AKP’nın 13 yıllık tek parti diktasının sonu mu geliyor?
Daha yeni seçim kazanmış(!) bir parti için bu soru yanlış değil mi?
Bence değil. Çünkü daha iki ay öncesine kadar “Tek parti iktidarı olmazsa huzur istikrar olmaz” diyerek halka şantaj yapanların haline bakın:
Sözde seçimleri güya kazandılar ve tek parti-tek adam diktasını kurmaya çalışıyorlar.
Ama memleketin haline bakın; kim bu memlekette huzur ve istikrar var diyebilir?
“Yurtta sulh, cihanda sulh” diyorlardı. “Yurtta savaş, cihanda savaş” yapıyorlar. “Komşularla sıfır sorun” diyorlardı. “Sorunsuz sıfır komşu” kaldı.
TC tarihinin içte ve dışta en karışık, istikrarsız, çatışmalı, kanla ve belirsizliklerle dolu bir dönemini yaşıyoruz. Sokağa çıkma yasakları ve yollarda kalan cenazeler... Kimse yarınından emin değil, huzursuz ve endişe içinde. En başta da iktidardaki Erdoğan ve AKP şefleri... Siz, AKP medyasının tek yanlı desteksiz atışlarına bakmayın. Saray sakinlerini mutlu etmek için yanlışlıkla bile doğru bir haber yazmayan, her an bin bir yalan uyduran bu özel savaş bülteni paçavralar en başta kendilerini kandırıyor. Medya plazaların sıcak odalarında uydurulan haberlere kanmayın. Sokaklarda ayrı bir dünya var.
AKP şefleri 2001 krizine tepki olarak yolsuzluklara, hırsızlıklara karşıyız diye geldiler. Ama tarihin en büyük hırsızlık, yolsuzluk ve soygunlarına imza attılar. Dört bakanlarını görevden aldılar. Bu bakanlar hırsızsa niye yargılanmıyor? Masumsa niye görevlerinden alındılar? Bu devirde ihalelerden ÖSS, KPSS sınavlarına kadar hırsızlık-yolsuzluk bulaşmayan hiçbir kurum ve yer kalmadı. Akşam sabah sıfırlıyorlar ama bitiremiyorlar. Kendileri tümden sıfırlanmadıkça bu pislik bitmez.
Ana dediler, başörtülü bacım dediler ama en çok kadın bu devirde katledildi. Katlettikleri kadın gerillanın cenazesini sokağa atıp çırılçıplak teşhir ettiler.
En az üç çocuk dediler. Ama çocuklara hediyeleri TMK oldu. Taş atan çocukları “Terör örgütü üyesi olmasa bile üyesi gibi cezalandırılır” deyip öldürdüler, zindanlara attılar. Zindanlarda tecavüz ettirdiler.
Din kardeşliği dediler. “Din kardeşlerini” aç susuz bırakıp sokağa çıkma yasakları uyguladılar. Ama sokağa çıkmayıp evinde hapsolan insanları bile çocuk-kadın-yaşlı demeden vurdular, katlettiler. İnsanlar öldüğüne üzülemiyor, cenazesini bulup gömebilirse mutlu oluyor.
“İleri demokrasi” dediler. Demokrasinin lafı bile kalmadı. Hitler sistemini örnek alan bir başkanlık sistemi getirmeye çalışıyorlar.
AB-Kopenhag kriterleri diyorlardı. Şimdi DAİŞ ve Suudi kriterleri revaçta, onlar uygulanıyor.
Dünya medyasında Türkiye görüntüleri Lübnan ve Suriye gibi denilerek veriliyor.
AKP iktidarı neredeyse her gün yeni bir açılım projesi açıklıyordu. Kürt açılımından, Alevi açılımına, Roman açılımına kadar, Hıristiyan, Musevi açılımına kadar projeler açıklandı. Ama hepsi de halkı oyalama aracı olarak kullanılıp çöpe atıldı. TEK, TEK denerek hepsine de savaş açıldı.
Dersim Soykırımı’nın hesabını soracaklardı. Şimdi daha büyük soykırımlar ve katliamlar yapmaya çalışıyorlar.
Erdoğan ve AKP iktidarı “Vesayete karşıyız, statükoya karşıyız” diyerek güya demokrasi bayrağı açmıştı. Şimdi Genelkurmaydan, Ergenekon’dan Perinçek’e kadar hepsiyle birleşip statükonun gözü kapalı muhafızı ve bekçi Murtaza’sı oldular.
Öcalan ile görüşme ve çözüm yerine, hukuk dışı tecridi ve halka karşı savaşı seçtiler.
Bu kafa sıfırlanıp devre dışı bırakılmadıkça, sorunlarımız daha da büyüyüp ağırlaşacaktır. Çözümü de zorlaşacaktır.
Bugün Cizre’de, Nusaybin’de, Silopi’de, Sur’da canı pahasına direnenler tüm halkların, ezilenlerin özgürlüğü için direniyor. Gün onlarla bütünleşme günüdür.
AKP diktası her yeri Kerbela yapmak istiyor. Halkın her yerde Kobanê ruhuyla sürdürdüğü direnişi bu zulme son verecek ve kazanacaktır.