
AP’de yapılan Kürt Konferansı’nın sonuç bildirgesinde, Türkiye, ABD ve AB’yi ilgilendiren önemli kararlar alındı:
* Barış ve Demokratik Müzakere Projesi, gerçek müzakereler için temel alınmalı.
* Sürecin takibi ve kolaylaştırıcı niteliğinde İzleme Komitesi oluşturulmalı.* Öcalan’a müzakere ekibini kurma ve onları yönetme özgürlüğü sağlanmalı.
* Demokratik sürece herkesin dahil olması için genel af ilan edilmeli.
* AB ve ABD çözümü desteklemeli ve PKK ‘terör örgütleri’ listesinden çıkarılmalı.
Avrupa Parlamentosu’nda 10-11 Aralık’ta yapılan 11.Uluslararası Kürt Konferansı’nın sonuç bildirgesi yayınlandı. Bildirgede, çözüm sürecinin gerçek müzakereyle devam etmesi için yapılması gerekenler ile ABD ve ABD’nin sorumlulukları net olarak ifade edildi.
İki gün süren konferansta, Kürt sorununun çözümü konusunda ABD, Türkiye ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde akademisyen, gazeteciler, siyasetçiler ve sivil toplum örgütleri temsilcileri düşüncelerini aktardı. Konferans bileşenlerinin katkılarıyla hazırlanan sonuç bildirgesi, oturumların sonunda açıklandı.
Bildirgede, Türkiye ile Kürt tarafı arasında devam eden diyalog sürecinin bir çıkmazla karşı karşı bulunduğu hatırlatılarak, aşılması konusunda yapılması gerekenler vurgulandı.
Öcalan tasarısı temel alınmalı
“Türkiye’de yaşayan Kürtler ve diğer halkların Erdoğan ve Öcalan arasında yürütülecek gerçek müzakerelere ihtiyacı var” denilen sonuç bildirgesinde, Öcalan tarafından hazırlanan ‘Barış ve Demokratik Müzakere Projesi’nin gerçek müzakereler için temel alınması gerektiği kaydedildi. Öcalan’ın şartlarının düzeltilmesi için hukuki alt yapının hazırlanması gerektiği ifade edilen bildirgede, “Öcalan’ın müzakere ekibini kurma ve onları yönetme özgürlüğü olmalı” denildi.
İzleme Komitesi
Süreci izleme ve kolaylaştırma yönünde fonksiyonu olacak bir İzleme Komitesi’nin oluşturulmasını gereğine dikkat çekilen bildirgede, süreci yasal ve anayasal garanti altına alınmasının zorunluluğu teslim edildi.
Genel af ilanı
Türkiye’nin halen 12 Eylül askeri darbesinin ürünü olan bir anayasa ile yönetildiği hatırlatılan bildirgede, herkesin demokratik sürece dahil olması için genel bir affın ilan edilmesinin önemine işaret edildi.
PKK listeden çıkarılsın
AB ve ABD’den de bir dizi talepte bulunulan bildirgede, AB ve ABD’nin çözüm sürecine desteğini net bir şekilde ortaya koyması gerektiği kaydedildi. Müzakerelerin sonuç alıcı bir şekilde devam etmesi için PKK’nin ‘terör örgütleri’ listesinden çıkarılması gerektiğinin altı çizildi.
Rojava için yapılması gerekenler
Konferansın sonuç bildirgesinde, Kobanê’ye özel bir yer verildi. ‘Kobanê’deki durumlar ve Kobanê’ye sergilenmesi gereken yaklaşımlar’ ayrı bir başlık altında ele alındı.
Rojava’da kurulan Demokratik Özerklik’in Ortadoğu için gerçek bir alternatif olduğu kaydedilen sonuç bildirgesinde, “Ulus devlet sisteminin ötesinde, bütün kesimlerin temsil edildiği bir sistem oluşturulmuş” denildi.
Rojava Devrimi’nde kadının oynadığı role de dikkat çekildi.
Kobanê’nin 15 Eylül’den bu yana DAİŞ çetelerinin saldırısına karşı direndiği hatırlatılan sonuç bildirgesinde, PKK’nin DAİŞ’e karşı yürüttüğü mücadele sonucunda sadece Şengal ve Kobanê’de onbinlerce kişinin hayatının kurtarılmadığı, DAİŞ çetelerinin ilerlemesinin de durdurulduğu belirtildi.
Kobanê direnişinin ve özellikle kadınların direnişinin dünyaya esin kaynağı olduğu, Kobanê’deki Kürtlerin yalnız olmadıkları, ancak politik tanınma ve desteğin gerekliliği vurgulandı. Rojava üzerindeki ambargonun kaldırılması, insani yardımların yapılması istenen bildirgede, AB’nin Kobanê kenti ve kantonunda yer alan derneklere acil bir şekilde yardımda bulunması gerektiği kaydedildi. Bildirgede, “BM Güvenlik Konseyi’nin daimi 5 üyesinin de acil bir şekilde tedbir almasını talep ediyoruz” denildi. Kobanê için acil bir koridorun Türkiye tarafından açılması; insani ve sağlık ihtiyaçlarının sağlanmasının hayatiyeti vurgulandı.
Sonuç bildirgesinde, uluslararası topluluğun, BM Güvenlik Konseyi tarafından kabul edilen ve DAİŞ’e karşı tedbirlerin alınmasını öngören 2170 Nolu çözüm önerisinin hayata geçirilmesini takip etmesi de istendi.
Konferans katılımcıları, uluslararası topluluğa 1 Kasım’ı “Dünya Kobanê Günü” ilan etmesini de talep etti.
Rojava önemli bir modeldir
Son oturumda konuşan HDP Eşbaşkanı Demirtaş, Rojava’daki kanton sisteminin Ortadoğu halkları için önemli bir model olduğunu vurguladı.
Konferansın önceki gün öğlenden sonraki son oturumu ‘Ortadoğu’daki krizi çözmek için sorumluluklar’ başlığı altında yapıldı. Moderatörlüğünü AP Kürt Dostluk Grubu Başkanı Jurgen Klute ve gazeteci Aslı Aydıntaşbaş’ın yaptığı oturumda konuşan Paris Katliamı davası avukatı Antoine Comte, “Bu davada önemli gelişmeler kaydedildi. Fransa politik cinayetlerin ülkesi. Ben Barka’nın katili hala yargılanmadı. Cezayirli avukatın katili yakalandı ama anında ülkesine geri gönderildi. Dönemin içişleri bakanları söz konusu kişiyi anında geri gönderdi” dedi.
Gazetelerde yayınlanan haberlerde MİT’in bu katliamda rolünün açık biçimde ortaya çıktığına vurgu yapan Avukat Comte, “14 Ocak 2014’te, yer tarih ile verilen bir vurma emri basında yer aldı. Sakine Cansız’ın araç ile götürülmesi ve öldürülmesi talimatı verilmiş” dedi. Türk Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan’ın 19 Mart’ta yaptığı uzun konuşmadan alıntı yapan Av. Comte, konuşmasında ‘Oslo görüşmelerinin askıya alınmasını sağlayanlar Paris cinayetlerini işletenlerdir’ açıklamasını hatırlattı ve şunları ekledi: “Cinayetlerin kimler tarafından işletildiği sorusuna çok net bir yanıt veriyor.”
Avrupa kendisiyle uğraşıyor
Oturumda daha sonra sözü Siyasal Bilimler Vakfı’dan Dr. Günter Seufert aldı. AB-Türkiye ilişkilerini Kürt sorunu çerçevesinde değerlendiren bir konuşma yapan Seufert, “Avrupa Türkiye’yi kimi dönem güvenlik partneri olarak kullanıyor. Artık Ankara, AB için güvenli bir partner değil. Bu nedenle AB için artık istenen rolü Türkiye oynamıyor” dedi.
Kürtler diplomatik atak yaptı
Gazeteci Şirin Payzın ise ‘radikal İslam’ın Ortadoğu’daki rolü başlığı etrafında bir konuşma gerçekleştirdi. “İki gücün diplomasi ayağına hayran olmuşumdur. Birincisi bölgedeki İran. Diğeri ise Kürtler. Kürtlerin demokrasi ve silahlı mücadeleleri yanında diplomatik alanda yaptıkları. Bu yıl Kobanê sürecinde Ortadoğu’da oyun kurucu öğe oldular. Kürtlerin diplomasi alanındaki becerilerini gördük” dedi.
Kürt kadın hareketinin gücü
Gönül Kaya da Kürt Kadın Hareketi Temsilcisi olarak konferansa katılım sağladı. YPJ ve YJA STAR şahsında Kürt Kadın Hareketi’ni değerlendiren Kaya, “Sadece Ortadoğu’da değil, dünyada da dikkatleri üstüne çekmiştir. Büyük takdir toplamıştır. Her yaştan ve her halktan kadınların bu tarihi direnişte yer almaları kadar, Rojava’da inşa edilmeye başlanan demokratik özerklik sistemindeki özgün ve özerk kadın örgütlülüğü, aktif katılımı ve öncülük düzeyi de bu ilginin gelişmesinde önemli bir yere sahip” şeklinde konuştu.
PKK sol ile sınırlanmamalı
ABD’li bir düşünce kuruluşundan Michael Rubin de Kürt kadınlarına teşekkür ederek sözlerine başladı. Rubin, Hamas ile ilişkiler, Afganistan gibi süreçler konusunda Türkiye’nin rolüne dikkat çekti. ABD’nin resmi biçimde PKK’nin Kobanê‘de rolünü tanımadığını belirten Rubin, gayri resmi biçimde bir tanımanın söz konusu olduğunu ifade etti. Türkiye’nin NATO içerisindeki rolünün belirsizleştiğinin altını çizen Rubin, NATO’nun üye bir ülkeyi çıkarma konusunda net bir prosedürünün de olmadığını hatırlattı. Avrupa terör örgütleri listesine dikkat çeken Rubin, Halkın Mücahitleri örgütü sürecini örnek verdi. “Onlar başardı. PKK de başarabilir. Ama bu süreçte sadece solun desteğini almakla yetinmemeli. PKK diğer güçleri de bu sürece dahil edebilmeli” diyen Rubin, PKK’nin terör örgütleri listesinden çıkarılma şansının olduğunu vurguladı.
Demirtaş, çerçeveyi anlattı
Oturumun son konuşmacısı HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş oldu. Demirtaş, bir çağrıyla konuşmasına başladı. “İran’da 29 siyasi tutuklu 22 gündür açlık grevindeler. Cezaevinde 45 kişi idam bekliyor. Talep bu kişilerin siyasi bir koğuşta tutulma talebi var. İdamların durdurulmasını istiyorlar” diyen Demirtaş, salonda bulunan politikacıları konuya karşı duyarlı olmaya çağırdı.
“Türkiye’de farklılıkların birarada yaşayabileceği bir model nasıl yaratılabilir başlığı etrafında konuşmam istendi. Partimin programı da bu. Partim uzun soluklu bir tartışmanın üzerinde kuruldu. Anlatacağım şey partimin programıdır. Zor bir mesele ve Ortadoğu gibi inanç ve kimliklerin kamplaştığı bir coğrafyadayız. Yeniden onları bir arada yaşayabileceği bir modelden bahsetmek belki uçuk gelecektir. Türkiye için de aynı şey söz konusu” diyen Demirtaş, Rojava deneyiminin farklılıkların bir arada yaşama deneyimi açısından önemli bir model olduğunu vurguladı. Halkların birlikte yaşama mekanizmalarının ve modellerin oluşturulması gerektiğini hatırlatan Demirtaş, HDP bileşenleri arasında Süryani, Keldani, Ermeni, Türk, Kürt, toplumsal tüm kesimler, toplumdan ötekileştirilmiş kesimlerin temsilcilerinin bulunduğunu anlattı. Demirtaş, HDP’nin kuruluş şeklinin hayal edilen modelin kendisi olduğunu vurguladı.
Demokratik ulus, ortak savunma, yerellik gibi kavramların yaşamda kendini nasıl varedebileceği konusunda somut verilerle konuşan Demirtaş, parti olarak böylesi bir modelin yaratılması için mücadele verdiklerini vurguladı.
SELMA AKKAYA/MERAL ÇİÇEK/BRÜKSEL