Türk ordusuna bağlı savaş uçaklarının Xerecox ve Şengal’i bombalamalarının üzerinden bir hafta geçti. Kürtler yine dünyanın dört bir tarafında yapılan saldırıları kınamak, seslerinin duyurmak için alanlarda idiler. Dünya ise yine her zamanki gibi (çok az miktardaki sivil kuruluşlar hariç) üç maymunları oynadılar: görmedim, işitmedim, konuşmadım. Güney Kurdistan Bölgesel Yönetimi ise yapılan saldırılar nedeniyle Şengal’deki HPG güçlerini suçladı. HPG’nin Şengal’deki varlığı devam ettiği sürece istikrarın sağlanamayacağını, TSK’lerinin her zaman müdahalede bulunacağını söyledi.

Kendisinden başka hiç bir kimsenin varlığını, hiç bir oluşumun meşruluğunu kabul etmeme ilkesine sahip olan KDP öncülüğünün Kürtlerin tek temsicisi olma vasfına sahip olmadığı böylece bir kere daha ispatlanmış oldu.

Xerecox ve Şengal saldırılarından iki saat önce saldırı yapılacağı konusunda ABD, Rusya ve KDP bilgilendiriliyor. Bu bilgiyi bizzat Erdoğan’ın ağzından öğrenmiş bulunuyoruz. ABD, Rusya ve KDP’nin bugüne kadar Erdoğan’ın bu açıklamasını tekzip etmediklerine göre açıklamanın doğruluğunu kabul etmek durumunda kalıyoruz.

Ortadoğu’da otorite olmak isteyen büyük devletlerin denge politikası icabı YPG ve YBŞ güçlerini tedbir almaları konusunda ikaz etmemeleri anlaşılırdır. Süper güçlerin karşısında DAİŞ gibi barbar, çağdışı bir güç bulunmasa idi ABD’nin, Rusya’nın Kürt Özgürlük Hareketini müttefik olarak görmeleri mümkün değildi. DAİŞ işgal ettiği topraklardan sökülüp atılıncaya kadar bu müttefiklik durumu devam edecektir. Ancak bu süreçte süper güçlerin denge politikası izlemeleri politikalarıda değişmeyecektir. Bu nedenle TC’nin “güvenli hava sahası” istemi beş yıldan bu yana dikkate alınmadıysa, PYD’nin “güvenli hava sahası” oluşturulması, uçuşa yasak bölge oluşturulması talebi de dikkate alınmayacaktır. ABD’nin güneybatı Kürdistan sınırında devriye gezmesi YPG ile TSK arasında olası çatışmaları önlemek içindir.

Erdoğan “bir gece ansızın gelebiliriz” diyor. Gelebilir mi? Enver Paşa’nın 21.yüzyıldaki versiyonunun ABD’nin hudut boyundaki güçlerine rağmen müdahalede bulunması, yeni bir işgal operasyonuna girişmesi her zaman mümkündür. Hatta Cerablus ve Bab işgalinde olduğu gibi ABD’den, Rusya’dan olur alması da olasıdır. Kürtlerin böyle bir oldu bitti karşısında direnmekten başka hiç bir seçenekleri yoktur. Kürtlerin tek başlarına direnmeleride kafi değildir. Hem G.Batı’da hem de Kuzey’de Türkiye ve Suriye’de yaşayan halklarında bu direnişte Kürtlerin yanında olmaları gerekir. Bu nedenle Kürtlerin hem kendi içlerinde olabileceği kadar birliklerini sağlamaları, hem de aynı bölgede yaşadığı halklarla ittifaklarını sağlama almaları gerekmektedir. Sömürgeci sistemlerin yıkılmadan Ortadoğu halklarının özgür olmalarının mümkün olamayacağı tüm Ortadoğu halklarına, dünya kamuoyuna sindire sindire anlatılmalıdır.

Tamda Ortadoğu’da suların ısındığı bu günlerde Eutelsat Newschannel, Sterk ve Ronahi Tv’nin yayınlarının karartılması için bu kanallara uydu anteni veren şirkete yazı yazdı. Her üç Tv kanalının karartılması için seçilen zaman önemlidir. Avrupa “Fikir ve Düşünce Özgürlüğü” konusunda yeni bir imtihandan geçecek.


KURDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA: 

* 4 Mayıs 1937 de Dersim Soykırımı başladı.

* 5 Mayıs 1932 tarihinde Kürtlerin Batı’ya sürgün edilmelerini sağlayan “Mecburi İskan Yasası” TBMM’de kanunlaştı.

* 6 Mayıs 1996’da Şam’da PKK lideri A.Öcalan’a bombalı suikast düzenlendi.

* 7 Mayıs 1639 da Kasr-ı Şirin anlaşması ile Kürdistan ilk defa Osmanlı ve İran devleti arasında bölündü.