
Çatışma bölgelerinde yaptığı çalışmalarla bilinen Belçika merkezli Uluslararası Kriz Grubu(ICG), “Türkiye’deki PKK Çatışmasını Yönetmek: Nusaybin Örneği” başlıkla raporunda, Türkiye’ye yeniden “Çözüm Süreci”ne dönüş tavsiyesinde bulundu.
Raporun giriş bölümünde Nusaybin’de 2016 yılında benzeri görülmemiş şiddet yaşandığı belirtilerek, “PKK ile 33 yıldır devam eden çatışma, Güneydoğu’daki bazı ilçeleri yıkıma uğrattığı gibi geçim kaynaklarını da yok etti. 21 ayda en az 2 bin 748 kişi öldü, yaklaşık 100 bin kişi evini kaybetti ve 400 bin kadar kişi geçici olarak yerinden edildi” hatırlatmasında bulunuldu.
Devletin yaklaşımı
Raporda, “Ankara’da milliyetçi kadroların ve sertlik yanlısı politikaların hakimiyet kazanması ışığında devletin mevcut yaklaşımı; PKK’yi mümkün olduğu kadar zayıflatmak, Kürt siyasi hareketinin başlıca yasal temsilcisi HDP’yi marjinalize etmek, daha iyi altyapı ve hizmetler sunarak bölge halkının güvenini kazanmak ve HDP’ye alternatif olarak gördüğü başka Kürt siyasi aktörleri desteklemek oldu” görüşlerine yer verildi.
30 bin kişi evsiz kaldı
Nusaybin’de 30 bin kişinin evini kaybettiği ifade edilen raporda, 24’ü sivil en az 184 kişinin öldüğü çatışmalarda, 15 mahalleden altısının tamamen yıkıldığı, 6 bin evin ya yıkıldığı ya da ağır hasar gördüğü belirtildi. Çatışmanın ekonomik maliyetinin, Nusaybin’deki yaşamları derinden etkilediği ifade edilen raporda, şöyle denildi: “Sınır ticaretiyle yaşayan küçük dükkan sahipleri ve esnaf özellikle zorlandı. Yaklaşık 2 bin 500’ü küçük esnaf, 4 bin 500’ü aşkın işyeri dükkan/işletme (terzi, berber, kaynakçı, market, restoran vb.) hasar gördü. Sokağa çıkma yasağı 25 Temmuz 2016’da kaldırıldıktan sonra bin kişi iflas etti.”
Silahlı mücadele daha meşru
Kürt siyasetçilerin tutuklanmasının ve belediyelere kayyum atanmasının etkilerine de yer verilen raporda, “Daha geniş açıdan bakıldığında, yasal Kürt hareketinin seçilmiş temsilcilerinin görevden alınması ve yerel halkın güvendiği belediye çalışanlarının işten çıkartılması, Kürt hareketi destekçileri arasında siyasi yönelim ve kimliklerinin tanınmadığı yönündeki algıyı güçlendirmiştir. Bu ve kamusal alanda temsilcilerinin susturulması, bazı bölgelerde toplu protestoların yasaklanması ve güvenlik güçlerinin yaygın mevcudiyeti, kimi kesimler arasında demokratik siyasetin mümkün olmadığı yönündeki algıyı kuvvetlendirmiştir. Bazılarına göre bu, silahlı mücadeleyi daha meşru hale getirmiştir” denildi.
‘Geri dönün’
Raporun son bölümünde ise Türkiye ve YPG arasındaki gerginliğe dikkat çekilerek, çözüm sürecinin yeniden başlaması çağırısı yapıldı. “Baharın gelmesiyle birlikte çatışmaların yeniden artması ihtimali yüksek. Karşı karşıya gelinen Suriye savaşı tehlikeyi daha da büyütüyor” denilen raporda kalıcı çözüm için görüşmelerin yeniden başlatılması gerektiği belirtildi. Rapor şöyle tamamlandı: “Buna paralel olarak Kürtlerin ana dilde eğitim, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, seçim barajının düşürülmesi, terörle mücadele yasalarının reformu ve anayasanın etnik atıflardan arındırılması gibi alanlardaki taleplerinin karşılanması için çaba harcanması gerekecektir.”
BRÜKSEL