
Duruşmasına iki gün kala yoğun bakıma kaldırılan Nuriye Gülmen’in avukatı Aytül Kaplan, ”Nuriye’yi heyetten de kaçırdılar. Çünkü yüz yüze dinleseydiler tahliye edebilirlerdi. Bu ihtimali de ortadan kaldırdılar” dedi.
Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın, ”İşimizi geri istiyoruz” talebiyle başlattığı açlık grevi eylemi 204. gününe girdi. Gülmen eylemin 202. gününde tutulduğu Sincan İnfaz Kampüs Hastanesi’nden gece saatlerinde zorla çıkarılarak Ankara Numune Hastanesi’nin yoğun bakım servisine kaldırılmıştı. Tıbbi müdahaleyi kabul etmeyen Gülmen’in açlık grevi yoğun bakım servisinde devam ediyor. Eğitimcilerin duruşması ise 28 Eylül’de Sincan İnfaz Kampüsü duruşma salonunda görülecek.
Duruşmaya çıkarmamak için
Gülmen ve Özakça’nın avukatı Aytül Kaplan, Gülmen’in sadece kamuoyundan değil mahkeme heyetinden de kaçırıldığını belirtti. ”Nuriye’yi duruşmaya çıkarmamak için yoğun bakımlık bir durumu olmadığı halde yoğun bakıma götürdüler” diyen Kaplan, şöyle devam etti: ”Yarın ki duruşmaya getirilmeyeceğini düşünüyoruz. Yasal olarak bu durumlarda naip hakim aracılığıyla hastanede ifadesi alınabilir. Heyet bu yöntemi tercih eder mi bilemiyorum? Ama Nuriye’yi sadece kamuoyundan değil heyetten de kaçırdılar. Heyet onları dinlerse belki tahliye edeceklerdi. Bu ihtimali bile ortadan kaldırmak istediler. Nuriye ve Semih’in fotoğraflarını bile kamuoyuyla paylaşmıyorlar.”
Özakça duruşmaya katılabilir
Özakça’nın Gülmen’in götürülmesine öfkeli olduğunu ve bu duruma slogan atıp kapılara vurarak tepki gösterdiğini ifade eden Kaplan, ”Zaten Nuriye’de götürüldüğü sırada slogan atmış. ‘Kahrolsun faşizm, yaşasın mücadelemiz’, ‘Yaşasın açlık grevi direnişimiz’ şeklinde slogan atmış. Yarınki duruşmada Semih’in heyet karşısına çıkmasını bekliyoruz. Yani şuan görünen o ama Semih’i duruşma salonunda görene kadar emin olamayacağız” diye konuştu.
ANKARA
Özakça: Hayatından endişeliyiz
Nuriye Gülmen’in hayatından endişe duyduklarını belirten Esra Özakça, ”Nuriye her an olası bir müdahaleyle hayatını kaybedebilir. Çünkü bu ülkede açlık grevindekilere su dahi verilmeyerek bilinçlerinin kapanmasını beklediler” dedi.
Kendisi de KHK ile ihraç edilen ve açlık grevinin 129. gününde olan öğretmen Esra Özakça, Sincan Cezaevi Kampüs Hastanesi’nde açlık grevini 204 gündür sürdüren eşi Semih Özakça ile önceki gün görüştü. Esra Özakça, JINNEWS’e yaptığı açıklamada, Nuriye’nin mahkemeye getirilmemesi için zorla hastaneye kaçırıldığını ifade etti. Esra, ”Fırsatını bulunca müdahale etmek istiyorlar. Düşünün bilinci açık, kitap okuyorken giriyorlar içeri ve kaçırıyorlar. Nuriye ve Semih’in önce işlerinden atılarak çalışma hakları, avukatları tutuklanarak savunma hakları, kendileri mahkemeye götürülmeyerek yargılanma hakları ve en son da yaşam hakları ellerinden alınmaya çalışılıyor. Nuriye’nin hayatından endişeliyiz. Nuriye her an olası bir müdahale ile hayatını kaybedebilir. Bundan korkuyoruz. Çünkü bu ülkede bunlar uygulandı” dedi.
Daha önceki açlık grevlerinde yaşananları hatırlatan Esra, “Açlık grevindekilere su dahi verilmeyerek bilinçlerinin kapanmasını beklediler. Onlara kesinlikle inanmıyoruz. Nuriye’nin bir an önce oradan çıkarılması ve mahkemeye getirilmesi gerekiyor” diye konuştu.
33 kilodan fazla kaybetti
Semih Özakça’nın 33 kilo kaybı yaşadığını aktaran Esra Özakça, şöyle devam etti: ”Bugün aslında yargılanacak olan, Nuriye ve Semih’in hala işini istiyor olmalarıdır. Çünkü iktidar şunu demek istiyor: ‘Biz sizi hapishaneye de kapattık, başınıza bu kadar iş getirdik. Zorla müdahale ile tehdit ettik, dışarıda adınızı yasakladık. Tişörtünüzü giyenlere saldırdık, size ‘yaşasın’ diyenler tutukladık. Ama hala aynı şeyleri yapmaya devam ediyorsunuz.”
Nuriye ve Semih’in sürekli bir kaçırılma halinde olduğuna dikkat çeken Esra Özakça, AKP iktidarının iki eğitimciyi rehin aldığını ifade etti. Nuriye ve Semih’in mahkemeye getirilmemesini ‘hem sağlıkları yeterli değil hem de kaçabilirler ‘ gerekçesiyle açıkladıklarını hatırlatan Özakça, şöyle konuştu: ”Hem çok kötü yürüyemez hem de kaçabilir, diyorlar. Hem güvenlik güçleri yetersiz hem de adliyenin önüne binlerce polis getiriyorlar. Nasıl oluyorsa? Bunlara çok öfke duydular. Israrları hala devam ediyor. 14 Eylül’deki kalabalığa çok sevindiler. Nasıl ifade edeceklerini bilemediler. 28 Eylül’de de yine aynı şekilde sahip çıkılmasını gerektiğini düşünüyorlar.”
Direnmek suç değildir
28 Eylül’de gerçekleşecek olan ikinci duruşmaya tüm halkı beklediklerini söyleyen Esra, şunların altını çizdi: ”Bu sadece bizim davamız değil. Bu dava milyonların davası. Bu dava OHAL’e, hukuksuzluğa ve işkencelere karşı direnenlerin davası. Hak aramanın davası. Hak aramak, direnmek suç değildir. İşini istemek suç değildir. Onların erimiş bedenlerinin şahidi olmak istiyoruz artık.”
Yüksel’de 323. saldırı
Akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’ya destek olmak ve ihraç edildikleri işlerine geri dönmek isteyen kamu emekçilerinin sürdürdüğü ”İşimizi geri istiyoruz” eylemi ise 323. gününde de devam etti.
Abluka altındaki İnsan Hakları Anıtı önünde açıklama yapmak isteyen eylemcilere polis izin vermedi. Polisin izin vermemesi üzerine eylemciler, polis kalkanları önünde Konur Sokak’ta pankart açtı. Üzerinde ”Açlık grevinin 203’üncü günü, Nuriye ve Semih işe gerialınsın”, ”Halkın avukatları onurumuzdur, Nuriye ve Semih’in avukatları serbest bırakılsın”, ”Nazife Onay serbest bırakılsın” ifadelerinin yer aldığı pankartı yırtan polis, eylemcileri iterek uzaklaştırdı.
Polis saldırısına tepki gösteren eylemciler ise ”Bir gün siz de işlerinizden atılacaksınız. Sizi sahiplenen hiç kimse olmayacak” dedi. Sokağın sonuna kadar uzaklaştırılan eylemciler, ”Emekçiyiz, haklıyız kazanacağız”, ”Nuriye ve Semih yalnız değildir” sloganları atarak eylemini sonlandırdı.