Bir süredir, şuna benzer iddiaları yazıyorum: “15 Temmuz darbesi, hazırlık aşamasındayken önlenebilirdi, çünkü Erdoğan rejimi böyle bir darbe hazırlığı olduğunu uzun zamandır biliyordu, nitekim darbeden bir gün sonra anlaşıldı ki, tutuklayacaklarının listelerini çok önceden hazırlamışlardı. Yani darbeciler nasıl darbeye hazırlanıyorsa, Erdoğan-Soylu rejimi de aynı şekilde kendi darbesini planlamıştı… Rejim darbeyi önleyebilecekken bilerek önlemedi. On, onbeş cuntacıyı gözaltına alıp, yargı önüne çıkararak darbe sürecini kansız ve krizsiz bir şekilde tasfiye etmek yerine, bizzat kendisi, cuntacıların arasına yerleştirdiği “çift taraflı” ajanlar vasıtasıyla darbenin düğmesine bastı.”
Ben böyle diyorum. Başka diyenler de var.
Soruyorlar: Neden Erdoğan böyle bir riskli adımı atsın?
Şundan: Böyle bir darbeyi bizzat provoke ederek başlatmanın riski, başlatmamanın riski yanında hiçbir şeydir. Erdoğan “yıkılmak”, “tasfiye” olmak üzereyken bu “riski” güle oynaya aldı.
Çünkü o “normal zamanlarda yapamayacağı pek çok işi”, yani partisini, kendisini, mal varlığını ve ailesini korumak için yapması gereken işleri, 15 Temmuz darbe girişimi olmasaydı yapamazdı. Kendisine karşı ulusal, uluslararası, sosyal ve sistem için muhalefeti asla tasfiye edemezdi. Saray ayakta kalamazdı.
İşte bu amaçla cuntayı ve orduyu, onun başına geçirdiği ajanı ve ajanları vasıtasıyla 15 Temmuz intihar darbesine sürükledi. Ve ardından da “normal zamanlarda yapamayacağı pek çok şeyi yapma imkanı kazandı.
Yazımın tam burasına gelmiştim ki, bir de ne göreyim. Erdoğan sanki yazdıklarımı görmüş de “haklısın birader” der gibi bakın şunları söylemiş:
“Netice çok çok hayırlı oldu. Rabbimiz öyle buyuruyor: Siz hakkınızda kötü zannedersiniz ama o hakkınızda hayırlıdır. Şimdi tam böyle oldu. Ve şu andaki süreç içerisinde normal zamanlarda yapamayacağımız çok şeyi yapabilme imkanına, gücüne sahip olduk. Biz bunlara araziler verdik, arsalar verdik. Biz bunları geri alabilir miydik? Alamazdık ama şimdi OHAL ile hepsini toparlayarak bu okulları devletimize teslim ettik. İhanet şebekesinin üzerindeki mal ve mülk varsa devlet el koymaya başladı.”
Ben böyle “itiraf” görmedim.
“Normal zamanlarda yapamayacağımız çok şey” derken, o “çok şeylerin” hepsini bu konuşmada söylememiş. O “çok şeylerin” arasında daha “pek çok şey” var.
Bu darbe sayesinde “NATO ordusu” çökertildi. Amerikan yanlısı generaller kepaze edildi. ABD’nin Türkiye’de güvenebileceği son kale yıkıldı. Bu sayede Erdoğan rejimi Cerablus’a girebildi. ABD darbecilerle ilişkisinin bedeli olarak Erdoğan’ı kerhen de olsa dinlemek zorunda kaldı. Kürdistan belediyelerine kendi kaymakamlarını kayyım atayarak el koydu; her gün yirmişer, ellişerlik gruplar halinde Kürt siyasetçileri tutuklamaya başladı; “normal zamanlarda” kılına dokunamadığı aydınları, Aslı Erdoğan’ı, Necmiye Alpay’ı, Nazlı Ilıcak’ı, Ahmet ve Mehmet Altan’ları, daha nicesini zindana attı. En önemlisi “normal zamanlarda” asla elde edemeyeceği bir “diktatörlük” imkanını ele geçirdi. Ortada artık parlamento yok.
Ve şimdi diyor ki, “bu darbe olmasaydı, ben normal zamanlarda bunların hiç birini yapamazdım.”
El hak. Yapamazdı.
Dedektifler, bir cinayeti araştırırken, “maktulün ölümünden kim çıkar sağlıyorsa, o birinci derecede şüphelidir” diyerek yola çıkarlar.
Gazeteciler de, “bir darbe suçunu” araştırırken, “darbeden kim çıkar sağlıyorsa, o kimse darbeden birinci derecede şüphelidir” diyerek yola çıkmalıdırlar.
Evet… Ne demiştik. Birileri “uyanıyor”. Uyananlar kervanına ünlü “komando” Mete Yarar da katıldı. Şöyle yazdı:
“Yurt içinde darbe girişiminin bir numarasının kim olduğu henüz ortaya çıkmış değil. Darbeyi saat 03.00 yerine 21.00’e alma emrini kim verdiyse, 1 numara odur. Savcılar tüm şüphelilere şu soruyu sormalı. Saat 21.00’de ‘darbe girişimi başlasın’ diye, emri kim verdi. Girişimi kim öne çekti? Bu sorunun net cevabı bulunursa, 1 numara da bulunur.”
Bu soru, “1 numarayı” değil, “1 numara olarak cuntaya sızdırılan Erdoğancı çifte ajanın kim olduğunu” ortaya çıkarır… ”Kahraman Türk ordusunun tecrübeli darbecisi”, devireceği adamın bile nerede olduğunu bilmediği bir anda, hele 03.00 yerine bir gün önce, saat 21’de darbe yapmaya kalkmaz.
Ahmak mı sizin generalleriniz?