Rusya hakim konumda
Beşar Esad'ın kaderinin ve DAİŞ'le ortak mücadele olanaklarının konuşulduğu zirve öncesi yapılan yorumlarda ise Rusya'nın artık Suriye meselesinde baş aktörlüğü ABD'nin elinden aldığı vurgusu hakimdi. Gözlemcilere göre Moskova'nın önce Suriye'deki askeri varlığını artırması, ardından da Irak'ın başkenti Bağdat'ta Suriye, İran ve Irak'ın katılımıyla DAİŞ'i hedef alan bir istihbarat merkezi oluşturulacağını açıklaması, Putin-Obama görüşmesi öncesinde Rusya'nın bölgedeki ağırlığını artırdı. Bu sonuçta kuşkusuz ABD'nin 'eğit-donat' programının fiyaskoyla sonuçlanması ile verilen tüm mücadeleye rağmen DAİŞ'in hala ülkede etkinliğini sürdürmesinin de payı büyük. Ayrıca gittikçe daha da fazla şiddetlenen savaştan kaçan mültecilerin Avrupa'ya oluşturduğu baskı da Rusya'nın elini güçlendiren faktörlerden.
Putin görüşme öncesi netti
Görüşme öncesinde ABD'de yayın yapan CBS televizyonuna mülakat veren Putin ise Suriye'deki sorunun çözümü için tek yolun Esad rejiminin desteklenmesi ve güçlendirilmesi olduğu görüşünü bir kez daha yineledi Putin, "Ama aynı zamanda hükümeti reforma ve diyaloğa itmeliyiz" diye de ekledi. Suriye'de son dönemdeki faaliyetleri göz önüne alındığında Rusya'nın Ortadoğu'da liderlik rolü üstlenme çabasında mı olduğu sorusuna ise Putin, "Pek değil" yanıtını verdi.
'Saha operasyonuna katılmayacağız'
Rusya'nın Suriye'de veya başka bir ülkede saha operasyonuna katılmayacağını savunan Vladimir Putin, "En azından şu anda öyle bir planımız yok. Ancak hem Esad hem de diğer ülkelerdeki ortaklarımızla çalışmalarımızı yoğunlaştırmayı düşünüyoruz" ifadesini kullandı.
'Savaşçılar dönmesin diye’
Putin, Rusya'dan Suriye'ye savaşmaya gidenlerin geri dönmemesi için Esad rejimine yardım ettiklerini savundu. Suriye'de şu anda Rusya ve eski Sovyet ülkelerinden iki bin civarında 'savaşçı' bulunduğunu hatırlatan Putin, Rusya'ya dönmeleri halinde bu kişilerin kendilerine tehdit olacağını söyledi ve ekledi: "Onların ülkeye dönmesini beklemek yerine Esad'a onlara karşı savaşmaları için yardım etmek daha iyi. Dolayısıyla, Esad'a destek vermeye bizi iten ve teşvik eden en önemli şey bu. Genel anlamda da bölgenin istikrara kavuşmasını istiyoruz."
ABD'ye 'eğit-donat' eleştirisi
Rusya Devlet Başkanı, ABD'nin fiyaskoyla sonuçlanan 'eğit-donat' programını da eleştirdi. Putin, ABD'nin DAİŞ ile mücadele kapsamında 5-6 bin civarı Suriyeli muhalifi eğitmeyi amaçlarken sadece 60-70 kişinin programı tamamlayabildiğini hatırlattı ve ekledi: "Bunlardan sadece 4-5'i sahada silahlarla savaşıyor. Geri kalanı ise ABD silahlarını aldıkları gibi DAİŞ'e katıldı. ABD'nin yasa dışı yapılara askeri destek sağlaması, çağdaş uluslararası hukuk ilkeleri ve BM tüzüklerine aykırı."
Moskova yeni zirve hazırlığında
Öte yandan zirve öncesi Rusya, Suriye konusunda politikaları birbirine benzemeyen beş ülkenin Ekim'de toplanabileceğini de duyurdu. Moskova'da bir açıklama yapan Rus Dışişleri Bakan Yardımcısı Mikhail Bogdanov; Rusya, İran, ABD, Suudi Arabistan, Türkiye ve Mısır'ı kapsayan uluslararası temas grubunun Ekim ayı içerisinde toplanabileceğini söyledi.
ABD'nin Esad'a karşı tutumu esnedi
Her ne kadar Esad'ın Suriye'deki geleceği konusunda Rusya ile aynı fikirde olmasa da ABD yönetiminden son zamanlarda gelen açıklamalarda gözle görülür bir esneklik göze çarpıyor. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, geçen hafta, Esad'ın Suriye'de siyasi çözüm görüşmelerinin başında gitmesi gerekmediğini, müzakerelerin ilerleyen safhalarında da iktidardan gidebileceğini söylemişti. Kerry ayrıca Rusya ve İran'dan Esad'ı müzakarelere getirmesini beklediklerini ifade etmişti. Benzer açıklamalar, Almanya, İngiltere ve Avustralya'dan da geldi.
Rusya’nın etkisinden rahatsız
Ancak ABD, Esad konusunda politikasını değiştirmiş görünse de Rusya'nın Suriye'de artan askeri ve diplomatik etkisinden de memnun değil. İki ülkenin dışişleri bakanlarının görüşmesinde de bu rahatsızlık iyice ayyuka çıktı. Önceki gün Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile görüştükten sonra bir açıklama yapan ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, "Nasıl ilerleyeceğimiz konusunda çekincelerimiz var. DAİŞ'e karşı birlikte hareket etmeliyiz. Şu anda bunu yapamıyoruz" dedi. Associated Press haber ajansına bilgi veren bir ABD Dışişleri yetkilisi ise, "Rusya'nın hem askeri hem de siyasi alanlarda artan etkinliğiyle ilgili sert görüş alışverişleri oldu" dedi.
Davutoğlu: Esad gitmeli
Türkiye Başbakanı Ahmet Davutoğlu ise Esad'ın Suriye'deki geçiş döneminde rol üstlenmesinin kabul edilemeyeceği görüşünde.
BM Genel Kurulu için New York'ta bulunan Ahmet Davutoğlu, önceki gün gazetecilerin sorularını yanıtlarken, "Esad'lı bir çözümün yürümeyeceğine karar verdik ve şu anda da kanaatimizi koruyoruz" dedi.
Erdoğan 'olabilir' demişti
Ahmet Davutoğlu'nun aksine Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise geçen hafta Çarşamba günü Moskova'da Putin'le görüşmesinin ardından yaptığı açıklamalarda, "Geçiş sürecinde belki Esad ile gidilme gibi bir şey olabilir" demişti.
Türkiye'nin politikaları çöktü
Ancak Türkiye, müttefikleri için artık o kadar önemli bir aktör değil. Zira Obama, son yıllarda Türk yetkililere randevu vermemekle AKP Hükümeti'nin tepki çeken DAİŞ ve Kürt politikası konusundaki rahatsızlığını da açıkça ortaya koyuyor. Barack Obama, Türk Başbakan Davutoğlu'yla BM Genel Kurulu'nda ikili görüşme yapma gereği de duymadı.
İran ve Rusya aynı safta
BM Genel Kurulu'na katılan liderlerden biri de İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani. Bağdat'ta kurulan DAİŞ karşıtı istihbarat merkezine katılan İran, Esad'ın desteklenmesi gerektiği konusunda Rusya'yla aynı görüşte. CNN televizyon kanalına bir mülakat veren Ruhani, "Artık herkes teröristlerle mücadele edilmesi için Esad'ın görevde kalması gerektiğini kabullendi" dedi.
Kürtler önemli bir aktör
Kürtler ise Suriye savaşı başladığından beri üçüncü bir yolu tercih ederek kendi öz yönetimlerini ve ordularını kurarak hem DAİŞ'e karşı mücadelelerini yürütüyorlar hem de Rojava'da diğer halklarla birlikte demokratik özerkliği inşa etmeye çalışıyorlar.
Şu anda YPG güçleri, ABD ordusuyla birlikte DAİŞ'e karşı birlikte savaşıyor. YPG karadan etkili bir savaş yürütürken, ABD savaş uçakları ise DAİŞ mevzilerini vuruyor. ABD ile ilişkiler konusunda ise YPG, "ABD'nin kendilerine silah veya mühimmat temin etmediğini" belirtiyor.
Ağır silahları olmamasına rağmen YPG'nin DAİŞ karşısında elde ettiği askeri başarı, Kürtlerin diplomatik alanda da elini güçlendiriyor. Rojava'nın siyasi temsilcisi Demokratik Birlik Partisi (PYD), son zamanlarda önemli bir aktör olarak görülüyor ve Suriye gündemli çok sayıda toplantı ve müzakereye davet ediliyor.
PYD siyasi çözümden yana
Son aylarda sık sık Rusya'ya giderek Putin yönetimi ile görüşen PYD Eşbaşkanı Salih Muslim de başından beri siyasi çözümden yana olduklarını söylüyor. Geçtiğimiz hafta Rojava'ya giderek PYD Genel Kurulu'na katılan Muslim, en son Independent gazetesine yaptığı açıklamada, "Esad'dan kurtulmak istiyoruz ama asıl düşman DAİŞ" dedi.
Muslim, Esad'ın yerine DAİŞ ve El Kaide bağlantılı diğer grupların yönetime geçmesinin de Suriye ve dünya için felaket olacağı görüşünde. PYD Eşbaşkanı Salih Muslim'in Suriye'deki savaşa ilişkin ise "Sonunda siyasi bir çözüm olmalı. Hiçbir taraf diğerinin üstesinden gelemez" diyor.
PYD, çözüm önerisi olarak da Rojava'da inşa edilen ve kantonlarda uygulamaya konan demokratik özerklik modelini öneriyor.
PYD'ye göre, ancak Suriye'deki tüm halkların eşit temsil edildiği bu sistem akan kanı durdurabilir ve birlikte yaşamının önünü açabilir.
HABER MERKEZİ