Almanya Federal İçişleri Bakanı sıkı bir pazarlığın ardından mültecilerin pozisyonunu daha da ağırlaştıran yeni bir anlaşmanın ardından istifasını geri çekti. İç ve dış politika ve kirli pazarlıklara konu olan mülteciler ise Akdeniz’in sularında ölmeye devam ediyor. Ölümler son haftalarda yoğunlaştı. FEHMİ KATAR BERLİN Almanya Federal Hükümeti’nin iktidar ortaklarından iki parti Hristiyan Demokrat Parti (CDU) ve Hristiyan Birlik Partisi (CSU), mülteci politikasında istifaya varan anlaşmazlığını önceki akşam Berlin’de yaptıkları görüşme ile giderdi. Alman hükümetini düşmekten kurtaran görüşmelere göre Dublin Anlaşması’na takılan mültecilerin parmak izlerinin olduğu ya da vize aldıkları ülkelere hızlı bir şekilde geri göndermesini öngören 3 maddelik bir anlaşma sağlandı. Geçen hafta ‘mülteci krizi’ gündemiyle yapılan AB toplantısından istediği sonucu alamayan Alman hükümeti düşmekle yüz yüze kaldı. AB’nin mülteciler ile ilgili aldığı kararlardan memnun olmayan hükümet ortağı Bavyeralı CSU Başkanı ve aynı zamanda İçişleri Bakanı olan Horst Seehofer, pazartesi günü hem parti başkanlığından hem de İçişler Bakanlığı görevinden istifa ettiğini duyurdu. Aynı günün akşamında CDU ve CSU’nun yönetimleri arasında yapılan uzun görüşme sonucunda taraflar, mülteciliği zorlaştıran 3 madde üzerinde anlaştı. Dublin kapsamında anlaşmaya varıldı CDU ve CSU’nun anlaşmaya vardığı üç madde, Dublin Anlaşması kapsamına giren mültecilerin geri gönderilmelerini esas alıyor. * Buna göre ilk olarak başka ülkede parmak izi olduğu ya da başka ülkeye vizesi olduğu için, Dublin yasası kapsamında o ülkede mülteci başvuru alınan mültecilerin ülkeye girişlerinin engelenmesini ön görüyor. * İkinci maddeye göre de sınır bölgelerinde transit merkezleri kurulacak. Dublin Anlaşması’na tabi oldukları için iltica başvuru başka ülkede olan mülteciler, bu merkezlerde işlemleri yapılarak, ilgili ülkelere gönderilecek. Bunun sağlanması için de ilgili ülkelerle idari anlaşmalar yapılarak, alt yapısı oluşturulacak. * Üçüncü maddeye göre ise eğer sorumlu ülke mültecilerin kendilerine geri göndermesini öngören idari anlaşmayı yapmazsa o zaman Almanya ve Avusturya arasındaki sınır anlaşmasına göre bu mülteciler, Avusturya’ya gönderilecek. Anlaşma ile birlikte istifasını geri aldığını açıklayan Horst Seehofer, „Gelecekte Almanya ve Avusturya sınırında illegal göçü engeleyecek olan açık bir anlaşmaya“ vardıklarını açıklarken, CDU’lu Başbakan Angela Merkel “Çok iyi bir pazarlık“ yaptıklarını söyledi. CDU/CSU anlaşması uygulanabilir değil CDU ve CSU’nun yönetimi, anlaşmadan oldukça memnun. İki partinin önümüzdeki günlerde, koalisyonun diğer ortağı Almanya Sosyal Demokrat Partisi’ni (SPD) ikna etmeye çalışacağı belirtiliyor. SPD’li yöneticiler ise bu anlaşmanın, koalisyon anlaşmasına ters düştüğünü düşünüyor. Yeşiller, Sol ve sivil toplumun da eleştirdiği anlaşmanın geleceği ile ilgili üç konuda belirsizlik var: * Birincisi, hükümet şimdiye kadar hep kapalı mülteci kamplarına karşı çıkan ortağı SPD’yi nasıl ikna edilecek? * İkincisi, mülteci karşıtlığı ile bilinen Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz ile mültecileri geri alması için nasıl anlaşma yapılacak? * Son olarak da mahkemenin bu sınırda geri göndermeye karşı karar alması durumunda ne olacak? Almanya, AB ülkelerini ikna edemiyor Şimdiye kadar 12 ülke kendi ülkelerinde mülteci başvurusu yapan mültecileri geri almayı kabul ederken İtalya, Polonya ve doğu Avrupa’daki bir çok ülke, kendi ülkelerinden mülteci başvurusu yapmasına rağmen Almanya’ya gelenleri geri almayacağını duyurdu. Geçen hafta AB zirvesinde Almanya’nın bütün ısrarlarına rağmen, sadece net bir bağlayıcılığı olmayan „Ülkelerin geri alım için idari anlaşma yapacak“ ifadesi, sonuç bildirgesine girdi. Avrupa’nın öldüren mülteci politikası Afrika ülkelerinden Akdeniz üzerinden Avrupa’ya gelmeye çalışan mültecileri kurtarmayı misyon edinen Seewatch gemilerinin engelenmesinden dolayı 2018’in en öldürücü 3 günü günü yaşandı. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği, Cuma günü 100 kişinin Akdeniz’de boğulduğunu, pazar gününde 63 kişiden haber alınamadığını rapor etti. İtalya’nın, limanlarını daha çok sivil toplum örgütlerine ait kurtarma gemilerine kapatması, Malta’nın kurtarma gemilerine el koyması ile beraber bugünlerde Akdeniz, bu yılın mülteciler açısından en can alıcı günlerini yaşıyor. Yine BM verilerine göre son haftada 400’ün üzerinde mülteci boğularak hayatını kaybetti. Bu ölümlerle beraber, bu yılın ilk gününden şu ana kadar binden fazla mülteci hayatını kaybetti. Can kayıplarındaki bu artışı, yukarıda belirtmiş olduğumuz gibi İtalya’nın limanlarını mülteci gemilerine kapatmış olması ve Malta’nın da bu gemilere el koyması tetikledi. Savaştan, yoksulluktan ve diğer toplumsal krizlerden dolayı mülteciler ise Avrupa devletlerinin göçü sınırlamak için yasaları daha da sertleştireceğini düşünerek bir an önce harekete geçmek istiyor. Tabi ki bu bir yığılmayı ortaya çıkardığı gibi, riskli ve güvensiz koşullarda yolculuk, ölüm oranlarının artışını da birlikte getiriyor. AB Afrika’da mülteci kampları kurmak istiyor  Geçen hafta AB ülkeleri hükümetleri ‘Avrupa’nın sınırlarını korumak’ gerekçesiyle bir zirve düzenledi. Zirvede hem mültecilerin geldiği ülkelerde hem de Avrupa’ya vardıkları ülkelerde büyük mülteci kampları kurmak konusunda anlaşmaya varıldı. Bir nevi cezaevi olan bu kamplarda, gelenlerin başvuruları kısa sürede sonuçlandırılarak, mültecileri geldikleri ülkelere geri gönderme esas alınıyor. Bu anlaşmaya göre Avrupa sınırlarını korumakla görevli FRONTEX, daha da güçlendirilecek. Böylece mesela, Libya üzere gelen mülteciler yakalanmaları durumunda yine Libya’da inşa edilen BM’ye ait mülteci kamplarına gönderilecek. Mülteciler başvurularını bu kamplarda yapacak. Mülteci ‘kabul’ veya ‘ret’ cevabıyla bu kamplarda karşılaşacak. Mülteciler diktatörlerin insafına terkediliyor BM mülteci kamplarına hiçbir Afrika ülkesi olumlu yaklaşmazken, sivil toplum örgütleri AB’nin mülteci hareketini durdurmak için Libya’da yaptığı gibi çeteler ve diktatör rejimlerle çalışacağından endişe ediyor. Güney Sahra’dan gelen mültecilerin çoğunun geçiş güzergahı olarak kullandığı Libya’nın sahil güvenlik görevlileri sadece geçen hafta sonu bin mülteciyi Akdenizi aşmaya çalışırken engelledi. 2018’in ilk 6 ayında 10 binden fazla mülteciyi Akdeniz açıklarında tutuklayıp, ağır insan hakları ihmalinin olduğu cezaevi şartlarındaki kapalı mülteci kamplarına götürüyor. İşkence, tecavüz ve katliamların yapıldığı kamplar şu ana kadar sivil toplum örgütleri ve gazeteciler tarafından onlarca kez belgelenmesine rağmen AB, Libya ile çalışmaya devam ediyor. Başta Almanya olmak üzere AB’nin Suriye veya Afganistan’dan gelebilecek mültecilere karşı set olarak düşündüğü bir diğer ülke ise Türkiye. AKP, AB’nin Türkiye ile yaptığı mülteci anlaşmasını her zaman bir şantaj olarak batıya karşı kullandı. Ancak AB geçen hafta, 3 milyar euroyu daha serbest bırakarak Türkiye’ye mülteciler durdurması için rüşvet vermeyi sürdürdü.

İsviçre mülteciye kapalı

ALİ ÖZŞERİK ZÜRİH Avrupa Birliği (AB) ülkeleri arasında mülteciler konusundaki anlaşmazlık İsviçre’ye de yansıdı. Durumdan pay çıkaran İsviçre, AB ile yapılan mülteci anlaşmalarına rağmen, İtalya ve Yunanistan’dan mülteci almayacağını açıkladı. İsviçre hükümeti ile AB arasında yapılan yeniden yerleştirme programı kapsamında İsviçre’nin İtalya ve Yunanistan’dan belirli miktarda mülteci alması öngörülüyordu. İsviçre hükümeti bu karara rağmen artık ülkesine sığınmacı kabul etmeyeceği açıkladı. Sonntags Blick gazetesine açıklama yapan Federal Göç Dairesi, İtalya ve Yunanistan’dan yeni sığınmacı kabul etmek gibi bir düşünceleri olmadığını vurguladı. AB Komisyonu’nun Göç, İçişleri ve Vatandaşlıktan Sorumlu Üyesi Dimitris Avramopoulos, İsviçre’ye daha fazla sığınmacı kabul etmesi için 2017 sonbaharında öneride bulunmuştu. İsviçre ise İtalya ve Yunanistan’da, AB’nin yeniden yerleştirme kriterine „uygun sığınmacı“ kalmamasını gerekçe göstererek bu talebi geri çevirmişti. İsviçre’nin bahanesi ise bu iki ülkeye ayak basan sığınmacıların 2017 Ekim ayından önce AB göç yetkililerince kayıt altına alınması olmuştu. AB Komisyonu’nun Göç, İçişleri ve Vatandaşlıktan Sorumlu Üyesi Dimitris Avramopoulos, İsviçre’nin 1500 mülteci alacağını açıkladığını, yeni kararının ise bunun reddi anlamına geldiğini vurgulayarak „şaşkınlık içindeyiz“ dedi.

Avusturya da 'sınırlarını koruyacak'

Avusturya, Berlin'in mülteci politikasını değiştirmesi durumunda güney sınırlarında önlem alacağını duyurdu. Almanya'da başka bir ülkede kayıtlı mülteciler için 'transit merkezleri' kurulması planlanıyor. Viyana'da yapılan açıklamada "Almanya'nın uzlaşmayı yürürlüğe koymasının Avusturya hükümetini halkın dezavantajlı duruma düşmemesi için gerekli önlemleri almak zorunda bırakacağı" belirtildi. Açıklamada öncelikle İtalya ve Slovenya sınırlarındaki kontrollerin arttırılmasının kaçınılmaz olacağına yer verildi. Almanya'da CDU ve CSU arasındaki uzlaşmayı koalisyon hükümetinin diğer ortağı SDP'nin de onaylaması durumunda sınırda başka bir Avrupa Birliği ülkesinde kayıt altına alınmış olanlar, kısa sürede yetkili AB ülkesine gönderilmek üzere sınırdaki 'transit merkezlerinde' kalacak veya Avusturya sınırında derhal geri çevrilecek. SPD şimdiye kadar böyle bir düşünceye karşı çıkıyordu. VİYANA