Hükümet yine en iyi bildiği şeyi yaptı ve göçmenlerin İngiltere’deki yaşamlarını biraz daha zorlaştırmak için Parlamento’dan hızlıca bir yasa tasarısı daha geçiriverdi. Nur topu gibi doğan bu yeni yasamızla birlikte işsiz göçmenlerin İngiltere’de konut yardımına başvurmaları yasaklandı. 2014 yılı Nisan ayında yürürlüğe girecek bu yasadan, Avrupa Birliği’nin serbest dolaşım hakkından yararlanarak İngiltere’ye gelen AB kökenli göçmenler bile etkilenecek.
Daha önce de Ocak ayında çıkarılan bir yasayla, İngiltere’de en az üç aydır ikamet etmeyen göçmenlerin, işsizlik yardımı ve buna benzer çalışma durumlarıyla ilgili tüm sosyal yardımlardan faydalanmaları yasaklanmıştı. Ayrıca AB vatandaşı göçmenlerin İngiltere’de işsizlik yardımı almaları en fazla 6 ay ile sınırlandırılmıştı. Hükümet bu yeni yasalarla birlikte İngiltere’ye ‘sosyal yardım turizmi’ amacıyla gelebilecek potansiyel kişileri engellemeyi düşünüyor. Oysa sağlık emekçilerinin meslek örgütü bile İngiltere’ye ülke dışından sadece tedavi olmak için gelen kişilerin sayıca ciddi bir rakam olmadığını açıklamıştı.
Geçtiğimiz 2013 yılının Ekim ayında kamuoyuna açıklanan yeni bir yasa tasarısı ise o zamandan bu yana halen tartışılmaya devam ediyor. Bu sene bahar aylarında Parlamento’ya getirilerek yasalaştırılması beklenen bu taslakta, ev sahiplerinin müstakbel kiracılarının vize durumlarını kontrol etmeleri zorunlu kılınıyor. Ayrıca bankaların da göçmenlere hesap açmadan önce hükümete ait bir veri tabanından göçmenlik yasalarını ihmal edip etmediklerini kontrol etmeleri mecburi hale getirilecek. Bunun dışında ehliyet başvurusu sırasında da yine göçmenlik durumunun gözden geçirilmesi zorunlu kılınacak. Hatta vize süresini aşan kişilerin ehliyetlerinin iptal edilmesi bile söz konusu olabilecek.
İçişleri Bakanı Theresa May tarafından açıklanan yasa tasarısında, yurtdışından gelen öğrencilerin ve geçici bir süreliğine burada bulunan diğer tüm göçmenlerin sağlık sisteminden yararlanma ihtimallerine karşılık bir katkı payı ödemeleri öngörülüyor. Diğer bir maddeyle ise sınır dışı edilme kararına yapılabilecek yasal itiraz hakkının sayısı 17’den 4’e düşürülüyor. Bunun dışında İçişleri Bakanlığının göçmenler üzerindeki yetkilerini ciddi şekilde arttırarak bir nevi keyfi kararlar alabilmesinin önü açılıyor.
Göçmenlik Bakanı Mark Harper daha önce yaptığı açıklamada yasayı savunarak bu yasa sayesinde göçmenlerin hakları olmadan eriştikleri kamu hizmetlerini kullanmalarını engellemeyi hedeflediklerini belirtti. Böylece bu tip göçmenlerin İngiltere’ye gelme isteklerinin azalacağını iddia eden Harper, bu ülkede izni olmadığı halde yaşamaya devam eden kişilerin sınır dışı edilmelerinin de kolaylaştırılacağını itiraf etti.
Oysa hükümetin inatla savunduğu ve arkasında duracağının sinyalini verdiği bu yasa tasarısına sivil toplum örgütlerinden oldukça sert tepkiler gelmeye devam ediyor. Önde gelen avukatlar ve göçmenlere destek hizmeti sunan kuruluşlar, tasarının evsizlerin sayısını arttıracağını, birçok göçmen aileyi mağdur duruma sokacağını ve ayrımcılığı körükleyeceğini ifade ediyorlar. Ev sahiplerinin bu yasal zorunlulukları ekstra bir iş gibi görecekleri için göçmenlere ev vermekten uzak duracağını, ya da göçmen kiracıların detaylarını kontrol etmek suretiyle onları diğer İngiliz vatandaşı kiracılardan daha alt bir konuma iteceğini ifade eden uzmanlar, bu yüzden göçmenlerin artık ev bulmakta inanılmaz zorluklar çekebileceğine dair uyarılarda bulundular.
60’ların İngiltere’sinde özellikle Londra’da yaygın olan bir uygulama varmış. Ev ve otel sahipleri, normalde boş oda ilanının asılı olması gereken pencerelerine “Siyahlar, Köpekler ve İrlandalılar Giremez” diye uyarılar asarlarmış. Hükümetin yapmaya çalıştığı bu değişiklikler yasalaşırsa bu eski günlere dönüşün yolu açılacak. Tabi arada önemli bir fark var. Artık Londra nüfusunun sadece yüzde 45’i ‘beyaz’ İngilizlerden oluşuyor. Yani hükümet ve destekçilerinin talep ettiği o eski günlere dönüş o kadar kolay olmayacak.