Neden ‘halkların kardeşliği?’

Forum Haberleri —

8 Eylül 2020 Salı - 23:00

  • Kürtlere karşı yapılan her saldırıdan sonra tepkileri işgalci TC yerine Kürt Özgürlük Hareketine yöneltmek isteyen KDP yanlısı kesimler "halkların kardeşliği" sözünün bizzat BM tarafından kabul edilen sözleşmelerde neyi ifade ettiğini bilmiyor olabilirler; Ancak "halkların kardeşliği" söylemi bir statü talebi, eşit hak ve özgürlüğe sahip olma vurgusu olduğunu bilinmesi gerekiyor.

MÎRZEND SÎYAROJ

Son dönemlerde ne zaman Kürtlere faşist bir saldırı olsa, nerede devlet güçlerinin işkence ve katliamı olsa, saldırganlara tek laf etmeyen belli çevreler Kürdistan Özgürlük Hareketi'ne saldırmak için şunu söylüyor: "Kahrolsun Halkların Kardeşliği!

Bizi katleden, ülkemizi işgal edenlerle kardeş olmayacağız"

Elbette duygusal olarak bu tepkiyi verenler vardır veya "halkların kardeşliğinin" ne amaçla söylendiğini ve ne ifade ettiğini araştırmayanlar olabilir. Ancak, Kürtlere yapılan sadırıları Özgürlük Haraketi’nin ideolojik, politik çizgisine saldırmak için kullanan sinsi niyetlileri teşhir etmek ve aynı zamanda Özgürlük Haraketi’nin dillendirdiği "halkların kardeşliği" söyleminin ne ifade ettiğini bir nebze olsun açıklığa kavuşturmak gerekiyor.

***

Öncelikle şunu belirtelim ki "halkların kardeşliği" söylemi, ezilenle ezenin, ülkesi işgal edilenle işgalcilerin, tüm haklara sahip olanla hiçbir hakka sahip olmayanların her şeyi bir kenara bırakarak "kardeş" olarak birbirlerini sevip sarmalamaları değildir. Tam tersine, ezilenin, ülkesi işgal edilenin, hiçbir hakka sahip olmayanın herkesle eşit hak ve özgürlüğe sahip olmasının istemidir.

"Kardeşlik "vurgusu siyasal anlamda statü talebidir; kültürel anlamda özgürlük vurgusudur; bireysel anlamda atalarından devredilen mirastan eşit faydalanma hakkıdır. Yani, hukuksal anlamda "Kardeşlik" tanımı, bir kişinin veya topluluğun diğer kişi ve topluluklardan üstün/ayrıcalıklı haklara sahip olmamasıdır.

Bilindiği üzere, modern ülkelerin Medeni kanunlarında kardeşlerin "mirastan" eşit faydalanma hakkı vardır. Kardeşler birbirini sevse de sevmese de, kanuni haklar açısından mirastan eşit faydalanırlar. Dikkat edilirse, buradaki "kardeşlik" tanımı, kardeşlerin birbirini sevmesine bağlı değildir, eşit haklara sahip olmalarına dayanır.

Peki genel anlamda, halklar için "miras" nedir? Hangi şartlarda "farklı halklar" eşit haklardan faydalanır?

1948'de kabul edilen BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin ilk 2 maddesi şöyledir (TC tarafından 1949'da kabul edildi):

"Madde 1- Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler, birbirlerine karşı kardeşlik anlayışıyla davranmalıdırlar.

Madde 2- Herkes, ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal veya başka bir görüş, ulusal veya sosyal köken, mülkiyet, doğuş veya herhangi başka bir ayrım gözetmeksizin bu Bildirge ile ilan olunan bütün haklardan ve bütün özgürlüklerden yararlanabilir. Ayrıca, ister bağımsız olsun, ister vesayet altında veya özerk olmayan ya da başka bir egemenlik kısıtlamasına bağlı ülke yurttaşı olsun, bir kimse hakkında, uyruğunda bulunduğu devlet veya 203 İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ülkenin siyasal, hukuksal veya uluslararası statüsü bakımından hiçbir ayrım gözetilmeyecekti"

Görüldüğü üzere, 1. madde doğrudan "kardeşlik anlayışına" atıf yapmakta, 2. madde ise bu kardeşlik anlayışının hangi temelde olması gerektiğini açıklamaktadır. Yani eşit haklardan faydalanma ilkesine...

1966'da BM tarafından kabul edilen Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İliskin Uluslararası Sözleşme'nin 1. maddesinin ilk bendi şöyledir. (TC tarafından 2003'te imzalanmıştır):

"Madde 1)

1. Bütün halklar kendi kaderlerini tayin etme hakkına sahiptirler. Bu hak gereğince halklar, kendi siyasal statülerini özgürce kararlaştırırlar ve ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmelerini özgürce sağlarlar."

Bu Sözleşmenin temelinde de "kardeşlik hakkı" ilkesine atıfla eşit haklara sahip olma ve özgürce haklarını kullanma anlayışı mevcuttur. Halklar için "miras" kavramının temelini ise anayurt/vatan, anadili ve etnik kimlik oluşturur.

Başa dönersek, Kürdistan Özgürlük Haraketi'nin "Yaşasın Halkların Kardeşliği" söyleminin anlamını saptırarak ve hatta amaçlananın tam tersi şekliyle "işgalciyle kucaklaşma" olarak yansıtanların yukarıda BM Sözleşmeleri’nde kastedildiği anlamıyla "statü ve özgürlük talebini" perdeleyerek KÖH'e saldırı amacıyla yaptıkları aşikardır.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın defaatle dillendirdiği "eşit haklardan faydalanmanın olmadığı yerde kardeşlik hukukundan bahsedilemez" sözü veya KDP Genel Başkanı Mesud Barzani'nin 2013'te R.T.Erdoğan ile birlikte Amed'de katıldığı mitingde "Yaşasın Kürt ve Türk kardeşliği" söylemi Kürtlerin ve Türklerin mevcut durumdaki "eşitsiz" şartlarda kardeş sevgisiyle birbirine sarılması talebi değildir elbette.

Kürtlere karşı yapılan her saldırıdan sonra tepkileri işgalci TC yerine KÖH'e yöneltmek isteyen KDP yanlısı kesimler "halkların kardeşliği" sözünün bizzat BM tarafından kabul edilen sözleşmelerde neyi ifade ettiğini bilmiyor olabilirler; PKK karşıtlığı gözlerini kör etmiş olabilir; bilgi sahibi olmadan gevezelik yapan cahiller olabilirler. Bu kendilerini ilgilendirir. Ancak, Özgürlük Haraketine gönül veren herkesin "halkların kardeşliği" söyleminin bir statü talebi, eşit hak ve özgürlüğe sahip olma vurgusu, kendi kaderini tayin etme iradesi olduğunu bilmesi gerekiyor. O halde:

Yaşasın Halkların Kardeşliği!

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.