ZABEL MİRKAN
Jacques Rancière 1940 Cezayir doğumlu Fransız düşünür. Adı ilk kez 1965 yılında Althusser’in iki ciltlik Kapital’i Okumak derlemesine yazdığı yazıyla öne çıktı. 1968 öğrenci ayaklanmaları sırasında Althusser’le fikir ayrılığına düşen Rancière, Althusser çevresinden kopuşunun gerekçelerini Althusser’in Verdiği Ders adlı kitabında anlattı. Bu siyasi ve teorik kopuş, ona göre, ”bilgi ile kitleler arasındaki tarihsel ve felsefi ilişkilere” bakışlarındaki ciddi farkların ürünüydü.
Althusser’in ideoloji teorisine yönelttiği eleştiriyi, özellikle işçi sınıfının tarihsel olarak kendisini nasıl görmüş ve bilgiyle nasıl ilişki kurmuş olduğunu ampirik analizlere de başvurarak araştırdığı bir dizi kitabında sürdürdü. Bunlardan en son yayımlanan ve en çok dikkat çekenlerden biri şüphesiz ki Cahil Hoca: Zihinsel Özgürleşme Üzerine Beş Ders kitabı oldu. Rancière, artık düşünürlerin haklarında konuşmayı pek sevdikleri proleterler hakkında, onların kendilerine özgü bilgilenme tarzları hakkında pek de bir şey bilmediklerini ileri sürüyordu.
Rancière ilk kez 1990’da yayımlanan Siyasalın Kıyısı’nda ile birlikte, Batı geleneğinde ”siyasal”ın kuruluşu üzerine odaklanmaya başladı ve kitaplarında çok özgün ve ufuk açıcı bir siyaset düşüncesi geliştirdi. Rancière aynı zamanda estetik, tarih teorisi, edebiyat ve sinema hakkında yazdıklarıyla da büyük yankı uyandırdı.
Bir söyleşi metni
“Temsili sistemin çözüldüğü falan yok. Kurumlar canlı varlıklar değildir. Hastalıklarından dolayı ölmezler. Bu sistem yaşadığı güçlüklerin üstesinden gelir, ürettiği anormallik ve canavarlarla uzlaşmanın yolunu bulur. İşlettiği mekanizma sayesinde temsil edilmeyenleri temsil ettikleri iddiasında olanlara bile bir yer yaratır ve kendi vasatlığını zorunluluğa boyun eğme nedeni haline getirir.”
Ekim 2018’de Metis Yayıncılık tarafından yayımlanan “Nasıl Bir Zamanda Yaşıyoruz?” kitabı, Eric Hazan’ın düşünürle yaptığı bir söyleşinin metni. Kitabın söyleşi formatı alması ise bir uzlaşı sonucunda olmuş. Çünkü Eric Hazan ve yayınevi, kendi adlarına yaşadığımız dönem üzerine Rancière’in ne düşündüğünü deli gibi merak etseler de Rancière bu duruma son derece temkinli yaklaşmış ve kendi payına buna lüzum olmadığını söylemiş. Güncel olaylara dair yazdıklarıyla sürekli ufkumuzu anlatan düşünürün bu konuyla ilgili bir kitap kaleme almaması ve almak istememesi son derece düşündürücü olsa da, şimdi en azından yayımlanan makalelerinin ve mülakatlarının biraz daha olsun işlenmiş, açılmış hâli bir metin olarak elimizde…
Demokrasi Nefreti
2005 yılında yayımlanan Demokrasi Nefreti kitabında temsili bir sistemin demokratik olduğunu ilan etmesini mümkün kılan kuralları şöyle sıralar Rancière: “Kısa süreli, yenilemeyen vekillik seçimleri; halkın temsilcilerinin yasaların oluşturulması üzerinde tekeli; seçim süreçlerine ekonomik güçlerin müdahalelerinin denetlenmesi. Eric Hazan bu epigraftan ilhamla ilk sorusunu yöneltiyor Rancière’e: “Son yıllarda demokrasinin çözüldüğüne mi tanık oluyoruz? Asıl mesela, ondan kurtulmanın bir yolunu bulmak ve nihayet hükümetsiz yaşamak değil mi?” Rancière bu soruya hükümetsiz yaşamanın kuşkusuz kendimize tayin edebileceğimiz güzel bir hedef olduğunu söyleyerek yanıt veriyor ve açıyor. Parlamento dışı veya karşıtı hareketlerin, küresel dünyayı düşündüğümüzde, bir alternatif yaratamamasından bahsediyor. Son yıllarda tanıklık ettiğimiz en kuvvetli demokratik olumlamalara tekabül eden meydan işgal hareketlerinin devletlerin gündemlerinden bağımsız siyasal hareketler yaratılmasına zemin hazırlamayı başaramadığını söylüyor ve ekliyor: “Bunların mirası bazen dağılıp gitti, bazen de alternatif biçimlerde devam etti, ama aynı zamanda hükümet partileri arasında ittifak, pazarlık ve seçim programı oyunu oynayan Podemos veya Syriza gibi ‘solun solu’ partiler tarafından da ele geçirildi.”
Kapitalizmin her yerde olduğunu söyleyen Rancière, kendimiz için en iyi çözümün alternatif yöntemler geliştirmek olduğunu, klasik Marksizmi değil; insan yaşamına direkt sirayet eden ve yaşamı anlamayı daha bir mümkün kılan Marksizme inanmamızı tercih edebileceğini söylüyor. Hemen sonrasında ise solun yarım asırlık yenilgisinin neden başladığı ve ne tür sonuçlar doğurduğu düşünür tarafından özenli bir şekilde ele alınıyor. Fransız başkanlık sistemi ile ilgili ise şöyle çarpıcı bir tespiti var: “Fransız başkanlık sistemini yarattığı beklentilerden ziyade ürettiği yılgınlık ayakta tutuyor...”
Nasıl Bir Zamanda Yaşıyoruz?
Jacques Rancière
Metis Yayıncılık - 2018