Dünyanın Sokakları
Dış politika her zaman belirleyici bir unsurdu ama özellikle ‘Global’! dünya da, daha doğrusu, sermayenin globelleşmesi ile birlikte etkisi kelimenin tam anlamıyla boğucu hale geldi. Karikatür demokrasilerde, her ülkenin farklı sayıda ama mutlak olarak, her zaman ‘azınlık’ olan egemenleri yani oligarşi, işbirliği içinde ve rekabet halinde, biraz daha iri global oligarşiler karşısında renkten renge girerek gemisini yürütmeye çalışıyor. Dış politika asıl olana, asıl olan dış politikaya dönüşüyor. Bunun dehşet verici yanı, gittikçe büyüyen etkisi karşısında kendimizi gittikçe daha küçük ve çaresiz hissediyor olmamız.
Bu devasa hegemonya aynı zamanda, görmeyi bilen gözler önünde yavaş ve hantal ama önlenemez gibi yapıyor işlerini, bir başka deyişle cinayetlerini. Mesela Suriye’de büyüyen faşist dinciliğin gelişi Türkiye’ye sıçrayışı, yani Türkiye’nin Pakistan’laşması o kadar açıktı ki buna rağmen seyretmek dışında neredeyse bir şey yapamadık. Bu global olanın iyice bizim dışımızda kendi kurallarına göre işliyor gibi görünmesinin de sonucu. Ancak Rojava gibi tarihsel öneme haiz direnişler, bu global sürüklenişin ekseni dışına çıkabilmesini mümkün kılıyor. Sadece orta vadeli değil, yakın geleceğimizin bile belirlendiği yer hala Rojava şu anda. Yani dünyanın merkezi hala Rojava devrimi
Koalisyon güçlerinin yukarlardan play station oynar gibi bomba sallayıp gitmeyi bırakıp, ayaklarının yere basmasının, peşmerge gücünün kendisini toparlayıp kayıp topraklar için harekete geçmesinin, IŞİD ve dinci faşizmin en azından düzenli ordu biçiminden ve fiili bir devlet olma durumundan çıkarılmaya karar verilmesinin nedeni de Rojava devrimi. Bu sadece bir halkın kendini, kendi topraklarında savunması değil, özellikle topraklara gömülmek istenen kadın kimliğinin, dinin bir baskı aracı olarak değil, bir inanç özgürlüğü olarak yeniden yerini alabilmesinin, demokratik bir ulus deneyiminin ve başka bir dünya inşa edebilme umudunun yaşaması bu.
Yıllar önce ‘Rojava dünyanın sıfır noktası’ diye tanımlarken anlatmak istediğim buydu. Bugün Musul’u geri alanlar, televizyonlarda ya da gazeteler de ki uluslararası güçler, Irak ordusu ya da peşmerge güçleri gibi görünebilir size ama unutmayın Rojava devrimi olmasaydı bugün Erbil’in nasıl savunulabileceği konuşuluyor olacaktı.
Bir yanda global dünyanın büyük oligarşik aktörleri, öte yanda feleğin tekerine çomak sokanlar. Dış politika çok etkili ve büyük ama sokağın direnenleri karşısında hala çok küçük kalıyor. Onların uçakları, tankları, silahları ve hatta uçak, tank ve silah fabrikaları var ama bu umudun yanında içi boş bir makine yığını gibi kalıyorlar ve bu yüzden Rojava hala dünyanın sıfır noktası…