•  Amed’deki Newroz’da Türk iktidarının tüm bariyerlerini aşan halk, “O duvarınız vız gelir” deyip sel olup alana aktı.

 

Kürt halkının 1973’te direniş ateşini tutuşturduğu Çubuk Barajı’ndaki kutlamanın 50. yılı, büyük bir coşkuyla idrak edildi. Newroz, her yıl daha da büyüyen direniş ruhunun toplamıyla dört bir yanda kutlandı. Sert geçen kışın ardından baharı müjdeleyen Kürt halkı, direnişi kuşanıp Newroz’a yürüdü. 

Kürt ulusal birliğinin önemini haykırmak için 15 Mart’ta Kato Dağı eteklerinde yakılan Newroz ateşi, Şırnak’tan Aydın’a, Kızıltepe’den İzmir’e, Cizre’den Çanakkale’ye, Bazîd’den İstanbul’a yayıldı. 21 Mart’ta ise herkesin gözü, gönlü Amed’e çevrildi. MA’dan Dicle Müftüoğlu, Amed’de bir milyonu aşkın kişinin katıldığı Newroz izlenimlerini yazdı: 

Bariyerlere yürüyen halk

Sabahın erken saatlerinden itibaren kutlamanın yapılacağı Newroz Parkı’na yol aldığımızda tüm mahallenin bariyerlerle kapatıldığını görüyoruz. Basının dahi saat 10.00’a kadar alınmadığı alandaki kapılar arasında mekik dokuyan halk, tarlalardan bariyerlere yürüyor. Bu esnada bir annenin sesi yükseliyor: “Sırf gelmeyelim diye. Ne yaparlarsa yapsınlar gireceğiz.”  

Pislix çixarmaya gelmişler

Çamurlara bata çıka yürüyen bir grup genci, bariyerlerdeki polisler durdurup kimliklerine bakıyor. Polis engelini aşan gençler, yürüyüşlerine devam ederken, içlerinden biri diğerlerini uyarıyor: “Ne dese tamam deyin ilerleyin. Zaten bu polisler pislix çixarmaya gelmişler.” 

Polis her yolu deniyor

Qamışlo Bulvarı’ndaki giriş kapısına geçtiğimizde bariyer önünde bekleyen binlerce kişinin, üst aramaları konusunda birbirini tembihlediğini duyuyoruz. Sloganlar bir an olsun dinmezken, alana alımlar başlıyor, ancak insanları bezdirip geri göndermek için provokasyonlar da eşlik ediyor. Üç ayrı sıra halinde set kuran polis, içeriye almamak için her yolu deniyor. Saatlerce alana girmek için bekleyen halka tacize varan aramalar dayatılıyor. Bekleyişi bile direnişe dönüştüren halk ise slogan, marş ve halaylarıyla karşılık veriyor.

Yıkılmayana kadar düzelmez

 Halk bekledikçe heyecan da gerginlik de büyüyor. Bu sırada bariyerlere yükleniyor bir grup. Engellemeye karşı direnen gençler arasından biri “Heta xerab nebe çênabe” (Yıkılmadan düzelmez) diyerek, barikata bir kez daha yükleniyor. Polisin saldırısına ise direnişle yanıt veriliyor. 

Alana girebilen bir gruba dahil oluyorum. Gazeteci olmam polis için önemli değil, herkes gibi defalarca aranıyorum, boynumdaki şal sökülüyor, inceleniyor. Nedenini sorduğumda ise “Ne şallar getiriyorlar ne şallar” diyor polisin biri. 

Günün kesintisiz iki sloganı

Bariyeri her aşan sloganları haykırıyor. Tüm gün alanda yükselecek iki slogan peş peşe çıkıyor ağızlardan: “Bê serok jiyan nabe” ve “Bijî Serok Apo.”

Zılgıtlarla haberdar ediyor

Alana akın edenlerin büyük bir bölümünü gençler oluştursa da artık yaşı itibarıyla yürümekte zorlanan bir teyzeyle karşılaşıyorum. Elinde telefonla ailesine alana girdiğini çaldığı zılgıtla haber veriyor ve sonra yavaş adımlarla ilerlemeye devam ediyor.  

Dört metreyi aşan tel

 Günlerdir Newroz’a engel olmaya çalışan polisin sahne ile halkın arasına kurduğu bariyerlerle yetinmeyerek dört metreyi aşan tel örgü kurduğu söyleniyordu. Bunu gözlerimle görüp teyit etmek istedim. Alana girdiği gibi sahneye doğru koşan gençlerin ardından yürüdüm ve birden taşlar havada uçuşmaya başladı. Polis kalkanlarıyla taşları engellemeye çalışsa da gençlerin direnişi bitmedi. Bir bir tel örgülerin tepesine tırmanıp zafer işareti yaptılar. Tek tek hem HDP flamaları hem de kırmızı, sarı, yeşil şalları kapan gençler, halkın iradesinin ezilmeyeceğini gösterdi. Saatlerce hem kapılarda hem de sahne etrafında süren gerilimde kazanan halk direnişi oldu. 

Alanın tamamını gezsem de gözüm gidip gidip tel örgüleri aşan gençlere takıldı. Gençler duruşlarıyla, kararlılıklarıyla Nazım Hikmet’in dizelerini haykırıyor gibiydiler; 

“O duvar

o duvarınız,

vız gelir bize vız!”

 AMED