İngiltere Gündemi


NATO bağlantılı Güvenlik Gücü (ISAF) geçtiğimiz günlerde 7 yaşlarında iki çocuğu Afganistan’ın Uruzgan vilayetinde Taliban militanı sanarak öldürdü. Haber dünya gündemine oturdu, çünkü sorumlu orgeneraller Afgan halkından özür dilediler. Çocuklar militan değil aslında çobanlarmış. Yanlış anlaşılma yüzünden insan hayatına mal olan bu hikaye ne kadar da çok Roboskî katliamına benziyor. İki farklı askeri birim, havadan tespit ettikleri sivillerin militan oldukları şüphesiyle havadan saldırıyor. Hikayelerdeki farklılık ise NATO’nun öldürdükleri çocuklar için Afganlılardan özür dilemesi. Peki bu bir şeyi değiştirir mi? Ya da tekrarlanmayacağı garantisi var mı? Yok. NATO defalarca, yanlışlıkla ya da bilerek, yüzlerce sivilin hayatını kaybetmesine neden oldu. Daha geçtiğimiz haftalarda NATO güçlerinin düzenlediği hava saldırısında dördü çocuk 10 sivil hayatını kaybetmişti. Yine geçen sene Afganistan’da görev yapan bir asker 17 kişinin ölümüne sebep olmuştu.
Sivil ölümlerin yanı sıra Amerikan üslerinde Kur’an kopyalarını yakmalar, Afgan mahkumlarının üzerine işemeler yangına körükle gitmeden başka bir işe yaramıyor. ABD öncülüğündeki güçler, 11 Eylül saldırılarından Usame Bin Ladin’i sorumlu tutarak 2001’de İngiliz birliklerini de yanına alarak Afganistan’ı işgal etmişti. İşgal Türkiye’nin de dahil olduğu toplam 47 ülkenin askeri desteğini de almıştı. ABD uçaklarını kaçırarak 11 Eylül saldırılarını gerçekleştiren 19 kişiden 15’i Suudi Arabistan vatandaşıydı halbuki. Ama bunun ne önemi var? Suudi-Amerikan ortaklığına dev petrol şirketleriyle büyük petrol-kimya tesislerinin garantilenmesi bir kaç saldırgan Suudi’yi görmezden gelmeye yetti. ABD ne geçmişte ne de şimdi Suudi Arabistan’ın radikal İslamcı ve faşizan yönetimine karşı bir tepki gösterdi. Ancak açlıktan kırılan ve haşhaş ticaretiyle ayakta kalan Afganistan’a saldırmayı tercih etti. El-Kaide elbette ki bahaneydi. ABD, işgalle birlikte Afganistan’ın yeraltı ve yerüstü kaynaklarını denetleyebileceğini düşündü. Bunu herkes biliyor. Taliban’dan derhal kurtuldu, ancak Afganistan’ı teslim alamadı.
2001’den beri 20 bin Afgan sivil, 10 bin kadar da Afgan güvenlik görevlisi hayatını kaybetmiş. ABD’nin de Afganistan’da 2 bini aşkın kaybı bulunurken bu rakam Irak işgali sırasında 4 binden fazlaydı. Afganistan’da ölen İngiliz askerleri ise yaklaşık 500. Ölen Taliban militan sayısı net değil. İşgalin 12 yıldaki toplam kayıp bilançosu en az 60 bin insan. Belki de çok daha fazla. Resmi rakamlara güvenmenin naif bir tutum olacağını çoktan biliyoruz artık.
İşgal öncesi ve akabindeki bir kaç yıl Amerikan halkı bile çoktan Afganistan’daki misyonun gereksizliğini fark etmişken dünyada birçok halk bu işgale fazlasıyla karşı çıkıyor. Ama halkın ne istediğinin ne önemi var ki? Ülkedeki tüm güvenlik sorumluluğunu Afgan makamlarına devrederek misyonlarını tamamladıkları gerekçesiyle 2014 yılının sonunda NATO Afganistan’dan tamamen çıkmaya hazırlanıyor. Geçen sene 30 bin asker çekilmişti. Misyonun, demokrasi ve güvenlikten getirmekten ziyade savaşı ve kaosu körüklediği şüphesiz. NATO misyonunu tamamladığını düşünedursun, Taliban’ın intihar saldırıları ve NATO uçaklarının Taliban militanlarına misilleme yapmak amaçlı havadan sivilleri vurma operasyonları devam ediyor. NATO’nun Afgan halkını radikal İslamcı gruplardan kurtardığına inandık diyelim, peki Afganların silahlanmasına neden olan ciddi ekonomik sorunlarına ve yolsuzluğa nasıl bir çözüm bulacak. Açlık ve yolsuzluk varken demokrasi olur mu? Yoksa öyle bir derdi yok mu?
Peki NATO üyeleri El Kaide’yi ya da Taliban militanlarını gerçekten mağlup ettiklerini düşünüyorlar mıdır acaba? Yıllar süren işgal yüzünden sebep oldukları ölümlerin intikamının alınması için dünyanın birçok yerinde yeni militanların yetiştirildiğini tahmin etmek için uzman olmaya gerek yok. NATO öldürmeye programlanmış bir mekanizma. 2014’den sonra sırada işgal için bekleyen hangi ülke var acaba? Belki Suriye belki de başka bir ülke.
İşgal için gerçek bir sebebe gerek yok, kitabına göre bir sebep nasıl olsa mutlaka ayarlanır. Yeter ki çıkarlar konuşsun.