
Fransa'nın Strasbourg kentinde Öcalan'a yönelik ağırlaştırılmış tecride karşı gerçekleştirilen nöbet eylemi bugün 37. gününe girdi. 5 kişilik nöbet eylemini, Almanya'nın Freiburg kentinde yaşayan Kürdistanlılar devraldı.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan ağırlaştırılmış tecrit politikasını protesto amacıyla Strasbourg kentinde yapılan nöbet eylemi 37 günü geride bıraktı. Her hafta farklı bölgelerden grupların devraldığı eyleme ilgi yoğun. Kürdistanlıların yoğun talebi karşısında 5 kişilik gönüllü nöbetçilerin seçiminde zorlanan halk meclisi, tüm gönüllülerin talebine cevap vermek amacıyla birer günlük dönüşümlü nöbet tutma kararı aldı. 5 günlük dönüşümlü nöbet eyleminde Freiburg Halk Meclisi örgütlenme komisyonu üyeleri, Freiburg Kürt Derneği yöneticileri ile kadın ve gençler ayrı ayrı günlerde nöbet tutacak. Daha sonra Baden-Baden ve Lahr Alan Meclisi üyeleri de bu eyleme katılım sağlayacak.
Tecrit ve saldırılara tepki
Nöbet eylemi yerini ziyaret eden kitleye konuşan Freiburg Halk Meclisi üyesi Halil Özel Öcalan üzerinde sürdürülen ağırlaştırılmış tecride dikkat çekerek, şunları söyledi: "Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerinde 13 yıldan fazla bir zamandır sürdürülen tecrit, son bir yılda ağırlaştırılarak sürdürülüyor. AKP hükümetinin sözde açılım KCK operasyonları adı altında yürütülen operasyonlarla devam ediyor. Bu operasyonlarda, seçilmişler, siyasetçiler, gazeteci ve avukatlara kadar uzanan topyekün bir saldırı dalgası söz konusu. Bunlar AKP'nin açılımda ne kadar 'gerçekçi' olduğunu da gözler önüne seriyor."
Kürtlerin direnişi sürecek
AKP'nin baskılarla ve Öcalan'a uygulanan ağır tecrit politikasıyla Kürt halkını örgütsüz ve iradesiz bırakmak istidiğine vurgu yapan Özel, Kürtlerin ise bu politikaları boşa çıkardığını belirtti.
Bu direnişin hem Kürdistan'da hem de Avrupa'da devam ettiğini belirten Halil Özel, son olarak Almanya'nın Stuttgart kentinde yapılan Öcalan'a özgürlük mitingine kitlesel katılım sağladıklarını ve bölgelerindeki Kürdistanlıların da bu eylemlilikleri kendi bulundukları alanlarda da hayata geçirme talepleri olduğunu dile getirdi.
Özel, Öcalan'ın özgürlüğü gerçekleşene kadar eylemliliklerine devam edeceklerini belirtti ve şunları ekledi: "Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan özgür olmadan, Kürtler de gerçek anlamda özgür olamaz."
Y.ÖZGÜR POLİTİKA/STRASBOURG
CPT Türkiye'ye gidiyor
İşkenceyi Önleme Komitesi, BDP'nin cezaevindeki sorunların incelenmesi talebi üzerine, gerekli girişimlerin başlatıldığını bildirdi.
İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT), BDP'nin cezaevlerinin şartlarıyla ilgili yaptığı ziyaret davetine olumlu yanıt verdi ve resmi makamlarla görüşmelere başladıklarını açıkladı. BDP, Urfa Cezaevi'ndeki isyan öncesi, başta Şakran Cezaevi olmak üzere işkence ve kötü muamele şikayeti gelen hapishanelerin incelenmesini talebinde bulunmuştu. BDP'nin Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu'nun dün yaptığı açıklamada, CPT'nin başvurularına olumlu cevap verdiğini duyurdu. Açıkmada, "CPT, başvurumuzu Komite üyelerine ilettikten sonra ilgili resmi makamlarla konu hakkındaki görüşmelere başladıklarını partimize bildirmişlerdir. BDP olarak, yukarıda anlatılanlar çerçevesinde başta Hükümet olmak üzere, yetkili makamları cezaevlerindeki sorunlar konusunda artık gerçek anlamda sorumluluk alarak çözüm üretmeye, söz konusu sevklerin bir an önce durdurularak, haksız yere tutuklu olarak yargılananların serbest bırakılmasını ve sevk işlemleri esnasında suç işleyen görevliler hakkında gerekli takibatı başlatmaya davet ediyoruz" denildi.
Bakanlık sorunları biliyor
Açıklamada ayrıca Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü'nün resmi internet sayfasından ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in Urfa Cezaevi'nde çıkan isyanın ardından yaptığı açıklamaların, BDP ve sivil toplum örgütlerinin uzun süredir dillendirdiği "hapishanelerdeki kapasite fazlası sorununu" resmi olarak teyit ettiği ifade edildi. Açıklamada, "Cezaevlerindeki kapasite fazlası nedeniyle yaz sıcaklarında havasız, dar koğuşlarda kalmaya mahkum edilen insanlara isyan etmekten başka bir yol bırakmayan hükümet, meydana gelen ölümlerin de birinci derecede faili. Zira bir yatakta üç mahkumun kaldığı, tuvaletlerin sırayla bir dakika süreyle kullanılabildiği cezaevlerinin bu koşulları kendi başına bir işkence ve kötü muamele kaynağı oldu" denildi.
Mekan değil zihniyet değişmeli
BDP, kapasite fazlası şikayetlerinin, nakillerle kapatılmaya çalışıldığını ancak tutuklu ve hükümlülerin nakledildikleri hapishanelerde de aynı sorunlarla karşılaştıklarını vurguladı. Açıklamada, yapılan operasyonların ardından zaten kapasitesinin neredeyse üç katı kadar kalabalık olan bir cezaevine gönderilen tutukluların bir süre sonra, bir başka operasyona kadar orada kalmak kaydıyla başka bir cezaevine sevk edilmelerinin, cezaevi sorununun yapay çözümlerle, katlanarak ertelenmesinden başka bir şey olmadığı ifade edildi. Van'dan İstanbul'a karayoluyla sevk edilmek istenen Abdulseddar Ölmez, Sinan Asğa, Akif Karamanlı, Medeni Demir ve İsmet Evin'in ring aracında yanarak ölmesi de bunun somut örnekleri olarak gösterildi.
Sevk sırasında darp edildiler
BDP Urfa Milletvekili İbrahim Ayhan'ın da Urfa Cezaevi'nden "bir geceyarısı operasyonuyla" Adana Yüksek Güvenlikli F Tipi Cezaevi'ne nakledildiği açıklayan komisyon, açıklamasına şöyle devam etti: "Yine Urfa Cezaevi'nden alınan İbrahim Uğurlu, Ali Yücel, Ali Kılıç, Abdulkadir Ceylan, Cenap Çay ve Mazlum Nergis isimli hükümlü ve tutuklular herhangi bir direnme söz konusu olmamasına rağmen, gardiyanlar ve kolluk kuvvetlerince darp edildi. Eşyalarını almalarına izin verilmeden 16 saat yolculuk ile Bolu T Tipi Cezaevine nakledildiler. Aç ve susuz bir şekilde, yolda ihtiyaçlarını karşılamalarına müsaade edilmeksizin kötü muameleye maruz bırakıldılar."
Ya aşırı-hapsedilmiş olan halksa?
Ayrıca, mahpusların sıkça nakledildiği İzmir Şakran Cezaevi'ndeki "giriş-çıkışlardaki çıplak arama" gibi şikayetlere de dikkat çekildi. BDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu, Hükümet'in cezaevlerindeki kapasite fazlası nedeniyle yaşanan sorunları ve sürgünleri gördüğünü; ancak çözüm üretmediğini belirtti. Sorunun tek başına bir kapasite sorunu olmadığını aslında bir adaletsizlik sorunu olduğunu vurgulayan komisyon, "Bize deniyor ki hapishaneler aşırı kalabalık, peki ama ya aşırı-hapsedilmiş olan halksa?" diye sordu.
ANKARA