İstanbul Derme Tiyatrosu, abluka altındaki Nusaybin’de, savaş mağduru çocuklar için tiyatro ve pandomim oyunları düzenliyor; yıkıma uğrayan sokakları bir nebze yaşanır kılıyor. 

Direnişin kalelerinden Nusaybin, devlet güçlerinin ablukası ve soykırım saldırılarıyla yaşanamaz hale getirilmek istendi. 6 mahallesi harabeye çevrilen Nusaybin için dayanışma her geçen gün artıyor; sokaklar yeniden yaşanır kılınmaya çalışılıyor. Dayanışma amacıyla Nusaybin’e gelen İstanbul Derme Tiyatrosu da, savaş mağduru ve savaştan etkilenen çocuklar için sokak tiyatrosu ve pandomim gibi oyunlar sergiliyor. 

Nusaybin’de sokakların askeri araçlar ve kolluk güçlerine ait olmadığını, çocukların yaşam alanı olduğunu belirten İstanbul Derme Tiyatrosu’ndan Derya Sağlam, “Nusaybin’de çocuklarla oyunlar oynarken beni en çok etkileyen şey, balon yaptığımız oyun kısmında bir çocuğun gelip bizden ‘Bana ev yapabilir misiniz’ diye istekte bulunması oldu. Bir çocuk sizden böyle bir istekte bulunuyorsa onlarda yarattığı travma, yarattığı mağduriyetin göstergesidir” dedi ve bu travmaları kısa bir süreliğine de olsa azaltmak için geldiklerini belirtti.


‘Birlikte kahkaha atıyoruz’

Çocuklar için Nusaybin’e geldiğini söyleyen Sağlam, devam etti: “Nusaybin’de çocuklarla sokak tiyatro oyunları oynuyoruz. Genel olarak savaş mağduru çocuklarla etkinlik yapıyoruz. Kobanê’den Suruç’a gelen çocuklarla, Amed’de fidanlıktaki kampta bulunan Êzidî çocuklarla çalışma yaptım. İstanbul’da çeşitli sivil toplum kurumlarıyla çalışarak savaş mağduru olan çocuklarla çalışmalar yürüttüm. İzmir Bas Mahallesi’nde mülteci çocuklarla birlikte çalıştım. Birkaç gündür Nusaybinli çocuklarla birlikte çalışmalar yapıyoruz. Nusaybin’e gelmek benim için önemliydi. Çünkü Nusaybin, sokaklarında ablukanın halen devam etmesinden dolayı özel yerlerden biri. Bu sebeple gelmem gerektiğini düşündüm. Burada çocuklarla sokakta toplanıp oyunlar oynuyoruz. Birlikte kahkahalar atıyoruz, birbirimize sarılıyoruz. Pandomim gösterisi yapıyoruz. Sanırım burada en önemli olan, çocuklarla birlikte bir şeyleri paylaşıyor ve birlikte gülebiliyor olmamız.”


Savaş atmosferine bir solukluk ara

Etkinliklerin yapıldığı sırada yanlarından zırhlı araçların geçtiğini belirten Sağlam, Nusaybin’de her şeyin bir anda düzelemeyeceğini kaydetti. Sağlam, “Biz sadece bulunduğumuz süre içinde kısacık da olsa o savaş atmosferine bir solukluk ara veriyoruz. İlk sokağa çıktığımızda kimsenin haberi olmadan gidiyoruz. Birkaç çocukla başlıyor fakat sonra birbirlerini koordine edip bir şekilde geliyorlar. Bu şekilde gitgide büyüyen kocaman bir kalabalık oluyor ve çocukların ilgisi gayet iyi. Çocukların hemen hepsi şiddet ortamına maruz kalıyor ve bu nedenle ellerindeki oyuncağın silah olmasının tesadüf olmadığını düşünüyorum” dedi. 


İhtiyaç olan yerde var olmak

Nusaybin’in sadece kolluk güçlerinin araçlarının gezip dolaştığı bir yer olarak görülmemesi gerektiğini belirten Sağlam, ekliyor: “Buralarda güzel şeyler de olabilir; oyunlar oynanabilir; rengarenk balonlar, boyalar, bazen sesli, bazen de sessizlikle, bazen de birlikte kahkaha atarak gökyüzüne ulaştıracak kadar güzel şeyler yaşatılabilir. Uzakta bir yerde durup, ‘Ben buradayım, haydi siz gelin’ demek değil de, tam da ihtiyaç olan yerde olmak, gerçekten yanlarında olduğunuzu bilmek, sokağa gitmek gerektiğini düşünüyorum. Güzel olan ne varsa yeniden Nusaybin sokaklarında var edebiliriz.”


‘Önemli işlerimize’ biraz ara verelim

Dayanışmanın birkaç günlük değil sürekli olması gerektiğini de vurgulayan Sağlam, son olarak şunları söyledi: “Çocuklarla resim çalışması yaptığımızda çizdiklerinin yıkılmış evler olduğunu görüyoruz. Bu yüzden bu tür işlerle uğraşan arkadaşların yapması gereken şey, ‘Biz olmanın şifası var’ diye düşünmeleri ve bu sebeple ‘Orada, bir köy var uzakta’ diye algılamayıp buraya gelmeleri... Çünkü bu, süreklilik arz eden bir şey olmak durumunda. Geldik, burada üç gün çalışma yapıp ondan sonrasında vicdanımızı son derece rahatlatalım, haydi gidelim, yaşamımıza devam edelim gibi bir şey değil, süreklilik arz etmesi gerekiyor. Bu sebeple fırsat bulan herkes gelmeli; hatta fırsat yaratması gerekiyor insanların. Ama bir takım meşguliyetlerimiz oluyor, hep daha önemli işlerimiz oluyor. Önemli işlerimize biraz ara verip buralara gelmemiz gerektiğini düşünüyorum.” 


 JINHA / MARDİN