Almanya Gündemi
Münih Güvenlik Konferansı’nın 51'incisi, hafta sonu yapıldı. Bu konferansın temel özelliği, güçlü ülkelerden temsilcilerin Münih'te biraya gelerek uluslararası güvenlik politikaları üzerine beyin jimnastiği yapmaları. Tabii burada alınan kararlar da haliyle pratiğe geçiriliyor. Konferansın önemli bir diğer özelliği ise NATO’ya üye ülkelerin (aynı zamanda Çin, Hindistan, Japonya gibi ülkeler de davet ediliyor) ’Diyalog Yoluyla Barış’ mottosu altında bir araya gelmeleri. Bu mottoyu bir ironi olarak gören savaş karşıtı oluşumlar ise NATO ile barış yoluyla bir çözüm stratejisi geliştirilemeyeceğini belirterek konferansın yapıldığı otelin yakınlarında protesto gösterileri düzenledi.
Bu yıl düzenlenen ve yine klasik olarak lüks hotel Bayerisher Hof'ta yapılan konferansa 20 ülkeden liderlerin yanısıra aralarında yüksek rütbeli askerler, insan hakları uzmanları ile çevrecilerin de bulunduğu 400 yakın ziyaretçi katıldı. Konferansın bu yılki temel tartışmalarından biri Ukrayna krizi, diğeri ise Ortadoğu özelinde IŞİD’le mücadele oldu.
Bilindiği üzere geçen yılki konferansta Almanya Cumhurbaşkanı Joachim Gauck yaptığı konuşmada Almanya’nın çatışmalı bölgelerde daha fazla sorumluluk alması gerektiğini söylemiş ve bu aslında 2014 yılında Almanya’nın dış politikası bağlamında özet bir cümle niteliği taşımıştı. Bu çerçevede bu yılda, bu cümlenin altı biraz daha kalın çizilerek tekrarlandı. Bu kez de açılış konuşmasını yapan Almanya Savunma Bakanı Ursula von der Leyen, ülkesinin daha fazla sorumluluk almaya hazır olduğunu belirtti. Hali hazırda dünya meselelerinde baş aktör olma yolunda ilerleyen Almanya, mottoya da uygun olarak diyalog konjonktürlü çözüm modeli arayışında kendi çıkarları ekseninde bir barış dayatıyor. Kriz bölgelerinde askeri gücünü de zaten insan hakları ve barışı sağlama (!) iradesiyle bulunduruyor. Aslında konferansa katılan ülkelerin diyalog anlayışı da, kendi çıkarları ekseninde bir çözüm dayatma ilkesine dayanıyor
Bu yıl konferansın ana temalarından biri olan Ukrayna krizine müdahalede önder ülkelerden arasında yer alan Almanya, bu çerçevede konferansta diplomatik görüşmelerin öne çıkması gerektiğini savundu. Nitekim Almanya Başbakanı Merkel yaptığı konuşmada, Ukrayna ordusuna yapılacak askeri yardımın Putin'e kaybedeceğini hissettireceği bir durumu hayal edemediğini belirtti. Konferansın ardından Washington’a giden Merkel, Obama ile bir araya gelerek, Ukrayna krizinin askeri bir çözümden geçmediği ve silah yardımına sıcak bakmadığı mesajını verdi. Krizin aşılmasına yönelik Almanya ve Fransa’nın da dahil olduğu bir platformda taraflar çözüm noktasında görüşmelere devam ediyor. Görüşmelerden çıkacak çözümün Ukrayna krizini çözüp çözmeyeceği ise büyük bir soru işareti olarak karşımızda duruyor. Bu anlamda uzun vadede çok da iyimser bir tablo görünmüyor.
Bunların dışında birçok ülkenin ikili ve çoklu olarak diplomatik görüşme yapma fırsatı bulduğu Münih Güvenlik Konferansı’nda görüşülen konulardan biri de IŞİD ile mücadele konusuydu. Bu çerçevede konferansın diğer önemli konuğu Irak yönetiminden ayrı olarak konferansa çağrılan Kürdistan Federe Bölgesi Başkanı Mesud Barzani'ydi. Bilindiği üzere, Almanya DAİŞ'le mücadele için Kürt yönetimine yaptığı silah yardımının yanısıra Pêşmergelere de bizzat Almanya’da silah eğitimi vermişti. Geçtiğimiz aylarda Güney Kürdistan’ı ziyaret eden Savunma Bakanı von der Leyen yeni silah yardımının devam ettiğini belirtti. Önümüzdeki günlerde Almanya’nın genel anlamda Kürtler’e yardım konusunda nasıl bir istikrar sergileyeceğini de hep birlikte göreceğiz.
***
Diğer taraftan Kürtler’in 'Öcalan’a Özgürlük, Kürdistan’a Özgürlük’ sloganı ile Frankfurt, Bern ve Lüksemburg’tan başlattığı Strasbourg’a yürüyüşleri devam ediyor. Aralarında yaşlılarında bulunduğu yüzlerce kişinin, güçlü bir irade ile yüzlerce kilometre yolu yürümesi gerçekten takdire şayan. Bu çabaların Avrupa tarafından görülmesi gerekiyor.