
Elindeki belediyelere yenilerini katrak Demokratik Özerkliği ilmek ilmek örmek isteyen BDP’nin ve Kürdistan’daki siyasi partilerin çalışmalarını yerinden görmek için Muş, Bingöl ve Dêrsim’e doğru yola çıktım. Amed’den Muş’a rakım yükseldikçe dişlerimin takırtısı da artmaya başlamıştı. Neyse ki buz gibi havada sıcacık bir Kürt evinde buldum kendimi. Kent kadar siyaseti de bir hayli soğuktu! Kentte sadece soğukluk değil; akmayan sular, bozuk yollar, beton yığını, alt yapı sorunları da hayatı iyice çekilmez kılıyor. Dahası var; tek bir park yok, en kaliteli suya sahip olmasına rağmen içme su sıkıntısı, ıslah edilmeyen iki derenin yarattığı kirlilik ve yeşile hasret.
Bitmedi; işsizliğin had safhada olduğu bu küçük ama onlarca milletti bağrında toplayan kentin sokaklarında madde bağımlısı gençler insanı hayrete düşürüyor. Üniversite öğrencilerinin ulaşım sorunu, kent içi trafiğin rezilliği, sağlık hizmetinin yetersizliği, eğitim alt yapı eksikliği, geçim sıkıntısı gibi daha birçok eksiklikten bahsetmek mümkün. Şimdi tüm bunları niye saydık! Tüm bunlar, 1929 yılından bu yana iktidar yanlısı, sağ ve ırkçı partilerin Muş halkına vermiş olduğu vaatlerin yalandan başka bir şey olmadığının göstergesi. Yani Puzzle yapıştıkça “Êdî bes e” çıkıyor karşımıza. Rüzgar bu kez halktan, haktan, özgürlükten, demokrasiden yani ezilenlerden yana olduğunu gösteriyor.
Yeni seçmen kaderi belirleyecek
Kent hakkında tahmin, izlenim, öngörü, saptama, atmosfere geçmeden önce 2009 yerel seçim sonuçlarını hatırlatmakta fayda var. 2009’da AKP 14 bin, DTP ise 10 bin 300 oy ile ikinci sırayı izliyor. Yukarıda kent hakkında vermiş olduğumuz tablo ile yeni açılan üniversiteye kayıtlı yaklaşık 8 bin öğrenciyi yan yana getirelim. Kente oy kullanacak birçok öğrencinin, yoksul Kürt çocukları olduğunu söylemek için alim olmaya da gerek yok.
Şimdi daha büyük Puzzle yapalım: “Êdî bes e” bütün okların “öz yönetimle özgür kimliğe” dönmüş olması bununla sınırlı değil: AKP’nin adayı Feryat Asya mensubu olduğu aile yurttaşlara “yaka silkelettiği” söyleniyor. Kısacası düşük bir profil olduğu belirtiliyor. Saadet Partisi’nin “kalıp” oyları, MHP’nin taban kaybetmesi, Gülen Cemaatinin paramparça olması, bağımsız adayların yarışa renk katması, kararsızların azımsanmayacak sayısı, yeni ittifaklar, bazı ailelerin BDP’ye geçmesi ve BDP’li adaylara belirgin bir itirazın olmaması da flu olan fotoğrafı biraz daha netleştiriyor.
Seçmen ne diyor, ne istiyor?
Üç gün boyunca sokaklarını dolaşarak, yemek yediğim, çay içtiğim, sohbet ettiğim herkes Cumhuriyet tarihi boyunca gelen bu bozuk düzenden şikayetçi ve bir kurtarıcı arıyor. BDP ve AKP dahil birçok partinin telaffuz edilmesi kentin çoklu etnisitesinden kaynaklı. Muş‘ta Kürt, Arap, Çerkes, Laz, Ermeni, Türkmenlerden oluşan kentin heterojenliği sokağı renklendiriyor. Kürt nüfusunun yoğunluğundan kaynaklı “oyunu kime veriyorsun” sorumun cevabı: “bizim partimiz beli” Biraz daha ısrar edince “tabii ki kendimize vereceğiz” diyerek BDP’yi işaret ediyorlar.
Tarafsız, açık ve anlaşılır birçok yurttaşın görüşlerine yer vermek isterdim ancak yer sıkıntısından kaynaklı sınırlı sayıda kalmak zorunda olduğumu vurgulama gereği duyuyorum. Muş’un “yerlilerinden” olarak kendisini tanımlayan ve Çerkes asıllı Tekin Ağa (58) ailesiyle birlikte bu kez oylarını BDP’ye vereceğini dile getiriyor: “Bizim büyüklerimiz kuru ağaç misalidir ama geçlerimiz gerçeği ve hakikati gördü. Türkiye sosyal, kültürel ve ekonomik olarak çok şey kaybetti. Tüm bunlar değişimi zorluyor ve bu değişim ancak BDP ile sağlanır.”
Eğitim- Sen Şube Sekreteri Yusuf Doğan: “2011 yılında bizzat Başbakan Erdoğan bu kente yaptığı bir mitingde doğal gaz sözü vermişti. 90 yıldır bu halka birçok vaatte bulunuldu ama hiç biri yerine getirilmedi. Halkın talepleri ve beklentileri var. BDP hiç denenmemiş ve halka verdikleri sözleri yerine getirirlerse Muş artık BDP’nin olur.”
MHP’de biliyor BDP önde
HDP İl Başkanı Robin Erdemci: “Muş pamuk ipliğine bağlı. Bu ipi koparmak da bizim elimizde. Halkın yoğun ilgisi var ve inanıyorum BDP açık ara ile seçimi götürecek.”
Çiçek Tutaş (24): “(sokağı göstererek) görüyorsunuz kadını sokakta görmek mümkün değil. Kadına siyaset hakkını tanıyan ve haklarını iade eden tek parti BDP. Bu yüzden oyum BDP’nin”
Bedrettin Çakmak (TRT muhabiri): “Kentimizin imar, katı atık, çevre, işsizlik gibi birçok sorunu var. Halkın büyük bir kısmı kararsız olduğunu ancak seçimin BDP ile AKP arasında geçeceği kesin gözüküyor. Konuştuğum ve tanıdığım birçok kişi de aynı şeyleri söylüyor. Geçenlerde MHP adayı Tarkan Dede’yi bir programa konuk etmiştim. Kendisi de seçimin BDP ile AKP arasında geçecek olmasından mustaripti.”
Apê Hus yolu gösteriyor
Geçmişten bu güne kadar Kürtleri böl, parçala, yönet siyasetinin iflas etmesi ve en son AKP ile denenen sağ, milliyetçi parti tükenince bu kez Kürt siyasi hareketi hakkında asılsız iftiralara tanıklık ediyoruz. BDP’nin seçimi kazanması halinde “esnafa kepenk kapatılacağı, sokakların çatışma alanına döneceği, Şırnak, Hakkari gibi sokakların karışacağı” gibi suçlamalarla BDP’nin yıpratılmaya çalışıldığı sık vurgulanıyor. Muhalefetin bir başka anti propagandası ise eşbaşkanlık sisteminin uygulamasıdır. Ancak antipropanganın halkta karşılığı yok. Bunların yanı sıra BDP’nin eşbaşkanlık sistemini uygulamaya koymasına rağmen partide yeterince kadının olmaması ve ev içinde tüketemediği aday tartışmaları da eksiklikler arasında saymak mümkün. Eşbaşkanların uyumlu olduğunu söylemek iyi niyetten öteye gitmez.
Kentte konuştuğumuz birçok insan BDP’nin yeterince sokağa çıkmaması, propaganda, ajitasyon, pankart, flama, bayrak ve etkinliklerini sokağa taşımaması dillendiriyor. Halkın BDP yönetimini bekliyor olmasını bulunmaz bir artı olarak kaydetmek gerekiyor. Katıldığım BDP halk toplantılarında ki hararetli tartışmalarının Kürt siyasi hareketin eriştiği demokratik düzeyini kanıtlıyor. Gözlemlerime ufak bir ama eklemek istiyorum. O da; yıkıntıya dönüşmüş bu kente BDP kendi iç tartışmalarını bitiremez ve halka söz verdiği yönetim modelini uygulamazsa o zaman hayal kırıklığı yaşanır. Özcesi halk BDP’yi bekliyor ve daha çok çalışma istiyor. “Apê Hus” aydınlık yolu gösteriyor, şehitler diyarı Muş ovasına. Umarım, dünya halklarına armağan edilen eşbaşkanlık sistemine ilişkin lokal ama yaygın sorunlar kısa bir süre içinde aşılır. Naçizane kişisel öngörüm: Kazanmak da kaybetmek de BDP’nin elindedir!
İlçelerde geniş temsiliyet hakkı var
Muş’un Hasköy İlçesinde BDP Arap bir adayla ilk kez seçime iddialı girdiği ifade ediliyor. Korkut İlçesinde hesapları altüst etmeye hazırlanan BDP, Malazgirt, Bulanık ve Varto’da rakip tanımıyor. Birçok beldeyi de yönetimlerine katmaya gayret eden BDP, Serinova beldesinde Çeçen aday ve Laz meclis üyesi adaylarıyla halkların birlikte yönetimini vadediyor.
Türkiye halklarına kapıyı açan Malazgirt İlçesinde kuyumculuk yapan Şaban Turan, “Hiç yoktan binayı diktik, şimdi sıra çatıda. Fırtınalarda kopsa bu çatıyı inşa edeceğiz” diyerek BDP’nin dışında kimseye şans vermiyor. AKP’nin meclis üyesi bulamadığı Malazgirt’de Liberal Demokrat Parti’de yarışa katılanlar arasında. Kadın kotasının uygulandığı Bulanık’ta BDP 2 bin oy fark atmayı hesaplıyor. Küçücük bir ilçede 4 gazetenin olması bende şaşkınlık yaratırken, gazeteci Mehmet Fideyil Temel, “BDP halk ile iletişim eksikliği yaşıyor. Çeşitli tartışmalar olsa da hareketi yürüten halktır. Halkın vicdanı başka partiyi burada kabul etmez” diyerek BDP’nin kazanacağına kesin gözüyle bakıyor.
Varto’dan Öcalan’a selam!
Varto’da çok uyumlu iki eşbaşkanın yaratacağı sinerji ilçe için güzel günlerin habercisi. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özel selamlarını almış olan ilçeden de seçimlerin Öcalan’ın özgürlüğü referandumuna dönüştürüleceği sözü veriliyor. Üç inanç ve çeşitli halklardan oluşan ilçede, kadın çalışmaları kendisini hissettiriyor. Gençler arasında madde bağımlılığının artığı vurgulanıyor. Eşbaşkan adayları, iki dönemdir yönetimlerinde olan belediyenin özeleştirisini halka yapacaklarını ve kadınlar, gençler için çeşitli projeleri hayata geçireceklerini, komünleri kuracaklarını ifade ediyor.
Saha çalışmasında biran olsun beni yalnız bırakmayan DİHA muhabiri Dilan Almaz ve Malazgirt, Bulanık, Varto muhabirlerine katkılarından dolayı teşekkür ederim.
Muş Demokratik Özerklikle tanışacak
Seçilmeleri halinde belediyeyi halkla birlikte yöneteceklerini, önceliklerinin cinsiyet özgürlüğüne yönelik olacağını belirten Muş eşbaşkan adayları Nimet Sezgin ve Halide Bulak, partilerine yönelik karalama kampanyalarına da yanıt verdi. Sistem partilerinin kendi aralarında ittifak arayışları olsa da seçimi kazanacaklarını söyleyen eşbaşkan adayı Nimet Sezgin, kentte yürütülen antipropagandalara da halkın itibar etmemesini istedi. BDP’nin kentteki bütün halklar için var olduğunun altını çizen Sezgin, “BDP’nin kenti karıştıracağı iftiraları atılıyor. Muş ile Hakkari’yi, Şırnak’ı karşılaştırsınlar, hangi ilin geri kaldığını kendileri görecek. Muş 81 il içinde en geri kalmış il. Kent yıllardır sisteme entegre edilmiş, hak aramasına engel olunmuş, ‘çantada keklik’ olarak hep bakılmış. Muş‘un sanayisi yok, iş alanı yok, kültürel ve sosyal olarak geriletilmiş. Elbette bu ülkede yapılan haksızlıklara, katliamlara, hak ihlallerine, anti demokratik uygulamalara sesiz kalmayacağız. Bu tepkimizi dile getirirken de hiçbir olumsuzluğa izin vermeyiz. Hizmeti, katılımcı demokrasiyi, sorunları çözmeye odaklanacağız. Bu hareket sadece Kürtlere değil, halklar için özgürlük mücadelesi veriyor. Ermeniler, Lazlar, Çerkesler, Gürcüler, Arapların adına mücadele veriyoruz. Kültürlerin ve bireylerin özgürce yaşamın güvencesiyiz.” diyerek halkın teveccühüne layık olacaklarını kaydetti. Sezgin, eşbaşkanlık sistemiyle birlikte kentin erkek egemen görüntüsünü de çalışmalarıyla değiştireceklerini dile getirdi.
Eve hapsolmayacağız!
Yaşamın dışına itilmiş kadınlara seslenen eş başkan adayı Halide Bulak ise, kenti kadınlarla birlikte yöneteceklerini ve artık kadının eve hapsolmayacağını söylüyor. AKP ve diğer tüm partilerin bu güne kadar halka vermiş olduğu sözü yerine getirmediğini de anımsatan Bulak, “Yok edilen ekolojik denge, yaşam dışına itilmiş kadın, yok sayılan gençlik, hakları olmayan engelli yurttaşlarımızla bu kenti yeniden yaratacağız. Tüm olumsuzlukları tersine çevireceğiz. Halkın beklentilerine öncelik vereceğiz. Kadınları evin dışına çıkaracağız. Projelerimizle, sosyal, kültürel, siyasal alanda öncülük görevini üsteneceğiz.” diyerek yapacakları çalışmaların ipuçlarını verdi. Bazı kadınların kendilerine “siyaset erkeğin işi “ tepkisi verdiğini anacak birçoğunun da “sizi buralarda görmek onur verici. Arkanızdayız” dediğini aktaran Bulak, seçilmeleri halinde Muş halkına barışı armağan edeceklerini dile getirdi. Etnik kökeni ne olursa olsun onlarla birlikte kenti yeniden inşa edeceklerini özelikle vurgulayan Bulak, şehrin sorunlarını bildiklerini ve çözümün de anahtarı olduklarını Muş halkıyla paylaşıyor.
Bingöl artık Çewlîg’dir!
Gimgim’da (Varto) kaldığım evden çıkarken buz tutmuş karın üzerinde yürürken ayaklarımın çıkardığı “kart-kurt” sesleri, tarihin çöp tenekesine atılmış “Doğu İlleri ve Varto Tarihi” isimli “kitabıyla” Kürtlerin Türk olduğunu kanıtlamaya çalışan Mehmet Şerif Fırat isimli zavallı geldi aklıma.
Bir gelin gibi beyaza bürünmüş dağlara baktım, sonra bastığım ayak izleri beni, Şêx Saîd’ê Paloyî’nin diyarına götürdüğünü fark ettim. Belleğim kahraman Yado Paşa’yı hatırlatıyor. “Halkına karşı borçlu” giden Mehmet Hayri Durmuş ve Mehmet Karasungur... Hepsi bir bir canlandı yüreğimde. Toprak unutur mu hiç bunca emeği! Ağır bedellerin boşa gitmediğini Çewlîg’te (Bingöl) gördüm. Çewlîg’te ilk gördüğüm hareketli gençlik karşısında şaşkınlık yaşarken, kulağıma “Genç başladık genç başaracağız” diye fısıldayan bir “yaşlı amaca”nın sesiyle irkildim. Sadede gel, seçim ne alemde sesleri duyar gibiyim! Şehirde gördüklerimi anlatmadan önce “Rojnameyê Zazakî” ismiyle aylık bir gazetenin çıkarıldığının müjdesini vereyim.
AKP’nin yarattığı şehir!
Son iki dönemdir belediyeyi elinde bulunduran AKP son seçimlerde 16 bin 500 oy ile birinci, 13 bin oyla DTP ikinci, 6 bin 600 oy ile Saadet Partisi üçüncü sırada. Mart ayında 60 bin seçmenden 50 bininin sandık başına gideceği tahmin ediliyor. Yani oylar bir hayli bölünecek gibi. Muş‘a göre daha derli toplu gözüken Çewlîg’te akşam olunca anlıyorsunuz; ak ile karayı. Hava kirliliği nefes almayı zorlaştırıyor. Çevre kirliliği, işsizlik, park alanın olmayışına alıştık da şehirde belediyeye ait bir toplu taşıma aracı olmaz mı! Kaldırım işgali, yolların köstebek yuvasına dönmüş olması AKP’den aday olamayınca Saadet’e geçen belediye başkanın marifetleri arasında. Anlaşılan o ki, Kürdistan’ın tüm illerinde uyuşturucu ve madde bağımlılığı merkezi bir politika! Kentte madde bağımlılığı yaşı, 12’ye kadar düşmüş. Cezaevinde bulunan adli tutukluların yüzde 70’i uyuşturucudan yattığı söylendi. Kentteki kadın intiharları üst sıralarda. İHD verilerine göre 2013 yılında 5 genç erkek intihar etmiş. Sebebi de malumunuz geçim sıkıntısı ve işsizlik. Tek istihdam asgari ücretin altında para veren iki çağrı merkezidir.
Hepsini saymak yerine özetleyeyim: Çewlîg, Türkiye genelinde en kötü şeylerden ilk 10’uncu, en iyi şeylerde ise son 10’un içinde yer ediniyor. Üniversite öğrencilerinin barınma sorunu ise çok ciddi boyutta. Kürt çocuklarının ev bulamadıkları için cemaat yurtlarına yerleşmek zorunda kaldıklarını vurguluyor. Bu da asimilasyonu hızlandırıyor. Suriyeli sığınmacıların sokak ortasında dilencileştirildiğini hem Muş’ta hem de Çewlîg’te sık sık gördüm. Saydıklarım seçim sonuçlarını etkiler mi sorusunu sokakta sordum işte cevap: “Bingöl ya Botan olacak ya da ‘Elazığ’!”
AKP siyasetinin iflası
AKP ve Saadet Partisi, kömür ve bedava ekmek yarışına çoktan girmiş. AKP’nin Kürdistan’da döküldüğünü partiden yaşanan istifa depremleriyle tahlil edebiliriz. AKP’li Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz şehrin sorunlarına sahip çıkmadığı için çok tepki topluyor. Hatta kendi bildiğini yaptığı için Yılmaz’a “Bingöl’ün Tayyip’i” tabiri kullanılıyor. Kenteki yolsuzluk gerçeği hiç de azımsanamaz. Saadet adayının seçim şarkılarını Servet Kocakaya’nın “şilele” parçasıyla yapması size de ilginç gelecektir. CHP’nin ise esamesi okunmuyor.
BDP çok avantajlı
Rüzgarın değil fırtınanın BDP’den yana estiğini söyleyenlerin sayısı az değil. “AKP’nin şehrimize yaydığı hastalıkları doktorlarımızla temizleyeceğiz” esprisi doktor olan BDP milletvekili İdris Baluken ve belediye eşbaşkan adayı Dr. İlhan Çakabay için kullanılıyor. Rojava Devrimi ve barış süreci şehrin siyasetine heyecan kattığı kesin. AKP’nin yolsuzlukları, Gülen Cemaati’nin düşen maskesi de beli bir etki yaratmış. 45 yaş altı ve üstü seçmen profili çok değişken. Gençler BDP’den yana oy kullanacaklarını söylerken, ileri yaşta olanlar kısık sesle cevap vermeyi tercih ediyor. Kürtlerin kendini yönetme arzusu çok yoğun. 8 bine yakın üniversite öğrencisi içinde oy kullanacak olanların seçimin kaderini belirlemesinde önemli rol oynayacak. Öğrencilerin tamamı çevre illerinde geldiğini not edersek BDP’nin avantajları arttığını gösteriyor. Halkın Fırat Anlı’yı unutmadığını ve kendilerini ziyaret etmeleri isteğini vurgulayalım.
BDP Milletvekili İdris Baluken’i her partiden insanlar seviyor ve sempati duyuyor. Garip gelebilir ama muhtarlık seçimi için kent içinden köylere seçmen kaydırıldığı kesin bir bilgi ve köylere akan oyların çoğu da aşiretsel yapılardan dolayı AKP’den gittiği belirtiliyor. Muş için de aynı şeyi söylemek mümkün. Haliyle AKP çok tedirgin. Ek bir şey daha: Çewlîg’te 12 mahalle var ve eşbaşkan adayı Çakabay’ın 11 teyzesinin olduğu istihbaratını aldım. Artık siz düşünün! Ayrıca daha önce Kürt Özgürlük Hareketine mesafeli duran birçok ailenin bu seçimde BDP’nin saflarına katıldığı kaydedildi.
Sonuç ittifaklara bağlı!
Ulusal ve yerel basından 10 gazeteciyle yaptığım sohbette, seçimlerin son güne kadar beli olmadığını, sağ partilerin her an ittifak yapabileceği, hizbullah bakiyesi üzerine kurulan bir partinin AKP ile dirsek temasında olduğu, mevcut belediye başkanı Serdar Atalay’ın ‘yaptığı ankette’ BDP’nin önde olduğu çıkardığım sonuçlardan bazıları. Aday profilleri arasında BDP’li adayların şanslı olduğu da dillendirildi. Bingöl Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ömer Şanlı, yarışın BDP ile AKP arasında geçeceği fikrinin ağırlıkta olduğunu söylüyor. Bazıları da BDP ile Saadet arasında olduğunu söylüyor.
Emeksiz bir şey olmaz!
“Emeksiz bir şey olmaz” diyen Nihat Boldaş isimli yurttaş, “BDP’nin rehavete kapılmadan çalışması halinde seçimi alır” görüşü birçok kişiden de duydum. Baro Başkanı Erdal Aydemir, BDP’li adayların profil avantajlarına dikkat çekti. İHD Bingöl Şube Başkanı Mehmet Can İnce, özelikle barış sürecinin kentte getirmiş olduğu rahatlama ile şimdiye kadar oluşan korku duvarlarının parçalandığını ve bunun da BDP’ye yaradığını ivedilikle belirtti. BDP tabanında birçok insan, “Burası Kürdistan şehridir. Süreç 5-10 yıl öncesi gibi değil. Korku duvarlarını parçaladık ama dışarıdan bakılan önyargıları kıramamışız” diye sitemde bulunuyor. Son olarak, seçim tarihi yaklaştıkça emniyet, jandarma, istihbarat, valilik ve devletin tüm kurumlarının anketler yaptırdığını ve anket sonuçlarına göre sağ partileri uzlaştırmak için hakemlik yaptıklarını duyduğumda; 2009 yerel seçimlerinin sonuçları açıklandığında dönemin DTP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın “Burada yarışan iki güç vardı: biri DTP, diğeri de tüm devlet kurumları ve partileri” sözünü hatırladım. Yarın: Çewlîg-İlçeleri ve Dêrsim...
HAZIRLAYAN: SEDAT YILMAZ