Dünyada yaşamını sürdüren devletlerin yüzde 90’nı bir anayasa ile yönetilirler. Anayasalar, ilelebet aynı kalmazlar. Değişmeyen sadece değişimdir. İhtiyaç duyuldukça, yaşanan çağa uyarlanırlar. Bu nedenledır ki, hiç bir devletin anayasasında, değiştirilemez maddeler bulunmaz. Türkiye Cumhuriyeti’nde olduğu gibi bulunursa, hiç bir zaman o anayasaya çağdaş, demokratik bir anayasa denmez. Acemiler tarafından kırpılmış bir koyun gibi sırıtır şu 21. Yüzyılda.
1923 yılında kurulan cumhuriyet, her on yılda bir askeri darbeler almış ve sözde var olduğu söylenen topal demokrasisi rafa kaldırılmış, olağanüstü yasalarla yönetilmiştir. 30 yıldan buyana da askeri cuntanın yaptığı faşizan bir anayasa ile yönetiliyoruz.
2500 yıl önce, Yunanistan’da demokrasi, hak arama, hak eşitliği vardı. Bugün Türkiye’de ise halk kendi kimliğiyle yaşaması için engellerle karşılaşıyor. Ülkenin kadim halkı olan 20 milyon Kürdün ana dilleri yasak. Keza 15-20 milyon Alevinin varlığı tanınmıyor. İbadet için kullandıkları Cemevlerin yasal güvencesi yok. Benimsemedikleri Sünni din dersleri zorunlu olarak öğretiliyor.
Anayasamıza göz atarsak: (Bu rakamlar araştırmacı yazar Turan Dursun’dan alınmıştır.) 265 Türk sözcüğü, 150 devlet, buna karşın, sadece 27 eşitlik ve 7 özgürlük tanımı geçiyor. Devletlerin dini olmaz. Dini İslam. Militarist, ulema ve Müslüman bir anayasadır. On yıldan bu yana da iktidar olan AKP, bu faşizan anayasadan yararlanarak dini bir kadrolaşmaya gitti. Devletin her biriminde kardolaştı. Her ünitede mescit açtı ve oraları dizayın ederek, tüm ülkeyi İslam kaide ve kurallarına göre yönetmek istiyor. Bakanlarının da belirttiğine göre “Cumhuriyetin önüne İslam konularak, Türk İslam Cumhuriyeti olur. Ne fark eder o da cumhuriyet” demekten sakınca görmüyorlar. Ben bunu aylar önce “Türkiye’de İslam Cumhuriyetine Doğru” başlıklı yazımla konuyu dile getirmiştim. 2002 yılında iktidara geldiğinde ülkede, 70 bin imam varken, bugün ise 106 bin kadrolu ve 18400 kadrosuz olmak üzere 127 bin imam mevcut. 10 yılda nüfusumuz iki katına mı çıktı ki, bu denli imama ihtiyacımız olmuş? Ülkede 98 bin cami var. İran’da bile 38 bin cami mevcut. Ülkede var olan 54 bin okulun müdürlerin yüzde 65’ı İmam Hatip mezunu...
Son çıkarılan 4+4+4 yasayla eski okullar kapatılıyor. Kız çocukları ilk okuldan sonra okuldan uzaklaştırma kapıları aralanıyor ve İmam Hatip okulları yaygınlaştırılıyor. Kız çocukları okuyup da ne olacak? Evde otursun çocuk doğursun dercesine...
“Ağaç yaşken eğilir” ata sözünden hareketle çocuklara yöneliyorlar. Dünyaca tanınan “Şirinler Çizgi Filmi’ni” eşitliği anlatıyor ve Şirinleri Müslüman olmuş gibi göstererek “Lala” ile devam eden koroyu “lailahi illahlah” olarak devam ettiriliyor. Pinokyo bile Müslüman olmuş namaz kılıyor diye gösteriyorlar. Geçtiğimiz gün Diyanet Başkanlığı bir açıklama yapmış: “İnsanlar içkiliyken bile namaz kılabilirler” denmiş. AKP’nin Müslüman dinine bile saygıları kalmamış. 1-2 yıl önce olsa gerek, gazeteci başbakanın görüşünü sormuştu, Başbakan, “bunu ULEMAYA sormak lazım” demişti. Şimdi Diyanet Başkanlığı, ülke sorunları hakkında, Kürtaj, sezeryan ve hangi hallarda namaz kılınır hakındaki verdikleri fetvalar daha önce Başbakanın söylediği “ULEMAYA sormak lazım” dedikleriyle örtüşüyor.
Türkiye’de yaşıyan tüm halkları Müslüman ettirmek için, dini kuralları tahrip etmek dahil olmak üzere, her türlü oyuna baş vurarak ve devlet olanaklarını kullanıyorlar. Sonumuz pek hayra gitmiyor, şimdilik.
Her gün onlarca cenazenin geldiği, karanlığın hüküm sürdüğü, konuşursam gelecek seçimlerde seçilebilir miyim korkusunun hakim olduğu ve çıkar ilişkilerin had safhada olduğu bu kadrolar mı demokratik bir anayasa yapacak? Güldürmeyin insanı! Olsa olsa, adına sivil anayasa diyebilecekleri, şeriatın önünü açan, demokratik hakların budandığı ve ulemanın söz ve karar sahibi olduğu bir anayasa AKP çoğunluğuyla çıkar...
elbistanliali@fsmail.net
Nasıl bir anayasa ile yönetiliyoruz?