Hükümet ile ‘’saray’’ arasında yaşanan kriz nasıl sonuçlanır? Bu krizin Kürt sorununa ve çözüm sürecine yansımaları ne olur? Bu önemli sorular başka yazıların konusu olsun. Bu yazıda, seçime kadar “ateşkes” sağlanan AKP içi iktidar kavgasının nedenlerini irdeleyelim.  

Yaygın kullanılan bir halk deyimidir, ‘’Kime niyet kime kısmet!’’ Güzel tesadüfler için de kullanıldığı olur ama daha çok olumsuz rastlantı ve sonuçları ifade eden bir deyimdir. Bu veciz ifadenin olumsuz bağlamda (kötü sonuç) tezahürünü bugün AKP’de görüyoruz.  

Çok defalar AKP’nin Kürt sorununu çözmeyi değil ‘’PKK’yi çözmeyi’’ hedeflediğini yazıp durduk. Son günlerde ayyuka çıkan hükümet-saray kavgası, bu oyunun ters teptiğini gösteriyor. AKP’nin PKK için düşündüğü sonuç, kendisine ‘’kısmet’’ oluyor gibi... 

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Amed’de okunan Newroz mesajını milyonlar sahiplendi. Kürt Özgürlük Hareketi Newroz mesajının arkasında durduğunu deklare etti. HDP, aynı irade beyanında bulundu. Türkiye kamuoyu, medya, aydınlar, sanatçılar, toplumun ezici çoğunluğu İmralı mesajını destekliyor. 

Hükümetin açıklamalarından da Newroz mesajının ‘’benimsendiği’’ anlaşılıyor. Hükümet yetkilileri süreci ilerletme konusunda yükümlülük altında olduklarını kabul ediyorlar.  

Süreç, Newroz mesajıyla yeni bir döneme girdi ancak AKP’de sular iyice ısınmışa benziyor. Öyle ki tam da bu dönemde Erdoğan’ın Kürt sorunu, Dolmabahçe deklarasyonu ve İzleme Heyeti konusunda yaptığı açıklamalar işin tuzu biberi oldu. Sonra Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Erdoğan’ı açık bir dille eleştirdi. 

Hükümet ile Erdoğan arasındaki çelişki ve çatışmaların elbette ki süreci aşan yönleri var. Mit Müsteşarı Fidan ve Merkez Bankası konusunda görüş ayrılıklarının olduğu, karşılıklı açıklamalarla ortaya çıkmıştı. Ama Çankaya-Aksaray bölünmesine neden olan ve her gün daha da derinleşen çatlağın, sürecin ilerlemesinin bir sonucu olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. 

Erdoğan’ın hükümete ‘’hükmetme’’ çabaları dirençle karşılık buluyor artık. Arınç’ın “hükümet bizsek bırak işimizi yapalım” mesajının kişisel sözler olmadığı Bakanlar Kurulu Toplantısı’ndan sonra yapılan açıklamayla netleşti. Arınç Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü sıfatıyla sözlerinin arkasında durdu.  

Öyle anlaşılıyor ki Davutoğlu, Hakan Fidan meselesinde aldığı ağır yenilginin altında kalmamak ve yeni yenilgiler almamak için kolları sıvamış. Böylece rüştünü de ispatlamayı amaçlıyor.    

Davutoğlu, CHP-MHP’nin bahsettiği gibi ‘’gölge bir Başbakan’’ olmadığını kanıtlamaya çabalarken; bunu acemice ve tepkisel yapmıyor. Erdoğan ile gireceği bir bilek güreşini kaybedeceğini bilecek kadar akıllı davranan Davutoğlu, yenileceğini bile bile Erdoğan ile bire bir kavgaya girişme acemiliğine düşmedi.  

Davutoğlu’nun şu ana kadar yorum yapmaması stratejinin gereği. Stratejisi şu: Erdoğan’ın karşısına hükümet olarak dikilmek! Dahası AKP olarak Saray’a karşı durmak!

Davutoğlu-Erdoğan görüşmesinde şimdilik bir uzlaşmanın sağlandığı anlaşılıyor. Bakanlar Kurulu Toplantısı sonrası konuşan Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç’ın ifadeleri seçime kadar ‘’geçici ateşkes’’ yapıldığını gösteriyor. 

Seçim sonrası yeni rauntları oynanacak olan AKP içi iktidar kavgasından kimin galip çıkacağını bekleyip göreceğiz. Ancak şimdiden şunu söyleyebiliriz: Süreç bırakalım PKK’yi çözmeyi,  bilakis daha da güçlendirdi; ancak AKP’nin içini iyice karıştırdı ve ‘’çözülmeye’’ doğru bir süreç başlattı.

Ne diyelim; kime niyet kime kısmet!