Bilindiği gibi Botan eyaleti kadın ordulaşmasının ilk örgütlenip geliştiği eyalettir. Kadın ordulaşması ‘93’te geliştirildiğinde, kadın yapısının ezici bir çoğunluğu Botan’da bulunuyordu. Daha sonraki yıllarda da saflarımızdaki kadın yapısının hemen hemen yarısı veya yarısına yakın bir kısmı Botan alanında bulunurdu. 1998 Martı’nda Önderliğimiz Kadın Kurtuluş İdeolojisi’ni geliştirdikten sonra bizlerle ve Botan Kadın Yapısı’nın (o zamanki adıyla YAJK) sorumlusu olan Zelal arkadaşla telefon üzerinden konuşarak Kadın Kurtuluş İdeolojisi’ne ilişkin perspektifler verdi. Bunun ardından Botan eyaletindeki kadın yapısı Haftanîn’de bir konferans gerçekleştirdi. Konferansın bitimi sonrası Zelal arkadaş bir grup arkadaşla birlikte Besta’ya ulaştı. Aynı günün akşamı operasyon da başladı.

Operasyonun ilk gününde Zelal arkadaş, yanında bulunduğu grupla (ki bu karargah gücü oluyordu) Mêrgûmar eteğine ulaşmıştı. Bizler ise Serikê Mihemedê Osê’deydik. 11 Nisan’da bizim bulunduğumuz grup da, Zelal arkadaşın bulunduğu grup da çatışmaya girdi. Onlarınki hafif çatışmaydı. Geri çekilmişlerdi ama o geri çekilmede 10 kişilik bir grup kopmuştu. Geri kalan grup diğer gün bizim grubumuzla birleşti. O zaman gücümüzü Garisa gücüyle birlikte bir düzenlemeye tabi tuttuk ve ikiye bölündük. Bizimle, yani karargahla birlikte hareket eden 4 kadın arkadaş vardı; her 4’ü de komutaydı; onlar da bir nevi karargah gücüydü. Bunlar Zelal, Agirî, Cihan ve Delal arkadaşlardı. 


‘Tepeyi tutup çatışalım’

Sabahın erken saatlerinde, bu güçle birlikte üstlendiğimiz yerde, yakın mesafeden bir çatışmaya girdik. Daha doğrusu düşman önceden yerimizi tespit edip baskın biçiminde üzerimize geldi. Biz oradan çekildik. Fakat düşman da önden yolu tutmak üzere iki taraftan ilerliyordu. Orada en önde olan 5 kişilik grubun geçebileceği, fakat ardından gelenlerin geçemeyeceği görüldü. Bunun üzerine, “karargah yönetimi geçsin; diğer arkadaşlar başının çaresine bakar” önerisi geldi. Fakat bunu kabul etmedik. Bu 5 kişiden biri de Zelal arkadaştı. Zelal arkadaş, “o zaman tepeyi tutup çatışalım” dedi. Tepe de yakın bir mesafedeydi. Düşman, grubun etrafını yeniden kuşatabilmek için birçok yere helikopterlerle indirmeler yapıyordu. Helikopterler tepeye indirme yapmadan önce tepeye ulaşmak için hızla ilerledik. Nihayetinde tepeye ulaştık. Ama düşman da etrafına indirmeler yaptı, güçlerini araziden tepeye doğru da harekete geçirdi. 

İşte o harekete geçen, düşmanı ilk karşılayan Zelal ve Delal arkadaşlardı. Zaten o birimi pratikte yöneten daha çok Zelal arkadaştı. Zelal arkadaş, güçleri sevk-idare ve koordine etmede yetkin bir düzeyi, kadın erkek herkesin güven duyduğu bir duruşu vardı. Dolayısıyla mevzilenme ve tutulacak yerlerin belirlenmesi gibi komuta görevlerini fiilen üstlenmişti. Kendisi Delal arkadaşla ilk cephede çatıştıktan sonra orayı bırakıp bir kademe geri geldi. Delal arkadaş yaralanmıştı. 


Komutan Zelal’in zılgıtları eşliğinde düşman püskürtülüyor

Orada 10 ila 20 metre arasında, kısa mesafede çatışmalar yaşandı. Kısa mesafede olmasını biz istedik; çünkü aksi durumda hem uçak hem de kobra helikopterlerle bizi zorlayabilirlerdi. İlk günkü çatışmada uçak saldırılarından dolayı 5 şehit vermiştik. Bu yüzden ‘düşman gelip tam bomba mesafesine girince çatışalım’ diye düşünülerek mevzilenme yapıldı. İşte düşman birçok kere o yakın mesafeden,  mevzilerimizin olduğu yere saldırı yaptı. Düşmanın her saldırısı kırıldığında ve düşman geri püskürtüldüğünde Komutan Zelal arkadaş zılgıt çekiyordu. Çatışmalar bu biçimde belli bir süre devam etti. Ancak bu saldırılardan birinde düşman bozguna uğratıldı fakat  Zelal arkadaş da şehitler kervanına katıldı.


Agirî, Cihan, Delal, Adnan…

Agirî arkadaş öteden beri Botan’da düşmanın üzerine saldırıya geçmede öne çıkmış bir arkadaştı. Hareketli tabur içindeki bağımsız kadın takımında bulunuyordu. Çok savaşkan, cesur bir Apocu fedaiydi. Onun bu çatışmada gösterdiği fedakarlık ve yönetimi kurtarma adına ortaya koyduğu yiğitliği birkaç cümleyle izah etmek mümkün değil. Bu yüzden bu yazıda bu konuya hiç girmek istemiyorum. O arkadaş da büyük bir yiğitlik göstererek, adeta oradaki tüm birlik için kendisini feda edip en ön cephede çatışarak şehadete ulaştı.

Cihan arkadaş pratikte tecrübesi olan, yiğit bir bölük komutanıydı. Goyî’ydi. Daha önceki bir çatışmada birliğin üzerinde uçan helikopteri düşürmek için bir savaşçıdan B-7 silahını alıp helikoptere sıkmış ve helikopteri darbelemişti. Gözüpek ve inisiyatifliydi. Cihan arkadaş ile karargahın muhaberecisi olan Serhildan arkadaş (Amed Eyalet Komutanlığı’nı yapan Şehit Cemal arkadaşın yeğeni) çatışmanın batı bölümünü tek başına göğüslediler. Sabahtan akşama kadar orada düşmanla boğuştular. Düşmanı çok yıpratmışlardı. Şehit düşene kadar o cepheyi bırakmadılar. Sonradan şehit düştükleri anlaşıldı ama düşmana o kadar büyük darbe vurmuşlardı ki, onlar şehit düşmüş olmalarına rağmen düşman oradan ilerleyememişti.

En son, zaten hava saldırısında yaralanmış olan Delal arkadaş da şehit düştü. Böylece bu çatışmada bulunan YAJK karargah gücü olan dört arkadaş da şehadete ulaştı. 14 Nisan günü yaşanan bu çatışma, düşmanın birçok koldan çok yoğun saldırılar yaptığı, bazen de geri çekilip uçaklarla ve ardından helikopterlerle sürekli bir biçimde alanı vurduğu bir çatışmaydı. Bu dört arkadaş, hem çatışan güçlerin koordine edilmesinde hem de birebir ön cephelerde çatışma içinde büyük bir rol oynadılar. Zaten o tepede toplam 6 şehit ve 2 yaralımız vardı. 4’ü bu kahraman arkadaşlardı. Bu çatışmada şehit düşen bir diğer arkadaş ise Efrînli Adnan arkadaştı. 


İhanetçi Şemdin düşmanın koordinesinin yanında

14 Nisan Herekol çatışması, tümüyle kadın komuta duruşu ile direnişin sergilendiği bir çatışma oldu. Düşman orada kimlerin bulunduğunu biliyordu. Bu yüzden birçok koldan çeteleriyle birlikte saldırıp sonuç almak istiyordu. 2’inci Ordu Komutanı’nın bizzat kendisinin koordine ettiği bu çatışmalarda, Şemdin Sakık ihanetçisinin de düşman koordinesinin yanında bulunduğu bilgisini sonradan aldık. Yani onun da verdiği bilgilerle keskin bir saldırı ile sonuç almak istiyorlardı. Akşama kadar çok sert geçen bu çatışmalarda, evet bu arkadaşlar şehit düştü ama düşman da istediği sonucu alamadı. 

Çok dar bir kuşatma vardı. O şartlarda Cihan ve Serhildan arkadaşlar dışındaki tüm şehit arkadaşların naaşları bir yerde toplandı. Cihan ve Serhildan arkadaşların mevzisi uzak olduğu için cenazeleri getirilememişti. Bu arkadaşların malzemeleri üzerlerinden alındı. Onları gömme ya da cenazelerini kaldırma durumumuz yoktu. Hem susuzluk ve açlık; hem de geriye kalan 8 kişiden 2’sinin yaralı olması; ayrıca etrafta düşman kuşatmasının devam ediyor olması, yoldaşlarımızı defnetmemizi engelliyordu. Bu yüzden naaşları bulunan arkadaşların bedenleri tek sıra halinde dizildi ve ardından akşam bir olanak yaratılıp kuşatmadan çıkıldı. 


Direnişin komutanları

14 Nisan Herekol direnişi, Zelal yoldaşın hem komuta ettiği, hem birebir çatıştığı hem de o mermi gibi keskin zılgıtlarıyla da düşman karşısında çarpıştığı bir direnişti. Onun o morali, o coşkusu ve o büyük cesareti, oradaki bütün yoldaşları çatışma boyunca hep ayakta tuttu, onlara güç verdi. Zaten bu inanç ve moralle düşman karşısında böylesi büyük bir direniş geliştirildi. Şehadetler oldu ama düşman sonuç alamadı! Komutan Zelallerin zılgıtları öncülüğünde, burada gerilla ve kadın iradeleşmesi kendisini ortaya koydu ve düşmanın sonuç almasını engelleyerek başarısızlığa uğrattı. 

Zelaller, kadın ordulaşmasının öncü komutanları olarak her daim yaşayacak ve mücadele arkadaşları bu kahramanlıkları asla unutmayacaktır.