Aylardır mülteciler üzerinden kirli pazarlıklar yapan Avrupa Birliği (AB) ve Türkiye, cuma günü Brüksel’de anlaşmaya varmıştı. Tartışmalı anlaşma dün resmen yürürlüğe girdi. Anlaşmaya göre Türkiye, Yunanistan’a geçen mültecileri -Suriyeli olsun ya da olmasın- 4 Nisan’dan itibaren geri almaya başlayacak. Bunun karşılığında Türkiye’den bir Suriyeli sığınmacı AB’ye verilecek. Bu bire bir değişim uygulamasında Türkiye’den AB’ye yerleştirilecek mülteci sayısı ilk etapta en fazla 72 bin olacak. Bu sayı aşıldığı takdirde uygulama askıya alınacak. Mültecilerin geri gönderilmesi işleminde Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği de yardımcı olacak. Tüm masraflar AB tarafından karşılanacak. 


Hemen uygulanması mümkün değil

Aralarında güvenlik ve göç konusundaki yetkililerle çevirmenlerin de bulunduğu 2300 uzmanın Yunanistan’a giderek anlaşmanın uygulamaya geçirilmesine yardım edeceği bildirildi. Ancak dün basına konuşan Yunan yetkililer bu uzmanlardan hiçbirinin henüz ülkeye gelmediğini, anlaşmanın da hemen uygulamaya geçirilemeyeceğini çünkü hâlâ kilit bazı detaylar üzerinde çalışılması gerektiğini belirtiyor. Yunan hükümetinin göç konusundaki sözcüsü Giorgos Kyritsis dün AFP’ye, “Böylesi bir plan sadece 24 saat içinde devreye sokulamaz” dedi.


1 milyon mülteci geri mi gönderilecek?

Zira Yunanistan’dan geri gönderilecek mültecilerin sayısının epey yüksek olduğu ve dosyalarının incelenmesinin ve karar verilmesinin zaman alacağı belirtiliyor. Ocak 2015’ten bu yana yaklaşık bir milyon göçmen ve mültecinin Türkiye’den Yunanistan’a geçtiği belirtiliyor.  


İnsan hakları örgütleri çok tepkili

Öte yandan mülteci kampına dönüşmesi karşılığında Türkiye’ye mali destek sağlanmasını ve AB’yle tam üyelik müzakerelerini hızlandırmayı hedefleyen anlaşma uluslarası insan hakları örgütlerinin tepkisi çekiyor. BM, AB ve Türkiye arasındaki mülteci anlaşmasının uluslararası hukuka aykırı olduğunu açıklamıştı. Mülteci ve insan hakları örgütleri de aynı görüşte: Geri Kabul Anlaşması hukukla bağdaşmıyor.

Uluslararası Af Örgütü, AB ile Türkiye’nin mülteciler üzerinden anlaşmaya varmasını ağır ifadelerle eleştirdi. Örgüt, anlaşmaya varıldığının Cuma günü yaptığı ilk açıklamasında “İnsanlık adına kara bir gün” demişti. Örgüt sonraki daha detaylı açıklamasında ise Avrupalı liderleri “laf kalabalığı” yaparak mülteci krizine sırtını dönmekle suçladı. Af Örgütü’nün Avrupa ve Orta Asya Direktörü John Dalhuisen, “Türkiye, mülteciler ve göçmenler için güvenli bir ülke değil. Bunun aksini iddia ederek göçmenleri geri göndermek yanlıştır, yasa dışıdır ve gayri-ahlakidir” dedi. 


Türkiye güvenli değil

İnsan hakları kuruluşu Pro Asyl Başkanı Günter Burkhardt de “AB sığınmacıların insan haklarını Türkiye’ye satıyor” dedi. Anlaşmayla Yunanistan’da sığınmacıların toplu olarak gözaltına alınıp, sınır dışı edilme tehdidinin doğacağını söyleyen Burkhardt, bu durumun sığınmacı hakları ve insan hakları sözleşmelerinin iptali anlamına geleceğini söyledi. Pro Asyl Başkanı “Sığınmacı hakları konusunda Türkiye güvenli üçüncü ülke değil” diye konuştu.


Avrupa değerleri tartışmala hale geldi

Türkiye ve AB arasında mülteci krizi konusunda varılan anlaşmanın yankıları Almanya’da da sürüyor. Yeşiller Eşbaşkanı Cem Özdemir, anlaşmanın Avrupa değerlerini tartışmalı hale getirdiğini söyledi. Türk hükümetinin muhaliflere, gazeteci ve Kürtlere karşı tutumuna atıfta bulunan Özdemir, “Kendi vatandaşlarını takibe alıp eziyet eden bir ülke, mültecilere güvenlik sunamaz” dedi.


Merkel’e ağır eleştiri 

Yeşiller Partisi Meclis Grup Başkanı Anton Hofreiter ise anlaşmanın mimarı Almanya Başbakanı Angela Merkel’i kendi insani tutumundan vazgeçmekle suçladı. Hofreiter, Avrupa’nın kendi sorumluluğunu giderek daha fazla otokratikleşen Türkiye’ye devrettiğini söyledi. 


Avrupa’nın acizliğinin belgesi

Başından beri Türkiye ile anlaşma yapılmasına tepki gösteren muhalif Sol Parti de anlaşmayı “Avrupa’nın acizliğinin belgesi” olarak nitelendirdi. 

Sol Parti Federal Parlamento Grup Başkanı Sahra Wagenknecht, AB liderlerini eleştirerek, “basit ve ucuz” olarak görülen anlaşmanın Avrupa’yı Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bağımlı ve şantaja karşı savunmaz hale getirdiğini vurguladı. Wagenknecht, Türkiye’deki insan hakları ihlallerine ve Kürdistan’da yürütülen kirli savaş dikkat çekerek, “Suriye’de islamcı terör örgütlerin finansör ve tedarikçisi olan Erdoğan çözüm için uygun bir ortak olamaz” dedi.

Sol Parti Milletvekili Sevim Dağdelen de toplu sınırdışıların önünü açan anlaşmanın uluslararası hukuku ihlal ettiğini vurguladı. 


 HABER MERKEZİ