Kuzey-Doğu Suriye’deki 6 milyon nüfus başta olmak üzere Suriye halklarının ne Türk işgalini ne de yeniden BAAS egemenliğini kabul ettiğini belirten PYD Sözcüsü Salih Muslim, DAİŞ’le birlikte en büyük destekçisi Türk devletinin de uluslararası mahkemede yargılanmasını istediklerini söyledi.
DAİŞ’in toprak hakimiyetine QSD tarafından son verilmiş olmasını 2019’un en önemli gelişmesi olarak niteleyen Salih Muslim, ancak tehlikenin bitmediğini, DAİŞ’in hem zihniyeti hem de hücre yapılanmasıyla tüm dünya için büyük tehlike olmaya devam ettiğini kaydetti.
ANHA’ya konuşan Demokratik Birlik Partisi (PYD) Sözcüsü Salih Muslim, Kürtler arası birlik çalışmalarında önemli gelişmelerin olduğunu, ancak halen bu birliğe gelmeyen kesimlerin varlığının Kürtlerin geleceği açısından kabul edilemez olduğu kadar, büyük zarar verdiğini de söyledi.
Rojava Devrimi’nin başından beri ulusal birlik çağrısı yaptıklarını hatırlatan Muslim, “Partiler arasında bir ortaklık yaratmaya çalıyoruz, ancak halen kimi taraflar, düşmanın amaçlarına hizmet ediyor ve ulusal birlikten kaçıyor. Ulusal birlik cesaret ister, cesur adımların atılmasını ister ama kimi partiler cesurca davranamıyor” dedi.
Halk birliğe bağlıdır
Kürt halkının, Kürdistan’ın dört parçasında ulusal birliğe bağlı ve birlik içerisinde olduğunu; bunu da Kobanê direnişinde net olarak gördüklerini söyleyen Muslim, ”Kimliği, onuru ya da bir soykırım tehlikesi söz konusu olduğunda halk, yapılan tüm çağrıları büyük bir cesaretle yerine getiriyor. Ancak cesaretsiz olan dışarıya bağlı davranan kimi partilerdir” şeklinde konuştu.
Büyük umut oluştu
Kürdistan Ulusal Kongresi’nin (KNK) kurulduğu günden bu yana ulusal birlik için açık ve ciddi bir çalışma yürüttüğünü anımsatan Muslim, şöyle devam etti: “Kürt halkı da ulusal birlik talebinde açık ve ciddidir. Bu uğurda büyük fedakârlıklarda bulunmuştur. Halk olarak önemli ve büyük bir sürecin içinde olduğumuzu rahatlıkla söyleyebiliriz. Ulusal birlik için 2019’da büyük bir umut oluştu. Bu sadece siyasi partilerle değil sivil toplum kuruluşlarının girişimiyle oluştu. Tüm güçler, ulusal birlik için birbirlerini tamamlıyor.”
DAİŞ sonrası dönem
QSD tarafından DAİŞ’in coğrafi olarak bitirilmesi ve bölgede terörü sonlandırmak için yürütülen mücadeleye değinen Muslim, DAİŞ sonrası dönemi ciddi okuduklarını, ancak büyük güçlerin küresel teröre karşı ortak bir gelecek planı olmadığına işaret ederek, çetelerin ve onları destekleyen devletlerin yargılanması için uluslararası mahkemenin kurulması çağrısı yaptı.
Dünya için büyük bir tehlike olan DAİŞ ve diğer çetelere karşı YPG/YPJ’den başka karşı duran olmadığını belirten Muslim, “Uluslararası Koalisyon güçleri, bu teröre karşı yanıt olmak için ortak hareket etti. Kobanê’de olduğu gibi DAİŞ yenildi ve Baxoz’da ise işgal alanları tamamen bitirildi. DAİŞ dogmatik bir örgüttür. Eğer DAİŞ’e karşı savaşmazsak o zaman birçok ülkeye saldırı gerçekleştirebilir. DAİŞ hücre yapılarına karşı savaş planımızı kurmuş durumdayız, ancak söz konusu devletlerin böyle bir planı yok ve DAİŞ’in bittiğini düşünüyorlar” diye konuştu.
Muslim, DAİŞ’e karşı mücadelesinin sonuçlarına ilişkin de şunları söyledi: “70 binden fazla DAİŞ’li kadın ve çocukları kamplarda bulunuyor. Kuzey ve Doğu Suriye bölgelerindeki hapishanelerde binlerce tutuklu DAİŞ’li var. DAİŞ bitirilsin diye lideri öldürüldü ama DAİŞ gerçek anlamda bir ideoloji ve zihniyettir. Böylesi bir örgütün coğrafik olarak bitirilmesi, onun tamamen bitirilmesi için belirleyici değildir. Çünkü hücreler halinde de hareket ediyorlar. Eğer önünde durulmaz ve DAİŞ’e karşı savaşta yeni bir aşamaya geçilmezse bu örgüt daha fazla ülkeye yönelebilir. Bize göre bu örgüt bitmedi ve bütün bölgelerimizde mücadele yürütüyoruz.”
DAİŞ’e destek verenler de
DAİŞ’lilerin yargılanması için uluslararası bir mahkemenin kurulmasını istediklerini vurgulayan Muslim, şunları dile getirdi: ”Böylece uluslararası bir çözüm sağlanarak DAİŞ’in bitirilmesi sağlanacak; bu örgüte destek veren, perspektif sunan ve önlerini açan ülke ve yapılardan hesap sorulacak. Tüm bunları göz önünde bulundurduğumuzda uluslararası mahkemenin elzem olduğu ve bu hastalıklı yapının sonunu getireceği anlaşılmalıdır. Elimizdeki belgeler ve verilerle şunu açıkça belirtiyoruz; DAİŞ’in ortaya çıkmasında başlıca sebep Türkiye’dir. Türk sömürgeciliği, bizim soykırımımız temelinde milliyetçi çıkarlarını gerçekleştirmek için bu örgüte destek vermiştir.”
Türkiye’ye NATO desteği
Türk devletinin bölgedeki siyasetine ve saldırılarına da dikkat çeken Muslim, “Türk devleti NATO’nun etkili bir üyesidir. Elinde şantaj yapmasına olanak sağlayacak birçok koz da var. Aynı zamanda siyasi ve askeri olarak NATO’dan en fazla faydalanan devlettir. Bugün koşullar çok fazla değişti. ABD’nin bölgede çıkarları var. Rusya’nın da öyle. Şimdi Türkiye NATO’dan faydalanmaya çalışıyor. Silah desteğinden bölgelerimize yapılan duvarlara kadar her şey NATO’nun parasıyla karşılanıyor. Türkiye bugün NATO’nun bazı tarafların kendisine destek vermediğini görüyor. Rusya, Türkiye’yi zayıflatmak için NATO’dan çıkmasını istiyor. Aynı şekilde Avrupa Birliği’ne katılımı mümkün değildir. Çünkü istekleri Avrupa’nın demokrasi vb. taleplerine göre değil” şeklinde konuştu.
Türkiye herkesi tehdit ediyor
Muslim, Türk devletinin bölgede yapmak istediklerine işaret ederek, şu ifadeleri kullandı: “Türkiye bir taraftan Osmanlı dönemini geri getirme ve komşu ülkelerin iç işlerine doğrudan müdahale etme doğrultusunda hareket ediyor. Bu hareket hiç kimse tarafından kabul edilemez. Türkiye’nin içte ve dışta yaşadığı kriz gün geçtikçe artıyor. Bütün devletlerin savaş ve kriz istemediğini bildiği için herkesi terör ve mültecilerle tehdit ediyor. Amerika bizimle Türk devleti arasında bir uzlaşının olmasını istedi ama aynı zamanda bizim ile Türkiye arasındaki savaşa müdahale edemiyor. Savaşı sonlandırmak ve ortak bir çözüm için bize dönük bir yaklaşım göstermeye çalışıyor, ancak Türkiye durumu zorlaştırıyor ve belirli planları var.”
BAAS zihniyeti engeldir
Salih Müslim, iç sorunların çözümü önündeki en büyük engelin, BAAS rejimindeki mevcut zihniyet olduğuna vurgu yaparak, şunları paylaştı: “BAAS rejimi meseleleri büyüterek sorunların derinleşmesine neden oluyor. Bu Suriye’yi savaşa, ölüme ve yıkıma sürüklüyor. Rejimin Suriye’de çözüm metodu ve ele alış tarzı, ‘Dışardan bir terörist, bir mihrak komployla Suriye’yi karıştırdı fakat amacına ulaşamadı. Bu yüzden her şey 2011 yılı öncesine dönmeli’ şeklindedir. 2011’den önce ne vardı? Her konuda sindirme, haksızlık ve demokrasi ihlali vardı. Acaba bu kadar şeyden sonra, bu yüzyılda bu zihniyeti kim kabul eder? Suriye rejimi her zaman gücünü bu metotta, bu zihniyette görüyor. Aynı zamanda sırtını Rusya ve İran gibi dış güçlere yaslıyor.”
Türk işgali ve BAAS egemenliği
Suriye’de yaşayan tüm bileşenlerin Türk işgali ve rejim egemenliğini reddettiğini söyleyen Salih Muslim, şöyle konuştu: ”Geliştirdiğimiz demokratik ulus projesi, Suriye’nin tüm bölgelerinde bu proje uygulanmalıdır. Örneğin Dürziler, farklı özelliklere sahip bir toplumdur. Suriye’nin tamamında Ermeni, Asuri, Süryani, İsmailî, Êzîdî, Alevi gibi farklı birçok inanç ve kültür grubu var. Bu yüzden tüm bu toplumsal ve etnik yapıların haklarını koruyacak bir sisteme ihtiyaç var. Bununla birlikte Suriye toplumunun çoğu rejimi kabul etmiyor. Kuzey-Doğu Suriye’de 6 milyondan fazla kişi yaşıyor. Tebqa, Reqa, Dêrazor ve Minbic olmak üzere bölgede yaşayan halklar, Türk işgalini ve rejim egemenliğini reddediyor. Demokratik bir sisteme sahip, birlik olmuş bir Suriye istiyorlar. Halklar, her zaman direniş cephelerinde birlikte mücadele etti. Bölge halkı kriz içerisinde oluşturdukları demokrasi, adalet, hak ile kazanımlarını terörist ve işgalcilerden korumak dışında hiçbir şey istemiyor ve kabul etmiyor.”
ANHA/QAMIŞLO