
NAVDEM, CDU Dış Politika Sözcüsü Jürgen Hardt’ın Türkiye’nin Rojava’daki bombardımanlarına verdiği desteği kınandı.
Açıklamada, Federal Meclis’te 160 ila 200 arasında savaşçıyı katlettiğine dair iddialar sorulduğunda CDU’lu Hardt’ın “Türkiye’nin terörizmle mücadele ve kamu düzenini sağlama hakkı olduğuna dikkat çekiyoruz” şeklindeki ifadesinin “utanç verici” olduğu belirtildi.
Açıklamada Um al Huş, Ulm el Qura ve Hasiye köylerinin Demokratik Güçleri’nce (SDG) DAİŞ’ten kurtarıldığı, bunun karşısında ise Türk devletinin yaptığı bombardımanda savaşçıların yanı sıra çok sayıda sivilin yaşamını yitirdiği hatırlatıldı.
Türk devletinin saldırılarının Suriyelilere yönelik savaş kampanyasının parçası olduğunun dile getirildiği NAVDEM açıklamasında, bunun aynı zamanda DAİŞ çetelerine verilen desteğin de ifadesi olduğunun altı çizildi.
CDU/CSU Dış Politika Sözcüsü Jürgen Hardt’ın açıklamalarının talihsizliğine işaret edilen açıklamada, bunun ‘bilgisizlikten’ dolayı yapılmış olmasının ‘umulduğu’ dile getirildi. Aksi durumda bunun Türk devletinin DAİŞ çeteleriyle işbirliği halinde Kürtler başta olmak üzere halklara yönelik imha politikalarına destek verilmesi anlamına geleceği uyarısı yapıldı.
CDU kendi değerlerini
ayaklar altına alıyor
NAVDEM açıklamasında son olarak, Alman hükümetinin acilen Erdoğan diktatörlüğüne verdiği desteği geri çekmesi ve Rojava başta olmak üzere Ortadoğu’daki demokrasi çabalarına destek verilmesi talep edildi. Açıklamada, aksi halde siyasi hesaplarla Erdoğan’ın diktatörlüğünün yanı sıra savaş suçlarına ortak olunacağı ve CDU/CSU’nun sıkça kullandığı ‘demokratik ve Hristiyanlık değerlerinin’ ayaklar altına alınmış olunacağı sözlerine yer verildi.
8 Eylül 2016’da ARD’de yayınlanan Monitor programı, ‘Suriye’deki Kürtler: Dün kahramanlar, bugün hedef tahtası’ başlığıyla verilmişti. Bu başlık, Almanya Federal Meclisi’nde tartışmalara neden olmuştu.
Sol Parti (Die Linke) Milletvekili Stefan Liebich’in konuya ilişkin sorusuna CDU/CSU Meclis Grubu adına yanıt veren Jürgen Hardt, “Türkiye’yle görüşmelerimizde sürekli olarak, ‘Türkiye’nin terörizmle mücadele ve kamu düzenini sağlama hakkı olduğuna’ dikkat çekiyoruz. Yine tabii ki, tüm bunların ‘orantılı olması’ ve uluslararası hukuka uygunluğunu talep ediyoruz. Söz konusu olaya (200 kadar savaşçının öldürüldüğü iddiasına) gelince, Türk hükümetinin Kuzey Suriye’deki terörist güçlere karşı savaşması noktasında ‘haklı gerekçeleri olduğundan’ eminim” ifadesini kullanmıştı.
HABER MERKEZİ