Bu anekdottaki çabaların ardından İbranice, 30-40 yıl içinde bir ulusun dili oldu. Ve bugün, bir halkın konuştuğu resmi bir dildir İbranice.
Yahuda misali bir çıkıştır, "Mamoste Medya". Lal olmaya karşı bir haykırış. Yüzyıllardır özünden koparılmaya çalışılan çocuklardan bir çocuk. Hiçbir sözleşmenin kapsamadığı, hiçbir evrensel normun uygulanmadığı, Türklüğün dayatıldığı statüsüz bir halkın çocuğu; buna dur diyen bir mamoste. Oysa ki Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin 30. Maddesine göre, "Soya, dine ya da dile dayalı azınlıkların çocuklarının ya da yerli halkların var olduğu devletlerde böyle bir azınlığa mensup olan ya da yerli halktan olan çocuğun ait olduğu azınlık topluluğunun diğer üyeleri ile birlikte kendi kültüründen yararlanma, kendi dinine inanma ve uygulama ve kendi dilini kullanma hakkından yoksun bırakılamaz."
Bırakın bu maddede yazılanları, Mamoste Medya, yaşama hakkı gibi en temel haklardan da yoksun bırakılan Kürdistan'ın çocuklarından biri. Türk dizilerinin, masallarının dayatıldığı, rol model olduğu bir kaosa maruz kalan çocuklar... Milyonlarca Kürt çocuğu gibi çocukluklarını yaşamadan yaşlarından büyük mücadelelere giren çocuklardan biridir Medya: İstisnasız herkese bir isyan!
Mamoste Medya, dil serüvenini şöyle dile getiriyor: "Ben dil mücadelesine sekiz yaşında başladım. Zaten, ailemden dolayı sadece Kürtçe biliyordum. Annem hep bana Kürtçe masal anlatırdı. Sokakta arkadaşlarım Türkçe konuştukları zaman iletişimde sıkıntı çekiyordum. Hep Kürtçe konuşmak istiyordum. Kurdî-Der'e gidip 3 ay eğitim aldım. Öğrendiklerimi arkadaşlarıma da öğretmek istiyordum. Zaten arkadaşlarımı Kürtçe bilme şartıyla seçiyordum. Evimizde (Sur içinde avlulu bir ev) kendi odamı kartondan yaptığım ders tahtalarıyla sınıfa çevirdim. Çünkü etrafımdakilere Kürtçe öğretmek istiyordum. Arkadaşlarıma ve akrabalarıma burada ders verdim. Yirmi yedi kişiye mezuniyet belgesini verdim. Her evin Kürtçe okulu olmasını istiyordum. Gün TV'de, daha çok annemden öğrendiğim masalları arkadaşlarımla paylaştığım 'Zarokên Rojê ' adlı çocuk programını oluşturduk. Ben ders verdiğimde polisler eve geliyordu. Neredeyse her gün evimizin etrafında dolaşıyorlardı, annem ve babamla konuşuyorlardı. Bununla birlikte Milli Eğitim Müdürlüğü'nde müfettişin soruşturması vardı. Kürtçe öğrettiğim için niye kızdılar bilmiyorum. Şu an on beş yaşındayım ve etrafımdakilerle Kürtçe konuşmak istiyorum."
Türkçe bilmeyen Medya'nın annesi polislerin kendilerini tehdit ettiğini ve aralıklarla evi kontrol ettiğini söylüyor. Zaten daha sonra da anne ve babaya altı yıl ceza istemiyle dava açıldı; neyse ki takipsizlikle sonuçlandı! Bütün Kürt çocuklarının Kürtçe eğitim almalarını istediğini söyleyen Mamoste Medya, Musa Anter Gazetecilik, Norveç Nafto Barış ve Medeni Ferho Dil ödüllerini aldı.
Kürdistan çocuklarının çocukluklarını yaşaması için herkesin bu vahşi asimilasyonlara karşı üzerine düşeni yapması dileğiyle... Malî ava Mamoste Medya!
NOT: Çocuk çalışması için gittiğimiz yine Sur içinde benzer bir durumla karşılaştık. Dokuz yaşında olan Dêrsim, bir Kürt çocuğu. İki yıldır anlamadığı bir dilde eğitim almayı reddediyor. Öğretmenlerinin ve ailesinin ısrarlarına rağmen Dêrsim, bir türlü okula gitmedi. Bugün kendi ana dilinde okuma yazma öğrenmeye başlıyor.
MURAT İPEK: Sömürge bir sistemde dilin var edilme mücadelesi ve Mamoste Medya