
Mitolojik kurgu, icat edilmiş gelenek, Benjaminci hatırlama, orijini Kurdî mi? Farsi mi? şeklinde geniş bir entelektüel tartışma zemini yaratan Newroz ile ilgili belki de asıl sorulması gereken şey Newroz’un Kürtlerin ve ezilen halkların kolektif bilinçaltına kazıdığı asal karşılığının ne olduğudur.
Newroz, Ortadoğuludur, Kafkasyalıdır, Orta Asyalıdır. Kuzeyli hangi kavmin tahayyülünden okunursa okunsun yeniliğe, yenilenmeye, iyimserliğe ve müjdeye tekabül eder. Öbür tarafta Newroz, devletin her tarafından hastalık yayılan parçalanma paranoyasında hala kanlı canlı bir sapmadır. ‘Kürt ateşle temas etmemelidir’ düsturu ile birlikte helikopterlerden halay çeken insanların üzerine gaz yağdırmaya varan bir psiko-nevroz sendromdur.
Newroz mitinde Demirci Kawa hem emekçi hem de bir köylüdür; karşısında savaştığı güç ise Dehaq ve şürekâsının aristokrat cenahıdır. Bu yönüyle sınıfsal bir isyandır.
Kawa’nın Dehaq’ın sarayını yerle bir ettiği öyküde ezilenlerin yıkıcı dürtüsünün yaratıcılığa dönüştüğü ve etimolojik bir zorlamayla Kawa’nın son üç harfi (awa) Kurdî lisanda ‘inşa edilen’ ve ‘işte budur’ şeklinde çifte anlamları olan bir coşkunun da ifadesidir.
Newroz, Kürtlerin kendi kimliklerini görünür kıldıkları ve bunu bütün dünyaya beyan ettikleri bir sahneden ziyade son zamanlarda Ortadoğu halklarının özgürleşmesinde kolektif bir umuda da dönüşmüştür. Çocukların oyun oynarken büyüklerinin gelecek mesajlara pür dikkat kulak kabarttığı, gerçekliğin ve oyunun iç içe geçtiği hayatın en gerçek oyun-alanı olmuştur…
Newroz, resmi söylemin tam karşısında duran Kurdî söylemin bir itiraz ve beyanat sahasıdır. Söz konusu beyanatlarını duyulur kılmak için iki yılda 125 (yüz yirmi beş!) insanın cesetlerinin sokaklara saçıldığı Kurdî bir devrimci inatçılığın politik dışavurumudur!
Newroz, Kurdîlerin öncülüğünde bütün gayr-ı resmi insan topluluklarının Newroz’larını devletin Nevruz’una yedirmeme serüvenidir. Newroz’u kendi ‘amorf bayramlar’ repertuarına eklemek için yıllarca çırpınan resmiyete karşı bir tek ateşte can bulan ve Zagros doruklarından Amed Zindanlarına oradan İzmir’in Kadifekalesi’ne kadar sıra sıra dizilmiş ateşböceklerinin halaya durduğu bir devrimci dans tarihinin tarifidir Newroz.
Kürdün her baharını zehir eden resmiyetin psiko-nevrotik şiddetine dönüşen Newroz özellikle son birkaç yıldır baharın gelişini müjdeleyen asıl Newroz’a dönüşmüşse bunun müsebbibinin haşmetli devlet değil bizzat devletin örgütlü şiddetine karşı halkın spontan direnişi olduğu gerçeğidir.
Newroz, Kürtler için kolektif özlemlerin, öfkelerin, beklentilerin ve binlerce farklı duygunun hare hare dolduğu bir sahneden çok daha fazlasıdır. Kürde söylemesi yasaklanmış birçok şeyin söylendiği tarihsel bir nutuk alanı, her Kürdün biraz daha Kürtlüğü öğrendiği kültürel ve siyasal bir cepheden de fazlasıdır. En yalın anlatımıyla Newroz, son yıllarda sadece Kürdün olmaktan da çıkmıştır. Halkları birbirine boğazlatmak için bin bir hile ve dolap çeviren ‘Modern Dehaq’lara’ karşı yıllardır tecritlerde bekletilen ‘Modern Kawa’ ve yoldaşlarının bin bir odalı saraylara karşı halkları ‘ortak bir evde’ yeniden bir araya getirme çabasının dolayımsız bir çağrısıdır! 2016 Newroz’unun mitolojik bir kurgunun binlerce yıl sonra çırılçıplak bir gerçekliğe dönüştüğü ve halkların sahici bir bahara dümen kırdığı tarihsel bir dönemeç olması dileğiyle…