Mültecilerden ülkelerine dönmeleri isteniyor. İsviçre’nin bir yandan Kürt sorununun çözümünü destekliyor gözükmesi, diğer yandan Türkiye’de “çözüm süreci” devam ederken, Kürtlere yönelik “sert” kararlar vermeye başlaması büyük bir paradoks oluşturuyor.


Getirdiler sonra da reddettiler

Sözkonusu kararlardan birinin mağduru da 2008 yılından beri İsviçre’de mülteci olan Bingöllü Tahir Açıg oldu. Türkiye’de 2006 yılında ‘PKK’ye yardım ve yataklık’tan suçlamasıyla tutuklanan Açıg, 2007’in Temmuz ayında İsviçre’nin Ankara Konsolosluğu’na başvurarak iltica talebinde bulundu. Konsolosluk talebi kabul ederek, Açıg’ın İsviçre’ye gidebileceğini kararlaştırdı. Açıg İsviçre’ye gitti ancak kendisine oturum hakkı verilmedi. En sonunda da Mart ayında kendisine ‘Türkiye’de terörist bir örgüte yardım ve yataklık etmişsiniz’ denilerek başvurusu reddedildi. Karara itiraz eden Açıg’a verilen cevapta en kısa sürede İsviçre’yi terk etmesi istendi.

İltica gerekçesi ‘terörizm’ sayıldı

Yani Türkiye’nin Açığ’ı yargılama gerekçesi, İsviçre’de sınırdışı için bahaneye dönüştürüldü. Ankara’daki İsviçre Konsolosluğu Türkiye’nin yargılama nedenlerini iltica gerekçesi sayarken, Bern bu gerekçeleri ‘terörizm’ sayarak, Açığ’ı sınırdışı etme kararı aldı.

PKK ‘terör’ listesinde yok

Esasen İsviçre Mülteciler Dairesi ve Fedaral Mahkeme’nin bazı mültecilerin iltica başvurularındaki gerekçelerini ‘terörist eylemler’ olarak yorumlaması İsviçre’nin PKK kararlarıyla da çelişmektedir. Zira İsviçre’nin Avrupa Birliği gibi bir ‘terör örgütleri’ listesi bulunmuyor. Dolayısıyla İsviçre’de PKK de ‘terör örgütleri’ listesinde yok.

Emsal karar görülmüyor

Üstelik Belizona Yüksek Mahkemesi geçen yıl PKK’li olduğu savunulan bir Kürt gencinin Fransa’ya teslim edilmesi talebini “PKK, İsviçre’de terörist örgütler listesinde bulunmuyor. Bu nedenle sözkonusu şahıs Fransa’ya iade edilemez” diyerek emsal bir karara imza atmıştı.

Şiddet eylemleri bahane ediliyor

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması talebiyle İsviçre’de yapılan kimi eylemlerde bazı gençlerin aşırıya kaçarak şiddete yol açması ‘terör’ suçlamalarına zemin yaratılmak için bahane ediliyor. Federal Mahkeme bu münferit olayları ‘terörizm’ suçlamasının gerekçesi olarak kullanmak istiyor. Ama mülteci başvuruları bu gerekçelerle reddedilen Kürtlerin hiç birinin bu olaylarla bir alakası yok. Federal Mahkeme’nin Türkiye mahkemelerinin şahıslara yönelik suçlamalarını esas alarak yeni kararlar veriyor olması, İsviçre’nin Kürt politikasının önemli bir evreden geçtiğinin sinyallerini veriyor.

Cenevre Konvansiyonu’na aykırı
İsviçre sözkonusu kararlarıyla uluslararası mülteci sözleşmelerini ve Cenevre Konvansiyonu’nu hiçe sayıyor. Herhangi bir nedenle ya da iç savaş yaşanan bölgelerde yaşam güvencesi olmayan kişilere mülteci hakkı tanıyan yasaların varlığına rağmen alınan kararlar, Kürtlerin mültecilik nedenlerini sınırdışı gerekçesine dönüştürüyor.

FEKAR: Önlem almalıyız
İsviçre Kürt Dernekleri Fedarasyonu (FEKAR) Başkanı Cevdet Demir, gazetemize yaptığı açıklamada, son dönemlerde çok sayıda Kürt’ün benzer nedenlerle iltica başvurularının reddedildiğine dikkat çekerek, “Bu kararların siyasi olarak verildiği apaçık ortadadır ve yarın nasıl şekilleneceğini, Kürt kurum ve siyasatçilerine nasıl yöneleceklerini kestiremeyiz. Bu konuları karşılayacak mekanizma- larımızın olmaması büyük bir eksiklik. Acilen önlemler alınması gerektiğini tartışıyoruz” dedi.


ALİ ÖZŞERİK/ZÜRİH