‘Aç insan ekmek ister, tok insan demokrasi ister’ sözü genel bir doğru olmasına rağmen, Kürdistan’da fazlaca hükmü yoktur.

Anaların, çocuklarının mezarlarını bulmak için eylem yaptığı bir coğrafya da... Toplu mezarlarda bir taş sahibi olabilme umudunu taşıyan anaların var olduğu bir coğrafya da...
Bir babanın ülkesinin ve halkının özgürlüğü için, dünyanın bir yerinde diplomatik tarafikte sıkışıp, onyedi yaşındaki oğlunun cenazesine katılamadığı bir coğrafya da...
Yaşıtlarının gelecek ve sevgili hayali kurdukları bir dünyada, onyedi yaşındaki bir gencin ülkesini ve halkını korumak için silahlı çatışmaya girmek zorunda kaldığı bir coğrafya da... Dünyanın dörtbir yanından devşirilmiş, silahlandırılmış, maaşlandırılmış ‘İslam ordusu’nun, din kardeşlerini(!) kurbanlık koyun gibi kestiği, kalplerini çıkarıp yedikleri bir coğrafya da...
İbadet için gittikleri ortak mekanlarda, “Kürd’ün malı da, canı da, kadını da size helaldir” vaazlarının verildiği bir coğrafya da...
Bunları duyup da din kardeşliği(!) adına susanların bolca olduğu bir coğrafya da...
Binlerce kilometre uzaklarda kurulan masalarda, içinden tel örgüler ve mayınların geçirildiği dört parçalı bir coğrafyayı bize bırakan atalarımızın bir zamanlar var olduğu bir coğrafya da..
Atalarımızın bize bıraktığı bu karanlık dünyayı, bedenlerini ateşe vererek aydınlatmaya çalışan gençlerin varolduğu bir coğrafya da...
Binlercesinin zindanlar da, binlercesinin dağlarda, binlercesinin sürgünlerde yaşamak zorunda bırakıldığı bu coğrafya da...
Yeraltı ve yerüstü zenginliklerinin taştığı ancak bu zenginliklerin doğal sahiplerinin açlıktan, yoksulluktan, ilaçsızlıktan, doktorsuzluktan olduğu bir coğrafya da... Ve bunun hesabının da sorulmadığı bir coğrafya da...
21’inci yüzyılda anadille eğitimin yasak olduğu bir coğrafya da... Ve üstelik bu yasağı parmak sallayarak savunan, din kardeşlerinin(!) var olduğu bir coğrafya da...
Kimyasal silahlarla toplu katliam yapanların, Kürtleri birer ikişer idam sehpalarında sallandıranların, onbinlerce insanımızı zindanlara tıkayıp dilimizi yasaklıyanların, boğaz kesip, kalp yiyenlerin Müslüman olduğu bu coğrafya da... Zalimin de mazlumunda Müslüman olduğu bu coğrafya da... Zalimin de mazlumunda (din) kardeşi olduğu bu coğrafya da...
Değerli yazarımız Mehmed Uzun’un dediği gibi “Ağanın da marabanın da aynı zulmü gördüğü” bu coğrafya da yukardaki sözün bir hükmü yoktur.
Şerwan Muslim’in ailesine, PYD’ye ve halkımıza başsağlığı diliyorum. Bu coğrafya da güzel günler görecek. Çocuklarımızın hayalleri gerçekleşecek.