Bir ülkede işçi ve emekçiler yarın “bugün işimi kaybedebilirim” korkusuyla güne başlıyorsa, işe giderken adımları ağırlaşıyorsa o ülkenin sosyalliğinden ve o ülkede işgüvenliğinden artık bahsedilemez. Fransa’da artık özel ve kamu sektöründe işgüvencesinden bahsetmek mümkün değil. Ağırlaşan krizle birlikte hergün yeni bir işten atma dalgası yaşanıyor. Bu hafta ilk hamleyi AlCATEL 1500 işçinin işine sonvereceğini açıklayarak yaptı. Bunun devamı daha önce 2014 yılında 8 bin işçinin işine sonvereceğini açıklayan Citroen’den geldi. Citroen 2013 yılında 1500 işçinin işine son vereceğini açıklayarak, işten atılacakların sayısını 9500’e çıkardı. Her iki alanda örgütlü olan CGT, durumun kabul edilemezliğinden bahsederek grev çağrısında bulundu. Citroen işçileri 20 Aralık’ta greve gidiyor. Yine CGT ülke çapında 95 ayrı noktada işsizliğe, düşük ücrete ve asgari ücretin yerinde saymasına karşı eylem gerçekleştirecek.
Son iki ay içerisinde CGT iki ülke genelinde eylem kararı alarak sokağa indi. Bir önceki yıllara göre kriz daha derinleşti, yaşam koşulları daha kötüye gidiyor... ama eylemlere katılım düzeyi tüm yaşananlara rağmen giderek düşüyor. 1890 yılında Avusturya ve Yeni Zellanda’da uygulanmaya başlayan ve oradan da sınıf mücadeleleriyle dünyaya yayılan asgari ücret uygulaması sınıfın en büyük kazanımlarından biri olarak biliniyordu. Yıllar içerisinde sınıfın idam ilmiği haline gelen asgari ücret bugün patronlar için azami kar anlamını taşıyor.
Fransa işçi ve emekçileri açısından çok sistematik bir biçimde işten atmalar sözkonu ve ücretler asgari ücretin de altına inmesine karşın güçlü bir karşı koyuştan bahsetmek mümkün değil. Diğer taraftan asgari ücret Fransa’da 1299 Euro civarındayken bugün özel sektörde asgari ücretin altında yüzbinlerce işçi çalışmak durumunda kalıyor. Çünkü kendilerine başka seçenek bırakılmıyor. Sendikalar, basın bülteni üzerine basın bülteni yayınlayarak durumu kınıyor. Ama somut ve hayatı durduracak bir eylemsellikten önemle uzak durmayı yeğliyor.
Geçtiğimiz hafta Paris’te işsizlerin gerçekleştirdiği eylemde Citroen işçilerinden Thoma Michel, “bizim direnmemiz bir şey değiştirmez. Bu ülkede 18 milyon işsiz var. Bakın bugün burada kaçbin kişi yürüyor! Bizim bir daha iş bulma şansımızın olmadığını biliyoruz. Sendikamız ve biz geri işimizi alabileceğimize inanmıyoruz ki işimizi geri alabilelim” derken çok önemli bir gerçeğin altını çiziyor: işçi ve onun temsilcilerinin kazanıma inanmadığı noktada ona denk bir mücadele de olmaz!
Fransa, 18 milyon işsiz ve bunların 8 milyonundan fazlası yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Yüzbin kişi sokaklarda... on binler barakalarda... Genç nesiller 600 ile 900 Euro arası değişen maaşlara mahkum... Burası Fransa... Kriz ve artan yoksulluk nedeniyle intiharlar tavan yapmış, sokakta son bir haftada 14 kişi donarak can vermiş, göçmen oturum şantajıyla kaçak olarak çalıştığı işyerlerini ihbar etmeye zorlanır... Barınma sorunu en zaruri sorun haline gelmiş, 14 metre kare bir evin aylık kirası 700 Euro’ya fırlamış... Bir ülkede sosyal devlet olgusu ya da sosyal bir adaletten bahsedilebilinir mi?
Tüm bu arka plana sahip ülke şimdi ışıklara bürünmüş... Noel Baba figürleri, çam ağaçları, lambalar, simli panolar.... yeni yıla hazırlanıyor. Yeni yıl derinleşen krizle birlikte işçiler ve emekçiler için pekte hoş gelmiyor... İşte Fransa’da Noel ışıklarıyla kapatılmak istenen kriz her yerden fışkırıyor...
Noel ışıkları krizi örtemiyor!
Fransa Gündemi