
Sosyalist Kadınlar Birliği (SKB) ve Kervan Mülteci Kadın Hareketi'nin (Karawane) "Tecride karşı hep birlikte" sloganıyla ikincisini organize ettiği Mülteci Kadın Konferansı, Almanya'nın Frankfurt kentinde, üç gün süren oturumlarla gerçekleştirildi. Almanya'nın Berlin, Hamburg, Ulm, Stuttgart, Mannheim, Düren, Köln ve Frankfurt kentlerinden gelerek konferansa katılan farklı ülkelerden mülteci kadınlar, sorunlarını tartıştı, çözüm aradı. Afganistan, Arjantin, İran, Peru, Afrika ülkeleri, Türkiye ve Suriye gibi birçok ülkeden mülteci kadınların yaşam öyküleri ise, konferansın en ilgi çekici sunumları oldu. Halen mülteci kamplarında kalan kadınlar ise kamplardaki zorlu koşulları ve görevlilerin kötü muamelesini anlattı.
Konferans, 20 Haziran Cuma günü yapılan basın toplantısıyla başladı. Toplantıda, SKB üyesi Naciye Alpay, Kamerun'dan kaçan mülteci Rosetta Nack Nyeneck ve Karawane üyesi Gambialı mülteci Bintou Bonjang birer konuşma yaptı.
'Alman yasaları izole ediyor'
Naciye Alpay şunları söyledi: "Bizler ülkelerinden, ailelerinden, sevdiklerinden uzağa kaçmak zorunda kalan, kaçış esnasında günlerce susuz, aç kalıp ölüme direnen, günlerce enselerinde kurşun korkusuyla kaçmak zorunda kalan kadınlarımıza destek için buradayız. Kadınlarımız, Alman yasalarından dolayı da ağır bir izolasyona, tecrite, insanlık dışı muamelelere, bürokratik baskılara maruz kalmaktadır. Egemen sistem, izolasyonla bir araya gelmememizi, güç kazanmamızı sağlamaya çalışıyor."
Alpay, Kürt kadın mücadelesini de örnek göstererek, bu mücadelenin mülteci kadınların mücadelesine de örnek olabileceğini söyledi.
'Üç çocuk tek odada yaşanır mı?'
Alpay ardından konuşan Rosetta Nack Nyeneck ise, Almanya'daki kamp yaşamını anlattığı konuşmasında şunları söyledi: "Bir kadınım, aynı zamanda bir anneyim. Çocuklar var ve ben çocuklarımı buraya getiremiyorum. Yaşadığım kampta travmalı olan çok sayıda kadın var. Savaşların travması yetmiyormuş gibi bir de Almanya'da hakaretler, baskılar ve kötü muameleler devam ediyor. Neden bize, o kadar acı yaşayan kadınlara bu kadar kötü davranıyorlar? Amaçları bize yardım etmek mi yoksa bizi hayattan bıktırmak mı? Hangi aile üç çocuğuyla birlikte yıllarca küçücük bir odada yaşayabilir?"
'Sünnet edildim, tecavüze uğradım'
Kendi hayat hikayesini anlatan Bintou Bonjang ise, iltica ederken ülkesindeki devlet şiddetini anlattığında "Sana inanmıyoruz" dediklerini, bu yüzden üç kez intihar girişiminde bulunduğunu söyledi. Bonjang, sözlerini şöyle sürdürdü: "8 yaşındayken yaşıtım olan başka kız çocuklarıyla beraber ormana götürüldüm. Anneannem beni karanlık bir odaya götürdü. Orada gözlerimi kapattılar, kollarımı ve bacaklarımı sıkıca tutarak cinsel organımı sünnet ettiler. Üç hafta ormanda rehin tutulduktan sonra okula götürüldüm. 'Anlatırsan bir daha yaparız' diyerek korkuttular. Sonra, babam yaşında bir adama zorla verildim. Bu adam bana her gün tecavüz etti. Sonra, vahşi sancılar içinde bir çocuk doğurdum."
Bonjang, gözyaşları içinde devam ettiği konuşmasında, Almanya'nın iltica başvurusunu, "Zaten sünnet edilmişsin, artık ülkende baskı görmezsin" diyerek reddettiğini anlattı.
Schwundeck anısına yürüyüş
İlk gün, konuşmaların ardından akşam saatlerinde 9 Mayıs 2011 tarihinde iş ve işçi bulma kurumunda ekmek parası istediği için polis tarafından öldürülen Christy Schwundeck anısına düzenen yürüyüşle sona erdi. Frankfurt Bockenheim caddesinin en işlek yerinde gerçekleşen yürüyüş boyunca İngilizce, Almanca, Fransızca ve Türkçe yapılan konuşmalarda mülteci kadınlar neden ülkelerini terk etmek zorunda kaldıklarını anlattı, Almanya'da yaşadıkları eşitsizliğe dikkat çekti.
Konferansın ikinci günü Cumartesi günü, iki ayrı oturum gerçekleştirildi. Birinci oturumda, kadınların iltica sebepleri ele alındı. İkinci oturumda ise kamplarda yaşayan mülteci kadınların konuşabileceği "açık kürsü" yapıldı.
Birinci oturumda söz alan kadın aktivist Gülay Boran, 7 yıl hapis cezası alması sonrası Türkiye'den ayrılıp Almanya'ya iltica talebinde bulunduğunu, 5 yıldır iltica talebinin sonuçlanmadığını anlattı. Boran, konuşmasının devamında mültecilerin güncel sorunlarına ilişkin verileri ve istatistikleri paylaştı.
İkinci oturumda ise çok sayıda kadın, mültecilik deneyimlerini ve düşüncelerini paylaştı.
Konferansın ikinci günü, Fransızca, İngilizce, Farsça, Kürtçe ve Türkçe ile Afrika'nın çeşitli dillerinde yapılan müzik dinletileriyle sona erdi.
Somut planlar tartışıldı
Konferansın üçüncü gününde, Almanya'daki kadın mücadelesinin nasıl güçlenebileceğine dair tartışmalar yürütüldü. Bazı somut planlanmaların yapıldığı toplantıda, özellikle sınırdışı edilmek istenen mülteci kadınlar için düzenlenen acil yardım kampanyaları ve mültecilerin tamamına uygulanan "30 kilometre seyahat sınırı" uygulamalarına karşı düzenlenecek eylemler planlandı.
NİHAL BAYRAM/FRANKFURT