‘Galatasaray taraftarıyım, aynı zamanda Fenerbahçe üyesiyim, ama Beşiktaş’tan gelecek tekliflere de açığım.” Haber böyle...

Bu sözler kime ait…Aziz Nesin’in ünlü “futbolcusu” Sait Hopsait’e mi, Maradona’ya mı, Alex’e mi?
Siz düşüne durun, ben size bu “transfer” bekleyen kişiyi tanıtayım:  
Özel…
“Olamaz, Özil ta Britanya’dan kalkıp, bizim takımlardan teklif beklemez…”
Acele itiraza “şeytan” karışır.
Ben size “Özil” demedim; “Özel” dedim…
Yani Türkiye Cumhuriyeti’nin Genel Kurmay Başkanı, Necdet Özel… Aslen Galatasaraylı, ama Fenerbahçe’ye kayıtlı, lakin Beşiktaş’tan teklif beklemekte… Paşamız “çok taraflı”.
Şimdi Çarşı Grubu her maçta avaz avaz bağırmalı: “Necdet Özel buraya, şapka havaya…”
***
Ordunun başı böyle…Ya “danışmanların” başı?
O da bir alem. Biliyorsunuz, Başbakan dünya, bölge ve memleket meselelerini herkesten önce Başdanışmanına danışır. Onun verdiği akıl, fikirle Başbakan konuşur da konuşur. Düşünün dünya kaynıyor, bölge ateşler içinde, Türkiye hop oturup kalkıyor…
Ve Başdanışman tam iki gündür, kah Star gazetesinde, kah Yeni Şafak gazetesinde, arada bir de o TV’de, bu ekranda HDP ile yatıyor, HDP ile kalkıyor.
Dün yazısına şu cümleyle başlamış: “Son günlerde tartışılan konulardan birisini, yeni kurulan HDP’nin nasıl bir misyona sahip olacağı ve marjinallikten kurtularak bir açılım sağlayıp sağlayamayacağı oluşturuyor.”
Böyle başlayan yazının sonunu kestirmek elbette zor değil. Nitekim Başdanışman yazısını şöyle bitiriyor: “HDP bu çizgide sadece taktik bir manevradır. Geniş alana değil dar alana yönelen bir açılım sadece göstermelik bir girişim olarak kalır.”
Tuhaf değil mi? Hem “göstermelik bir girişim olarak kalır” diyor, hem de günlerdir HDP üzerine yazıp duruyor…
Ya korkusunu gizliyor, ya da “göstermelik” işlerle uğraşıyor…
***
Gazetelerde görmüş olmalısınız. Marmaray açılışında Başbakan ve refikası dua ediyor… Yanlarında Diyanet İşleri Başkanı…
Evet…Medyaya yansıyan “dedikodulardan” etkilenmiş olmalılar. Allah’tan, “Marmaray’ı bir facidan korumasını“ niyaz ediyorlar.
Allah dualarını kabul etsin. (Gerçi tam etmemiş olmalı ki, tören sırasında elektrikler kesilivermiş.) Resimde semaya açılmış elleri görmek, dudaklardaki kıpırtıyı hissetmek insana huşu veriyor. Fakat resimde bir tuhaflık var.
Başbakan’la refikasının ve Diyanet İşleri Başkanı’nın kişi kim olabilir? Bana tanıdık bir sima gibi geliyor. Haberi okuyorum.
Hoppala…Adam Japon…
“Ne var Japonsa…” demeyin…Çünkü o da “dua” ediyor…
“Eder, sana ne” de demeyin…Çünkü bu Japon yan gözle Başbakan Erdoğan’a, refikasına ve Diyanet İşleri Başkanına bakıyor ve onlar ne yapıyorsa Japon da aynısını yapıyor; avuçlarını semaya doğru açmış… Dudakları kıpırdamakta…
Belli ki Başbakan yalnız “Müslüman Türk nesiller”le yetinmiyor; Japon’u da işte böyle İslam alemine üye kaydediyor.
Yakında adamcağızı tepesinde yaldızlı, süslü bir başlık, altında bir sünnet entarisiyle dua ederken ya da avaz avaz bağırırken görürseniz, hiç şaşırmayın…Burası Türkiye…
***
AKP “Avrupa ile Asya kıtasını birleştirdim”, dediği sırada bir de ne görelim; BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Eşbaşkan yardımcısı Nazmi Gür, onlarla birlikte Cengiz Çandar ve Amberin Zaman, “kıtalararası“ bir uçakla Washington’a uçuvermişler…
Çandar da bu “uçuşun” öyküsünü dünkü yazısında ayrıntıyla yazmış…
Meğer aynı uçakta PYD Eşbaşkanı Salih Muslim’de olacakmış. Lakin, KDP yönetimi, onun Hewler’e geçişine “yasak” koyunca, Salih Muslim ABD’ye gidememiş. Ankara ile Güney belli ki telaşlı. Ama yine de Washington’da düzenlenen toplantı, Skype yoluyla dev bir ekrandan, onun konuşmasıyla açılmış. Amerikalılar, Muslim’in “mükemmel İngilizcesine” hayran olup, bayılmış…
Cenevre 2 öncesi bu gelişmeler büyük bir anlam taşıyor. Malum, Putin yönetimi Cenevre’ye Kürtlerin de katılması gerektiğini söylemişti. Şimdi Obama bu “katılımla” ilgili karar aşamasında…
Ne oluyor?
Ne olacak? Kürt Özgürlük Hareketi dünya çapında diplomasi yapıyor.
AKP Hükümeti bütün “komşularıyla çok sıfırlı sorunlar” içinde bocalarken, AKP Hükümetinin ana muhalefet partisi CHP, ABD’de kendisine “muhatap” aramaktan helak olurken, Kürt diplomasisi “kıtalar arasında” “muhatap” alınmaya başlıyor… Ve benden size söylemesi: Bu daha başlangıç…
***
İşte Türkiye’den ve Kürdistan’dan “manzaralar” böyleden böyle…
Sizce hangisi ciddi, hangisi matrak?..