
Kürdistan direnişinin merkezlerinden Nusaybin, Türk devletinin savaş konseptinin parçası olarak uyguladığı sokağa çıkma yasağının en uzun uygulandığı ilçe. Şimdiye kadar 5 kez sokağa çıkma yasağının uygulandığı Nusaybin’in Dicle, Fırat, Abdülkadirpaşa ve Yenişehir mahallelerinde son bir ayın 22 günü sokağa çıkma yasağı uygulandı. 13 Kasım’da ilan edilen 3’üncü sokağa çıkma yasağı 14 gün sürerken (şimdiye kadar uygulanmış en uzun yasak); 2 gün aradan sonra ilan edilen 4. sokağa çıkma yasağı 5 gün sürdü. Üç gün sonra yani 6 Aralık’ta tekrar sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Devletin tüm imkanlarını seferber ederek ağır silahlarla gerçekleştiği saldırılara günlerdir direren Nusaybinliler 5. yasağı da boşa çıkardı. Mahalleleri girmeyi başaramayan ve her gün zırhlı araçları patlatılıp kayıp veren Türk devlet güçleri geri çekilmek zorunda kaldı. Kaymakamlık sokağa çıkma yasağının dün saat 17.00’de sona erdiğini duyurdu.
İlçede 5 kez ilan edilen sokağa çıkma yasağında 6’sı son yasakta olmak üzere 17 sivil, devlet güçleri tarafından katledildi. Yasak nedeniyle Nusaybin’de toprağa verilemeyip Mardin Devlet Hastanesi’nde tutulan 5 kişinin cenazesinin bugün toprağa verilmesi bekleniyor.
Topyekün direndi
Nusaybinliler ağır silahlarla gerçekleştirilen saldırılara karşı mahallelerini, sokaklarını ve evlerini terk etmeyerek topyekün bir direniş sergiledi. Sadece abluka altındaki 4 mahalle değil Nusaybin’in diğer mahalleri de direnişe ortak oldu. Yasak ve saldırılara karşı esnafın kepenk kapattığı ilçede, dün Işık Önder Caddesi’nde bir araya gelen binlerce kişi “Bijî berxwedana Nisêbînê” sloganıyla saldırı altındaki mahallelere doğru yürüdü.
‘Direnişimiz sürecek’
Zeynel Abidin Mahallesi’nde sona eren yürüyüşte konuşan Nusaybin Belediye Eşbaşkanı Sara Kaya, önceki gün de saldırılara karşı yürüyüş gerçekleştirdiklerini hatırlatarak, “Nasıl 92’de köprü üzerinde katliam yaptılarsa, dün yine benzer bir katliam yapmak istediler. Ancak bilmeleri gerekir ki bu halk boyun eğmeyecek. Saldırılar sürdüğü müddetçe direnişimiz de sürecektir. Sesimize ve direşimize herkes katılmalıdır” dedi.
Halk, birçok noktada ateş yakıp slogan ve zılgıtlarla saldırıları protesto ederken; HDP Mardin Milletvekili Ali Atalan, HDP Bitlis Milletvekili Mizgin Irgat ve HDP Ağrı Milletvekili Berdan Öztürk ise yasak ve saldırılara son verilmesi talebiyle Mardin Valisi Ömer Faruk Koçak ile görüşmek amacıyla Valilik binasına gitti. Vali toplantıda olduğu gerekçesiyle vekillerle konuşmayı reddetti. Ancak bir süre sonra kaymakamlık tarafından yapılan açıklamayla 6 Aralık’ta ilan edilen yasağın 9 Aralık saat 17.00 itibariyle kaldırıldığı duyuruldu.
Ölmek var dönmek yok
Nusaybin direnişinde yerini alan 70 yaşındaki Latife Akyüz, direnişiyle tarihe adını kazıyan Nusaybin’in artık, “Ölmek var dönmek yok” şiarıyla sokaklarda olduğunu söyledi. “Nusaybin şahsında yapılan bu saldırılar tüm Kürtlere dönüktür” diyen Akyüz, “Topraklarımızı işgal eden Erdoğan zihniyetinin ceketini alıp bu topraklardan gitme zamanı geldi, geçiyor. Bu toprakların kadim halkları olarak asıl sahibi bizleriz ve bu toprakların adı da Kürdistan’dır. Sürekli katliama maruz kalan halklar olarak tükenmediğimizi gösterdik, tükenmedik, buradayız, tükenmeyeceğiz” diye konuştu.
Ateşi birlikte söndürelim
“Biz tarihe adını kazıyan Nusaybinlileriz” diyen 52 yaşındaki Nuriye Tarlak ise “Biz kendi topraklarımızda gasp edilen haklarımızın mücadelesini veren Kürtler olarak bu mücadele hepimiz varız diyoruz” dedi. Batı’nın katliamlara karşı sessizliğinin yeni olmadığını belirten Tarlak, “Bizim kırgınlığımız Kürdistan halklarına, topyekün bir direniş olmadan saldırılar son bulmaz. Artık ateş düştüğü yeri tek yakmıyor, buraya düşen ateş tüm Kürdistan’a düşüyor. Hep birlikte bu ateşi söndürelim” diye seslendi.
Açlıkla terbiye edemezsiniz
3 çocuğunun yasağın olduğu mahallelerde olduğunu söyleyen 68 yaşındaki Şükriye Çetin, “İnsanlar aç ve susuz bırakılarak, davalarından vazgeçirilmeye çalışılıyor. Her gün bombalar altında yaşamaya da alıştık, aç ve susuz da kalsak direnmekten vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu. Direnerek kazandıklarını ifade eden Çetin, “Biz barışı her daim dilinden düşürmeyen halklar olarak artık sadece barış değil, onurlu bir barış istiyoruz” diye konuştu.
Buraları terk etmeyeceğiz
Nusaybinli Muhyettin Beyret, saldırılarla göçe zorlandıklarını belirterek, “Bunun adı zulümdür, kanımızın son damlasına kadar buraları terk etmeyeceğiz ve direneceğiz” dedi. Zeki Bilek, “Direnişimizden korkuyorlar bu sefer evlerimize ve bahçelerimize saldırıyorlar. Her şeye rağmen direneceğiz” diye konuştu.
Korkmuyoruz
“Dilimizin, kültürümüzün, kimliğimizin, Önderliğimizin ve topraklarımızın özgürlük davasını yürütüyoruz” diyen Zeynep Kızıl ise şöyle konuştu: “Erdoğan bizi bitireceğini zannetmesin. Bizi bu şekilde bitiremez. Sonuna kadar direneceğiz. Tanklarından, toplarından, Türk devletinin saldırılarından korkmayacağız.”
Erdoğan’ın elektriğine ihtiyaç yok
Özel harekat polisleri özellikle trafoları hedef aldığı için Nusaybinliler elektrikten de mahrum bırakıldı. Elektrik olmadığı için çamaşırı elde yıkamak zorunda kalan kadınlardan Kudret Ercik gülerek “Tayip Erdoğan’ın elektriğine de ihtiyacımız yok” diyor. İçinde bulundukları bu duruma rağmen “Kim geliyorsa gelsin biz düşmandan hiçbir şekilde korkmuyoruz. Erdoğan’dan korkmuyoruz, suikastçılardan korkmuyoruz. 30 yıldır Erdoğan gibilerinin emrinin altındayız. Artık bu kadar yeter” diyen Ercik, kendi çabaları ile yeni yaşamlarını inşa edeceklerini belirtiyor.
DİHA/MARDİN