Bugün Newroz; özgürlük, birlik ve direniş günü. Özgürlük ateşinin zulmün kalelerinde yakıldığı gün. Başta Kürtler olmak üzere Ortadoğu halklarının özgürlük ateşinde piştiği gün. Zalim Dehak’lar şahsında zulmün yıkıldığı ve halkların özgürlüğe ve kardeşliğe kavuştuğu gün. Bu Newroz’da, yani 2016 Newrozu’nda bütün bunların hepsi de nasıl gerçekleşiyor! Sanki bin yılların tarihi toplanıp günümüzde tüm yoğunluğu ile yaşanıyor. Sarayın zulüm burçlarında bugün özgürlük ateşleri yanıyor.
Böyle bir bilinç ve coşkuyla başta Kürt halkı olmak üzere tüm Ortadoğu halklarının ve demokratik insanlığın Newroz özgürlük ve direniş bayramlarını kutluyorum. Günümüz Dehak’larının faşist zulmüne ve katliamına karşı özgürlük ve demokrasi için direnen herkesi selamlıyorum. Newrozları Newroz yapan Çağdaş Kawa Mazlum Doğan şahsında tüm özgürlük mücadelesi şehitlerini saygı ve minnetle anıyorum. Cizre kalelerinde ve Amed surlarında yükselen demokratik özyönetim direnişlerini selamlıyorum.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, "PKK ile Newrozlar daha umutlu ve güzeldir“ demişti. Bugün hepimiz bu büyük umudu ve güzelliği her yerde görüyoruz. Bu temelde Önder Abdullah Öcalan’ın Newrozu’nu, özgür yaşam ve tarihi direnişini kutluyoruz. Newroz gerçeğini en doğru ve en anlamlı bir biçimde Önder Abdullah Öcalan’ın tanımladığını çok iyi biliyoruz. Bunun, özgürlük ateşiyle Medlerin üç yüz yıl süren halk olma ve yurt tutma savaşını başlatması olduğunu ifade ettiğini okuyoruz. Ve PKK için de "Gerekirse üç yüz yıl sürecek çağdaş Med Hareketini başlatması gerektiğini” söylediğini de.
Medlerin üç yüz yıl boyunca gerçekten savaşıp savaşmadığını doğrusu tam olarak bilemeyiz. Ama Apocu bilinçle Kürtlerin son kırk yıldır kesintisiz savaştığını biliyoruz. 1982 Newrozu’nda Mazlum Doğan’ın üç kibrit çöpüyle Diyarbakır zindanını aydınlattığını ve Kürt halkının da otuz beş yıldır Mazlum’un özgürlük ateşiyle yürüdüğünü de çok iyi biliyoruz. Medlerin nasıl yaptığını tam olarak bilemeyiz, ama Kürtlerin Newroz özgürlük ateşiyle pişen bir halk haline geldiğini iyi biliriz.
Bu varlık ve özgürlük hikâyesinin, Mazlum Doğan tarafından 12 Eylül faşizminin zulüm kalesi yapılan Diyarbakır zindanının aydınlatılmasıyla başladığı bilinmektedir. Ardından fedai Kürt gerillasının 15 Ağustos 1984 özgürlük yürüyüşü gelmiştir. Mazlumlardan aldığı özgürlük bayrağını hep yükseklerde taşıyan Mahsumların doğru komuta çizgisinde kahramanca yürüyüşüyle Newrozlar bugünkü anlamına kavuşmuştur. Ardından Cizre ve Nusaybin öncülüğünde Kürt halkının Newroz özgürlük yürüyüşü başlamıştır.
Öncesini saymazsak, en azından son yirmi yedi yıldır bu halk Newroz özgürlük ve direniş bayrağı altında yürüyor ve her yıl bu kutsal bayrağı daha da yükseltiyor. Eğer 15 Şubat komplosu gibi bir kara günde yolunu şaşırmadan doğru özgürlük yolunda yürümeyi başardıysa, bunu da Newroz’un özgürlük ve direniş ateşinin aydınlatıcılığına borçlu bulunuyor. Bu temelde tam yirmi yedi yıldır Newroz özgürlük ve direniş ateşinde pişerek çelikleştiği, Newrozlaşan bir halk haline geldiği görülüyor.
Bugün Kürtler ve dostları için artık "Her Gün Newroz ve Her Yer Direniş” haline gelmiş bulunuyor. Kürtler varlık ve özgürlük savaşını artık bu slogan temelinde yürütüyor. 2015-2016 kışının buz gibi soğuğunda Newroz ateşiyle sokakları ısıtarak gerçekleşen Cizre ve Sur direnişleri Kürtleri artık bu noktaya getirmiş bulunuyor. 2014-2015 kışının Kobanê direniş kahramanları, 2015-2016 kışının Cizre ve Sur direniş kahramanları oluyor. Kürtler 2016 Newrozu’na işte böyle tarihi bir direniş temelinde ulaşıyor.
Şimdi Ankara’nın yeni yetme faşist diktatörleri, yüzyıllardır Newroz ateşinde pişmiş, adeta kendisi Newroz olmuş bu halka karşı Newroz özgürlük ve direniş bayramını yasaklamaya çalışıyor. Sanki Newrozlar izinle kutlanır bayramlarmış gibi; hem de zalim diktatörlerin izniyle! Belli ki bu yeni yetme faşist diktatörler tarihi bilmiyorlar, Newroz’un özgürlük ve direniş tarihini hiç anlamıyorlar. Bilmiyorlar ve de anlamak istemiyorlar ki, Newroz ateşleri zalim diktatörlerin zulmünü yıkmak için yakılan özgürlük ve direniş ateşleri oluyor. Ve bu ateş 1982 yılında Diyarbakır zindanında Mazlum Doğan tarafından yakılmış bulunuyor.
Yine Ankara’nın yeni yetme saray diktatörü, hem de bir Newroz öngününde Newroz halkı olan Kürtlere karşı savaş ilan ediyor. Hem de bu savaşı Çanakkale ve Türk Ulusal Kurtuluş savaşlarına benzetiyor. Belli ki Enver Paşa ve Mustafa Kemal’den sonra üçüncü Türk büyüğü olmayı kafaya koymuş bulunuyor. Kürtlere karşı yeni bir "Türk kurtuluş savaşı başlattığını” söylüyor. Kendisinin "Terörist” dediği tüm Kürtleri öldürmekten söz ediyor.
Elbette bu sözleri söyleyen kişi havuz medyasının yalakalarından biri olsaydı, o zaman insan acı bir tebessümle gülüp geçerdi. Ancak bu sözleri söyleyenin mevcut haliyle Cumhurbaşkanlığı makamında oturan ve başkan olabilmek için yanıp tutuşan kişi olduğunu bilmemiz lazım. Peki böyle biri nasıl bu tür sözler söyler? Hani Türklerle Kürtler Çanakkale’de ve Kurtuluş Savaşında birlikte savaşmışlardı? Kürtlere karşı savaşıp onları yok ederek Türkler nasıl kurtulur? Peki Türkiye’de bu sözlerin nasıl büyük bir tehlike ve halk düşmanlığı olduğunu görebilecek kimse yok mu?
24 Temmuz topyekûn faşist özel savaş saldırısına karşı Kürt halkının geliştirdiği demokratik öz yönetim direnişleri tüm maskeleri düşürerek çirkin kara yüzleri açığa çıkarmış bulunuyor. Yıllardır Kürtlerden oy alarak iktidar olan Tayyip Erdoğan’ın nasıl büyük bir Kürt düşmanı olduğunu gözler önüne sermiş oluyor. Hey kutsal özgürlük direnişi sen nelere kadirsin! Mehmet Tunç’ların ve Pakize Nayır’ların ruhu, siz ne kadar aydınlatıcısınız! Bu güncel Dehak’ın maskesini düşürerek zalim yüzünü açığa çıkardınız.
Elbet bir gün bu gerçeği görenler Türkiye’de de açığa çıkar. Hatta bunun çok yakın olduğu ve de ayak seslerinin geldiği gözleniyor. İşte Halkların Birleşik Devrim Hareketi bu gerçeği ifade ediyor. Fakat Ankara’nın bu yeni yetme diktatör bozuntusunun Newroz özgürlük ateşiyle pişmiş olan Kürtleri ve Kürdistan Özgürlük Hareketini bu kadar küçük görmesi akla uygun gelmiyor. Peki böyle bir durumda sormazlar mı adama: Sen kim oluyorsun ki, tarihin bu en kadim halkını son ferdine kadar yok edebiliyorsun?
Kuşkusuz Kürtler bu sözlerin ve tutumun cevabını vereceklerdir. Hem de misliyle vereceklerdir. En başta Kürt gençleri ve kadınları vereceklerdir. Kürt halkının kahraman fedai gerillası verecektir. Mazlum ve cefakâr Kürt emekçileri verecektir. Kimin yaşamaya hakkının olduğunu yaşanan bu mücadele açıkça gösterecektir. Besbelli ki başta kadınlar ve gençler olmak üzere Kürt halkı, tüm Türkiye halklarıyla birleşerek ve onlara öncülük ederek günümüz Dehak’ını Türkiye’den kovana kadar bu kutsal direnişi yürütecektir.
Zaten böyle bir direniş Kürdistan ve Türkiye’nin her tarafında sürmekte ve gittikçe de büyümektedir. Başta Kürt halkı olmak üzere Türkiye’deki halklar 2016 Newrozu’nu bu temelde karşılamakta ve kutlamaktadır. Gezi, Cizre ve Sur direniş ruhu bu Newroz’un özgürlük ruhuyla birleşerek binlerce yıldır gerçekleşene benzer yeni bir özgürlük çıkışını gerçekleştireceğe benzemektedir. 2016 Newroz’u yeni bir özgürlük çıkışı olmaya adaydır.
Bu temelde, başta Kürtler olmak üzere tüm Ortadoğu halklarının Newroz özgürlük ve direniş bayramlarını bir kez daha kutluyor, Mazlum Doğan şahsında tüm Newroz ve özgürlük mücadelesi şehitlerini saygıyla anıyorum. Günümüzün saray Dehak’ını yerle bir etmek üzere özgürlük isteyen tüm halkları ve emekçi kesimleri Newroz meydanlarını doldurmaya ve AKP faşizminden hesap sormaya davet ediyorum.