Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, özgürlük mücadelesinde yaşanan deneyimlerin yarattığı özgürlük değerleri ve birikimleri üzerinden böyle bir komisyonu gündeme koymuştur. Kürt halkının özgür topluma doğru ilerlemesinin nedeni; yaratılan özgür kadın gerçeğidir. Denenmiş, devrimsel düzeyde başarılara imza atan bir tecrübenin tüm insanlığa mal olması temelinde Kadın Özgürlük Komisyonu öngörülmüştür.
Toplumu özgürleştirme yaklaşımında bir samimiyet varsa, o zaman özgürlüğü kadından başlatmak en doğrusu olacaktır. Günümüzde yaşadığımız sorunların temelinde kadınla doğru bir yaşamın gerçekleştirilememesi yatmaktadır. Egemen erkeğin geliştirdiği sistem kadına, topluma kölelik dayatmaktadır. Bunun sonucunda da gelişen kadını sorunsal kılan zihniyetin her gün ürettiği kriz ve kırımlardır.
Durumu tersine çevirmek için kaderin kabusundan kadınları, tüm toplumu uyandırmak gerekmektedir. Toplumun tüm sorunlarının asıl kaynağı araştırıldığında adres aynı olacaktır. Kadın özgürleşmesinin önüne sınırsız engel konan kadın gerçeği ile karşılaşma olacaktır. Meclis bünyesinde Kadın Özgürlük Komisyonun kurulması, her şeyden önce toplumun en önemli sorunun ciddi bir temelde ele alınmasını ve çözüm projelerinin üretilmesine yol açacaktır. Mevcut Türkiye gerçekliğine baktığımızda sistemin kadını boğan karakterde olduğu görülecektir. Bu kadar demokrasiden söz eden bir devlette her gün kadın kırımlarının ardı arkası kesilmiyorsa, devletin demokratik olamayacağı ve özgürlükten uzaklaşacağı gerçeğinin görülmesi gerekir.
Sözde tüm alanlar kadına açılmıştır. Ancak toplumun tüm alanları ekonomik, sosyal, siyasal, hukuksal olarak kadına karşı problemlidir. Kadın bahsi geçen bu alanlarda yaşam dışı bırakılmaktadır.
Yaşamın en temel alanı olan ekonomide kadının kendisi yoktur. Türkiye’de binlerce kadın kendi bedenini satmaya mecbur kılınıyorsa ya da fuhuş bir sektör gibi her yerde geliştiriliyorsa, üstü örtülü gerçeğin ne kadar vahim olduğu görülür. Meta gibi kullanılan kadın gerçeğinde toplumsal ahlak çöküntüye sürüklenir. Bu kadar bereketli ve verimli bir coğrafyada iş imkanı bulamamak, Türkiye demokrasisinin en büyük ayıbıdır.
Tarihsel toplumun en büyük emekçileri kadınlardır. Yaşamı yaratan, geliştiren kadındır. Yaşamı yaratma emeği, ana emeği hakkı verilmemiş gerçeklerdir. Bugün de en zor koşullarda çalışan, emek harcayan yine kadınlardır. Komisyon bu konuda kadın için engel oluşturan durumları tespit ederek, aşılması için proje üretilmelidir. İlk başta kadının sosyal yaşamını özgürce geliştirme önündeki engeller kaldırılmalıdır. En başta kadınların yaşam hakkının güvenceye alınması, kadınların kendine ait olma, yaşamlarına yön verme güvencesinin toplum içinde oluşturulacak Kadın Özgürlük Komisyonu tarafından yaratılması gerekmektedir. Devlet bunu sağlayacak karakterde olmadığı gibi, bu tür sorunları doğuran gerçeklik devlet ve kurumlarında yatmaktadır. Günümüzde bir kadın eşinden boşandığı zaman onun belasına kurban olma gerçeğinden kurtulamıyorsa, devletin eşittir erkeğin hukuku kadının aleyhine işliyorsa, kadın açısından ne evde ne sokakta hiçbir yerde özgür ve güvende olunamıyorsa, nasıl sosyal bir özgürlükten söz edilebilir? Yine ekonomiyi kadın özü ile buluşturmanın sırrı kadınlardan öğrenileceğinin anlaşılması gerekir. Toplumun tüm kesimlerinde kadınların görüşleri alınabilir. Böylece kadının siyaset yapma imkanı da oluşur. Mevcut haliyle kadının siyaset yapma hakkı ve alanı bırakılmamıştır. Oysa Türkiye’nin en temel sorunlarına çözüm getirebilecek olan kadınlardır. Bu ülkede adalet, özgürlük anlayışı ile savaşı bitirip, barışı getirecek olan da kadınlardır.
Kadın Özgürlük Komisyonu, tüm toplum yaşamına yön veren cinsiyetçi, eril karakterdeki hukukun, demokratik ve kadını özgürlüğünü esas alan bir yapılanma için geniş bir çalışma başlatmalıdır. Kadınlara kendi yaşamının yasalarını kendileri oluşturma imkanı verilmelidir. Ülke anayasasında kadın renginin nasıl yansıtılacağı üzerinde durmalıdır. Ve kadının özgürlüğü kendi yasasını belirlemesi gerçekleşebilir. Tüm bölgelerde bu konu için alt komisyonlar temelinde kadınların görüşleri ve talepleri alınabilir.
Kadına güvenmek gerekiyor, tarih bu konuda en büyük güvencedir. Ana tanrıça İştar'ın 104 “Me” ile insanlık binlerce yıl özgür, eşit ve sorunsuz yaşadı. Adaleti, vicdanı, paylaşımı, eşitliği, özgürlük değerlerini kadın insanlığa kazandırmıştır. Antik Yunan'ın demokrasi ve özgürlük anlayışını aşmayan, devlet demokrasinin ve anayasasını kadınlar tüm toplumu kapsayan bir demokrasi ve barış karakterine dönüştürebilir. Bilindiği gibi Yunanlarda özgürlük sadece vatandaş olan erkeklere aitti. Kadınlar ve dışarıdan gelen halk ve köleler bu haktan faydalanmıyordu. Günümüz Türkiye’sinde, Türklük dışında ne diğer halklar ne de kadınlara özgürlük hakkı verilmemektedir. Türkiye’de var olan yasalar erkeği korumaktadır. Tacize, tecavüze uğrayan kadındır, serbest bırakılan erkektir. Gerekçe kolaydır. Kadın rıza göstermiş safsataları ileri sürülür, oysa 13'ün de çocuk sayılan bir kadının neyin rızasını gösterebileceğini kimse sorgulamaz. Töre cinayetlerinin özündeki olay da budur. Mağdur olan suçludur. Hem zihniyeti hem de yasaları kadın özgürlüğüne terstir.
Bu konuda yaşanan sorunların aşılması için, kadın örgütleri ile ortak çalışmalar geliştirebilir. Bu anlamda Kadın Özgürlük Komisyonu'nun en temel görevlerinden biri de toplumun sorunlarını toplumla, kadınlarla tartışma, görüş alma temelinde ve anayasada bulunan kadın özgürlüğünü kısıtlayan ya da kadına karşı şiddete açık kapı bırakan konuları yeniden düzenlemek için, başta iş imkanı, eğitim, güvenlik, sağlık vb. konularda paketler sunabilecektir. Anayasayı Değiştirme Komisyonu'nun sorunu doğru çözme konusunda işini de kolaylaştıracaktır.
Böylece Kürt halk Önderi Abdullah Öcalan’ın “özgürleşen kadın, özgürleşen toplumdur” gerçeği ile toplumun demokratik inşasında yol alınacaktır. Doğru bir toplumsal zihniyetle düşünüldüğünde böylesi bir komisyon tarihi bir öneme sahiptir.