Kürdistan'da yetişen otlar birçok hastalığa iyi geliyor. Yüzyıllardır hatta bin yıllardır Kürdistan coğrafyasında yaşayan insanlar, kendilerine musallat olan hastalıklarla baş edebilmek için tek çare olarak yönlerini dağlara verdi. Doğanın kendilerine bahşettiği otlarda devayı aradı. Bin yılların tecrübesiyle hangi otun hangi hastalığa iyi geldiğini keşfetti. Bunu da en büyük miras olarak babadan, anadan oğula devrede devrede günümüze kadar getirdi.

1990'lı yıllarla birlikte askerlerin Kürdistan'daki köyleri yakması ve boşaltması beraberinde yavaş yavaş bu miras devrinin de sekteye uğratmasını getirdi. Artık bu mirası çocuklara devretmenin imkanları gittikçe zorlaştı. Hastalıklar çoğaldı fabrikasyon ilaçları zengini daha da zengin kıldı.
Ancak artık köylerine dönme imkanına kavuşan insanlar yeniden kökleriyle buluşuyor. Kürdistanlılar doğanın kendilerine yönelen hiçbir canlıyı geri çevirmeyeceğini, hem karnını doyuracağını hem de daha rahat bir yaşam sunacağını deneyimledi ve deneyimliyor.

Hastalıklara iyi geliyor

Köylerinden yaklaşık 3-4 saatlik mesafede dağlarda korkusuzca ot toplayan 3 kadın da, doğanın cömertliğinin farkında, kendi rızklarının peşinde kazma sallıyor. Rızklarının başka insanlara da merhem olacağını bildikleri için daha da titiz davranıyorlar. Naze Zeliha Aydın, Meyrem Aydın ve Sorgul Fatma Aydın, Wan'ın Payizava (Gürpınar) ilçesine bağlı Şivreş (Dağseven) köyünden. 1990'lı yıllarda kendilerine dayatılan koruculuğu kabul etmedikleri için köyleri yakılıp yıkılmış ve her bir aile bir kente savrulmuş. Son birkaç yıl içinde tekrar köylerine dönen köylüler, yeniden kaldıkları yerden yaşamlarına anlam katmaya çalışıyor. Hayvancılıkla uğraşan Şivreş'te kışın her ne kadar sadece 20 aile bulunsa da, yaz ve bahar aylarında bu sayı 70'e ulaşıyor.  
Köylüler sadece hayvancılıkla uğraşmıyor aynı zamanda dağlardan topladıkları otlardan da geçimlerini sağlıyor. Naze Zeliha Aydın, sabahın erken saatlerinde uyandıklarını ve dağlara tırmandıklarını belirtiyor. Adına Nilbenk dedikleri otun kökünü çıkardıklarını ve bundan sakız ürettiklerini belirten Aydın, ilaç olarak bu sakızı sattıklarını belirtiyor.
Yerden iki karış yükseklikte olan Nilbenk otunun kökü yaklaşık 10 santim yerin dibinde. Yası yaprakları olan bu ot, kazma yardımıyla köküne zarar verilmeden çıkarılıyor. Üzerindeki topraktan temizlenen kök daha sonra ateş üzerinde kaynatılıp iyice dövülüyor. Merheme dönüşene kadar dövülen ve sakız halini alan bu bitki daha sonra satılıyor.
Romatizmaya iyi geldiği belirtilen bu sakızın bir bezin üzerine serildiği ve ağrılı bölgeye uygulandığı belirtiliyor. Vücuttaki ağrıyı dindirene kadar bekletilen ve yakı görevi gören sakız daha sonra kendiliğinden düşüyor. Yine bel fıtığına iyi gelen bu ot, kırık çıkıkçıların da çokça başvurduğu bir merhem. Mide rahatsızlığı bulunanlar da bu sakızı çiğneyerek derman bulabiliyor.
Naze Zeliha Aydın geçen yıl kilosunu 55 liradan sattıkları sakızın bu seneki fiyatını bilmediklerini belirtiyor. Ancak aldıkları duyuma göre bu sene daha ucuz olabileceğini tahmin ediyorlar. Köye dönen yurttaşların artmasıyla birlikte ot toplayanların sayısında da artış olduğu bunun da fiyatları düşürdüğü belirtiliyor.



ABDURAHMAN GÖK/DİHA/WAN