İngiltere İçişleri Bakanlığı’na dava açtı. Dava henüz sonuçlanmadı ama bedeli ağır olacak. Göçmenlik kanunun 67. maddesine göre ebeveynsiz ve yardıma muhtaç çocuklar İngiltere’ye kabul edilebilirler ama İçişleri Bakanlığı kendi kanunlarını bile yok saydı.  

Fransa’daki kamplarda cinsel istismara uğrayanların açıklamalarına göre İngiltere’ye götürülmek için şebekelerin her dediğini kabul etmek zorunda kalıyorlar. Çünkü Dunkirk’te kalan mültecilerin en yakınları İngiltere’de ve onlara kavuşmak için bu tacirlerinin her dediğini yapmak dışında bir şansları yok. Mültecileri cinsel istismara mecbur bırakıldığı için İngiltere İçişleri Bakanlığı şimdilerde topa tutuluyor. İngiltere’nin en büyük hukuk şirketlerinden olan Bindmans, Dunkirk Legal Destek Ekibi’nin (Legal Support Team) başvurusuyla bakanlığın yanlış politikasından dolayı yüzlerce çocuk ve kadının insan haklarına aykırı davranışlara maruz kalmalarına sebebiyet vermekten dava açtı. 

Öte yandan bu konuda bakanlığa kızgınlıklarını bir mektupla dile getiren 50 bin kişinin imzası da Başbakan Theresa May’e iletildi. Canterbury Başpiskoposluğu bile geçtiğimiz Cuma günü hükümete seslendi ve mülteci çocukların kaderlerine terk edilmemesi gerektiğini savundu. Tepkiler artarken hükümet sessiz. 

Bakanlık, bu tartışmaları yatıştırmak için Fransa’dan 350 mülteci çocuğu kabul edeceklerini açıkladı ki bu vekillerin ve yardım kuruluşlarının bekledikleri sayınının sadece yüzde 10’u civarında. Bu demektir ki orada bırakılan çocuklar, her türlü kötü muamele ve cinsel istismara maruz kalmaya devam edecekler. 

Dunkirk kampında kalan binlerce mülteci çok kötü koşullarda yaşıyor ve birçoğu ne pahasına olursa olsun İngiltere’ye gelmeye çalışacaklar. 

Ana muhalefetteki İşçi Partisi’nin vekilleri ve insan hakları kurumları aylardır İngiltere’yi bu konuda uyarıp durdu ama nafile. 

Dava açanlar çok büyük bir ihtimalle kazanacaklar ama kim bilir mahkemeler ne zaman sonuçlanacak. Bu süre zarfı içerisinde çocuklar en kötü koşullarda yaşamaya devam edecekler. Peki dava bile açamayanlar? Onlara ne olacak? Fransa’nın kırsal kasabalarına, oraya buraya savrulan Afrika ve Ortadoğulu çocuklar Avrupa’ya karşı büyük bir nefretle büyüyecekler. Radikal İslamcılığın Avrupa’da neden bu kadar revaçta olduğunu soranlara ise güzel cevap olacaklar.