
İsviçre Ekonomiden Sorumlu Devlet Sekretaryası (SECO) açıkladığı silah ihracatı raporuyla bir kez yine İsviçre’nin ne kadar ‘tarafsız’ bir ülke olduğunu ortaya koymuş oldu! Dış politikadaki tarafsızlığı dünya tarafından kabul gören İsviçre’nin silah ihracatı oranları, bu nasıl bir ‘tarafsızlık’ sorusunu akıllar getirdi.
Her fırsatta ismini tarafsız bir ülke olarak duyurmaktan ve dünyanın birçok yerinde yaşanan çatışma ortamlarında taraflar arasında arabulucu rolü oynamak istemekten geri durmayan İsviçre’de son dönemdeki önemli gündem konularından birisi İsviçre’nin artan silah ihracat oranları. Geçtiğimiz günlerde İsviçre Ekonomiden Sorumlu Devlet Sekretaryası (SECO), çatışmalı bölgelere İsviçre’nin 2016 yılı silah ihracatı ve hangi ülkelere silah satışı yapıldığını açıkladı. Açıklanan rapor, İsviçre’nin savaş malzemesi ihracatında dünyada önemli bir yere sahip olduğunu bir kez yine gözler önüne serdi. Rapora göre, İsviçre aralarında çatışmalı bölgelerinde olduğu birçok ülkeye 2016 yılında 412 milyon Frank değerinde savaş malzemesi ihracatı yapmış. Bu ihracat oranıyla dünyadaki savaş malzemesi ihracatında dünyada 11. sırada yer alan İsviçre, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından da kabul gören dış politikadaki tarafsızlığına gölge düşürdüğü gibi aynı zamanda da ülke içinde de önemli tartışmaların yaşanmasına yol açtı.
İsviçre anayasası çatışmalı bölgelere savaş malzemesi satışını yasaklasa da, Savaş malzemesi ihracatından sorumlu olan Ekonomi Bakanlığı ülke ekonomisinde önemli bir yere sahip olan silah fabrikalarının çıkarlarını da koruyarak İsviçre Federal Konsey’inde onayını alarak çatışmalı bölgelere satış yapabiliyor. İsviçre Anayasası ne kadar çatışmalı bölgelere silah satışını yasaklasa da, 2014 yılında İsviçre Federal Konsey’in konuya ilişkin kendisine sunulan önergeleri onaylamasının ardından ülkenin silah ihracatı her yıl daha artmaya başladı.
SECO tarafından son açıklanan rapordaki çatışmalı bölgelere silah satışının yapılması ve İsviçre’nin dünya silah ihracatında önemli yer oynaması gerçekliği, ülkedeki sol çevreleri ve insan hakları savunucularını harekete geçirdi.
Federal Konsey’in çatışmalı bölgelere silah satışını genişletmesi kararına tepki gösteren aralarında İsviçre Sosyalist Parti ve Yeşillerin olduğu bir grup milletvekili konuyu parlamentoya taşırken, ülkedeki insan hakları savunucuları, çok sayıda sivil toplum kuruluşu ve savaş karşıtı kesimler ise İsviçre’nin savaş malzemesi ihracatı ile doğrudan dünyanın birçok yerinde yaşanan insan hakları ihlallerine ortak olduğunu tekrardan dillendirmeye başladı. Aralarında Türkiye’nin de olduğu birçok ülkeye savaş malzemesi satışının yasaklanması gerektiğini savunan bu cevreler, dış politikada tarafsız olarak kabul gören İsviçre’yi bir an önce silah ihracatına son vermeye çağırıyor.
Türkiye’de yaşanan insan hakları ihlallerinin boyutuna ve Türk devletinin hem ülke sınırları içerisinde hem de sınır ötesinde Kürt halkına karşı yürüttüğü savaşa dikkat çeken başta İsviçre Sosyalist Parti olmak üzere birçok kesim, Türkiye’ye silah satışının durdurulmasını uzun dönemden beridir gündemde tutsa da, İsviçre Federal Konsey’i Türkiye’ye silah satışına onay vererek, bir anlamda Türk devletinin Kürtlere karşı yürüttüğü savaşa dolaylı yönden ortak olduğu kaçınılmaz bir gerçek.
Bütün baskılara rağmen İsviçre ile Türkiye arasında bulunan serbest ticaret antlaşmasının korunması gerektiğini savunan ve noktada ısrarcı olan İsviçreli yetkililer, BM ve birçok uluslararası kuruluşun Türkiye’nin savaş suçu işlediğinin kanıtı olacak düzeyde açıkladığı raporları görmezlikten geldi. Sadece 2017 yılı içerisinde Türkiye’ye 650 bin Frank değerinde savaş malzemesi satışı gerçekleştirdi. Türk devletinin Kuzey Kürdistan ve Rojava’da yaptığı katliamları görmezlikten gelerek, Türkiye’ye silah satışı yapmaya devam eden İsviçre, ortaya koyduğu bu politikayla daha ne kadar tarafsızlığına gölge düşürmeye devam eder bilinmez ama bu noktada en önemli görevin İsviçre’de yaşayan 100 bini aşkın Kürdistanlı ve Türkiyeli demokrata düştüğü çok açık.
İsviçreli sol çevrelerin ve sivil toplum kuruluşlarının Federal Konsey’e yönelik baskılarının yanı sıra ülkede yaşayan Kürdistanlı ve Türkiyeli demokratik çevrelerin ortaya koyacağı demokratik tepkilerin büyüklüğü, İsviçre’nin Türkiye’ye savaş malzemesi satışını durdurmada önemli rol oynayacaktır. Öyle ki; İsviçre’nin Türkiye ve diğer bölgelere silah satışına tepki gösteren cevreler, bu noktada yalnız kaldıklarını ifade ederek, savaş karşıtı kesimler ve mağdur edilen halklardan destek görmek istediklerini sık sık dile getiriyorlar.