Küresel dünyada, Saray‘ın Nusaybin’deki yenilgisiyle, Erdoğan’ın Louisville’de Muhammed Ali’den yediği yumruğun ilişkisini kurmak kolaylaştı.

Cizre’de katiller poz verdi, Erdoğan daha da saldırganlaştı.

Sur’da, yaşamı durdurmak istediler, olmadı; Elçi’yi katlettirdiklerinde, Saray’daki adam, Viyana önlerini, Türkiye’nin ulaşacağı hedef olarak belirledi.

Amerika ve Avrupa basını, bir önceki Amerika yolculuğunda, Erdoğan’ın korumalarının, sokak serserisi pozları vermesine bir hayli azarlanmış göründüler.

Erdoğan, Avrupa’da istenmeyen adam oldu.

Ermeni Soykırımı’nın Almanya Parlamentosu’nun seçilmiş görüşü ilan edildi.

Erdoğan, Nazi "kafatası ölçme"yi çağrıştıran "hakiki Türk kanı testi" yapmayı önerdikten günler sonra, Almanya’daki sanatçılar, Hitler’i çağrıştıran bir Erdoğan’ın dayanılmaz çılgınlığını protesto etmekte gecikmediler.

Silopi’yi yerle bir eden "Türk ordusu" dünya kamuoyunu karşısına aldı.

Harabeler üzerinde sallanan Türk bayraklarını bırakıp kaçmak mecburiyetinde kalan asker ve özel timler, "ırkçılık menşeli travma" kurbanları olarak, Ankara’ya dönmek mecburiyetinde kaldılar.

Kürdistan’a gönderilen her asker, dönüşü olmayan bu seferde, "ölüm mangası" pozu vermeye zorlandı.

Gever’de, kapana sıkıştılar.

Şırnak’ı sessizliğe gömmek istediler; Türkiye ve Ankara yaptırımları karşısında dehşete düştü.

Son duraklardan biri Nusaybin’di. Erdoğan, Bahçeli’nin Nusaybin’de: "taş üstünde taş, baş üstünde baş koymayın" talimatına uyulmasını emretti. Üç aydan beri sokağa çıkma yasağı olan Nusaybin’de, ölülerin geleceği bilinmezken, Erdoğan Amerika’ya seyahate gitti.

Korumalarıyla, Muhammed Ali üzerinden bir fetih gerçekleştirmeyi planladı.

Ortalık karıştı.

Erdoğan bileğinin gücünü kullanarak, tabutu kabe örtüsüyle örtmek istedi. "Coirier Journal"e "online okuyucu mektubu" yazan Maigret Erdoğan’ı "bastırıcı Tiran" olarak tanımladı ve onun Ali ve Ali’nin memleketi Louisville için "hakaret" verici olduğunu yazdı.

Ali’nin cenaze töreninde, hakkettiği bu yumruk kimden gelmiş olabilir?

Birinci hipotez: Rojava’dan; YPG’den, YPJ’den, Kobanê’den.

Hepsi de doğru olabilir.

Ancak: Erdoğan birinci yumruğu yiyip, arkasını Ali ve onun ailesine dönüp ortadan kaybolduktan sonra, asıl yumruğu o zaman yediğinin farkına, sonradan vardı.

Musevi Haham Lerner: 

"Türkiye'nin liderlerine söyleyin Kürtleri öldürmeye son versinler" dedi.

Ve bu kez, Nusaybin ile Louisville arasındaki kısa mesafenin farkına vardı Erdoğan.

Böyle olunca da, Nusaybin’de hiçbir zaman kazanamayacak Erdoğan’a, yumruğu Ali adına vuran, Lerner oldu.

Tahmini son sahnelerden biri:

Birazdan heryer Kobanê olacak, Nusaybin’deki direnişin hayranları Erdoğan’ı heryerde bulacak.

Şimdiden, Erdoğan yandaşı medya yazarları, Saray’ın yıkılmaması için "Halife"yi tahtında tutmak için, anlaşılmayan hutbeler diziyorlar.

Çılgınlık dibe vuruyor. Bu tarikatın kurtuluşu için çabalar, artık sadece bir nafile!