Friedrich Nietzsche’nin dilinden özetleyerek örneklemek gerekirse; Antik Yunan uygarlığı insanlık tarihinde bir dönemecin adıdır. Öyle ki; dışsal form olarak tanımlanan 'Apollonik' olan ( heykel ve plastik sanatlar), içsel dönüştürücü gücü temsil eden 'Dionizyak' olana ( müzik, şiir, tragedya) baskın hale gelmiş ve dionizyak olan kaybedilmiştir. Bu kaybetme içsel dönüştürücü gücün yitimi anlamına gelir. Geriye kalan ise sabit, dönüşmeyen formdur.
Bu çerçeveden ele alındığında, tek başına dönüşme ve dönüştürme gücü olmayan yaklaşımın (apollonik olanın) tarihten günümüze taşıyacağı şey, merkezi uygarlıkların toplumsal olanın temeli olduğu propagandasından öteye gidemeyecek ve gitmemiştir. Bu propaganda yazılı olmayan tarihin derinliklerine hapsedilmiş birçok kültürün üzerine adeta ölü toprağı sermiş ve sermeye devam etmektedir.
Platonun zeytinlikte ( Akademeia ) başlayan akademik tartışmaları, erklerin bahsi edilen yaklaşımlarının sonucu olarak günümüz üniversitelerinin şekillenmelerine kadar gelmiştir. Bu süreçte akademiler için yaşamsal olan tartışma ve bunun sonucu olarak doğruya yaklaşma ve belki bulma geleneği terk edilmiştir. Böylelikle “ Çağdaş Üniversite “ modeline kalan, bir araç olarak bağlı olduğu sistemin temellendirilmesine çalışmak olmuştur. Böylece üniversiteler merkezi uygarlıkların propagandasının düşünsel ve bilimsel zeminini oluşturmak için “amade” olmuş merkezler olarak gelişimlerini tamamlamışlardır.. Açık bir örnek olması itibarı ile Türkiye için 12 Eylül darbesinin artık bir kurumu olan Yüksek Öğretim Kurumu ( YÖK) verilebilir. Bu ve benzeri okumalar üzerinden geliştirilebilecek akademik zeminlerin, tarihin karanlığında bırakılmaya çalışılan gerçekleri gün yüzüne çıkarıp, onlara yaşam alanı kazandırmak kaçınılmaz bir çalışmadır. Böylesi çalışmalar akademilere ruhlarını yeniden kazandırma anlamını taşır.
Diyarbakır'da geliştirilmeye
çalışılan akademik zeminler
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi bünyesinde kurulan Aram Tîgran Kent Konservatuarı ve Diyarbakır Kayapınar Belediyesi bünyesinde kurulan Cegerxwîn Kültür Sanat merkezi; çalışmalarını yukarıda belirtilen okumalar etrafında geliştirmeye çalışmaktadır. Tiyatro, sinema, edebiyat, müzik, resim ve halk dansları bölümleri ile akademik çalışmalarını üç yıllık eğitim dilimleri ile gerçekleştirme çabasındadırlar. Eğitim dilini Kürtçe olarak belirleyen iki merkez, çalışmalarının üçüncü yılını geride bırakmaktadır.
Üç yıllık zaman dilimi içerisindeki çalışmalar bize göstermiştir ki özelde Kürt dili ve kültürü, genelde ise ezilen tüm halkların kültürel varlıkları, tabi tutuldukları imha ve inkâr yönelimlerinin neticesinde kendi dokularına karşı muazzam bir yabancılaşma tehlikesi ile yüzyüzedirler. Böylesi bir kültürel erozyonun önünü almak için gerekli alternatif yol, yöntem ve araçların geliştirilmesi gerektiğinin farkındalığı ile çalışmalarını geliştirmeye devam edeceklerdir. Bu amaca uygun bir müfredat zemini yaratmak merkezlerimizin üzerinde durdukları ana çalışmalardandır.
Müfredata dair geliştirilmeye çalışılan ana çerçeve eğitimlerin, ilgili disiplinlerinin bütün zeminlerini belirleyip, öğrencilerimizin tüm bu zeminlerden beslenebilmesi doğrultusunda yapılmasıdır. Bu anlamda örneklemek gerekirse; tiyatro bölümleri olarak öğrencilerimizi tiyatro disiplininin tüm alanlarında geliştirme çabasındayız. Tiyatro disiplinini ana sanat dallarına ( tiyatro kuramı, dramatik yazarlık, oyunculuk, dekor, kostüm, teknik vb.) ayırmak yerine, bir tiyatro kürsüsü yapısındaki eğitimden yana tercih yapılmıştır. Bu bağlamda ilk iki yıl tüm öğrencilerimiz ilgili oldukları disiplinin bütünüyle eğitimlerini alırlar. Üçüncü yıl ise pratik çalışmalara yoğunlaşmaya ayrılır. Üretilen sanatsal ürünler turneler yoluyla tüm bölgedeki seyircilere ulaştırılmaya çalışılır. Böylelikle mezun olacak öğrencilerimiz son yıllarında yerinde pratik yapma imkanıyla beraber, toplumsal olan ile yapacakları alış verişin alanlarına yabancı kalmamış olurlar.
Aram Tîgran Kent Konservatuvarı ve Cegerxwîn Gençlik Kültür Merkezi bu bakış açısı ile sorumluluklarını yerine getirme çabasındadırlar. Toplamda iki yüzü aşkın öğrencisi ile yolculuğuna devam etmektedir.
NAZIM HİKMET ÇALIŞKAN: Akademiden üniversitelere bir okuma