
Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın yargılandığı davanın, açlık grevi görmezden gelinerek bir ay sonraya ertelenmesini değerlendiren avukatları Duygu Demirel, İçişleri Bakanı ve AKP hükümetinin her fırsatta iki eğitimciyi hedef gösterdiğini hatırlattı. Avukat Demirel, “böyle bir durumda Nuriye ve Semih’i tahliye edecek hakim var mı, olur mu? Bu heyet ya da herhangi bir heyet, Nuriye’yi duruşmada hazır da edemez” dedi.
Açlık grevinin 76. gününde "örgüt üyeliği" iddiasıyla tutuklanan akademisyen Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'nın tutuklu olduğu davanın ikinci duruşması önceki gün Sincan Cezaevi Kampüsündeki duruşma salonunda görüldü. İki eğitimcinin açlık grevi bugün 206. güne girerken, Gülmen iradesi dışında kaldırıldığı Ankara Numune Hastanesi’nin gönderdiği 'tıbben sakıncalı' yazısı gerekçe gösterilerek duruşmaya getiriledi, Semih Özakça duruşmaya katılarak mahkemeyi yargıladı. Mahkeme ise ‘delilleri toplanmamış olması’ ve ‘kuvvetli suç şüphesinin varlığı’ iddiasında bulunarak, tutukluluk halinin devamına karar verdi ve 200’ü aşkın süredir devam eden açlık grevini görmezden gelerek duruşmayı 20 Ekim’e erteledi.
'Örgüt üyeliği' kılıftır
Davanın avukatlarından Duygu Demirel, duruşmaya dair JINNEWS’e değerlendirmede bulundu. Öncelikle mahkeme salonunda dava dosyasına dair suç adının ‘açlık grevi’ yazmasına değinen Duygu, “Suçun adı açlık grevi yazıyordu, mahkemede de dile getirdik. İçişleri Bakanının kitapçığına ve hedef gösteren açıklamalarına rağmen ‘örgüt üyeliği’ iddiasına halk inanmadı ve Nuriye ile Semih sahiplenildi. Bunu kendileri de bildiği için açlık grevi diye not düşmüşler dosya adına. Açlık grevinde oldukları için tutuklandılar, örgüt üyeliği bir kılıftır. Onlar da haklılıklarını biliyorlar” dedi.
Davanın, açlık grevinin 200’ü günü aşmasına rağmen bir ay sonraya ertelenmesini korkunç olarak ifade eden Avukat Duygu Demirel, “Bu mahkemenin Nuriye’yi duruşmaya getirme kudreti zaten yok. Tahliye olamayacaklarını zaten öngörüyorduk, ne yazık ki. İçişleri Bakanlığı tarafından Türkiye tarihinde yaşanmamış bir şekilde, ‘Nuriye ve Semih nasıl terörist’ diye kitap basıldı. Böyle durumda bugün bir hakim var mı Nuriye ve Semih’i tahliye edecek? Bu heyet ya da herhangi bir heyet, Nuriye’yi duruşmada hazır da edemez” diye konuştu.
Kapısız bir oda ve bir sandalye
Çarşamba günü Nuriye’yi yoğun bakım servisinde yalnızca 5 dakika görebilen Av. Demirel, hastane koşullarını da şöyle aktardı: “Nuriye’nin morali ve motivasyonu gayet iyiydi. Ancak tutulduğu koşullar çok korkunç. Küçücük bir oda, odanın ortasında bir yatak, yürüme şansı yok, kapı yok, perde var perdenin arkasında üç-dört jandarma var. Tuvalet diye dayattıkları bir sandalye ve o da odanın ortasında, oraya jandarma, hemşire, polis girebilir. Gerçekten kalınacak bir yer değil.”
Jandarma ve yönetimden tehdit
Gülmen’in yoğun bakım servisinde tehdide maruz kaldığını da aktaran Av. Demirel, şunları ekledi: “Jandarma gelip ‘Seni yatağa kelepçeleyeceğiz’ diyor, hastane yönetimi gelip ‘İstediğimiz tetkikleri yaptırmazsan buradan asla çıkamazsın, sonsuza kadar burada kalırsın’ diye tehdit ediyor. Korkunç bir cendere içinde kalıyor ama buna rağmen morali iyi. İradem dışında getirildim ve dönmek istiyorum’ dedi.” ANKARA
kutu
Polis 325. günde de saldırdı
Yüksel Caddesi'nde sürdürülen "İşimizi geri istiyoruz" eyleminin 325. gününde polis yine saldırdı.
Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile işlerinden edilen akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça'nın işlerine iade edilmeleri talebiyle başlattıkları açlık grevi eylemi 206. gününe girdi. Nuriye Gülmen açlık grevi eylemini zorla kaldırıldığı Numune Hastanesi yoğun bakım servisinde sürdürürken, Özakça ise açlık grevine Sincan İnfaz Kampüs Hastanesi'nde devam ediyor. Gülmen ve Özakça'ya destek olmak ve işlerine iade edilme talebiyle ihraç edilen kamu emekçileri tarafından sürdürülen "İşimizi geri istiyoruz" eylemi ise 325. gününde yapıldı.
Yüksel Caddesi'nde bulunan İnsan Hakları Anıtı önünde açıklama yapmak isteyen eylemcilere polis izin vermedi. Bunun üzerine eylemciler Konur Sokak'ta polis kalkanları önünde "Açlık grevinin 205'inci günü, Nuriye ve Semih işe geri alınsın", “İşini istemek suç değildir", "Nazife Onay serbest bırakılsın" pankartını açtı. Polis, "Nuriye ve Semih yalnız değildir" sloganını atan eylemcilere saldırarak, pankartı yırttı.
Polis eylemcileri sokağın sonuna kadar uzaklaştırırken, etrafta toplanan yurttaşlar da alkışlarla eyleme destek verdi. Eylemciler polisin müdahalesine, "Nuriye ve Semih yalnız değildir" şeklinde slogan atarak karşılık verdi.
ANKARA