Kürdistan’da gençler, kırk yıldır çareyi hep dağlara çıkmakta gördüler. Binlerce genç, bunca yıldır yaşamın ve savaşın bütün zorluklarını göze alarak dağlara akıyor. Çünkü Kürt gençleri, içinde yaşadığımız bu acımasız kapitalist çağda, tek insanca yaşam olanaklarının Kürdistan dağlarında mümkün olduğunu biliyor.
Kürt gençleri, acımasız otoriter devletin inkar ve imha siyasetine karşı, kendini var etmenin ve varlığını korumanın, dağlara çıkmak dışında çaresinin olmadığını bilmektedir. Kürdistan’da yürütülen inkar ve imha siyasetinin yarattığı baskı ve zulüm sistemi karşısında onurlu yaşayabilmenin başka bir yolu Kürdistan’da bırakılmamıştır. Doğuştan gelen ana dil hakkı ömrü boyunca yok sayılıyor. Etnik kimliği yok sayılıyor. İnandığı ve çözümün yolu olarak gördüğü siyasi çizgisi yasaklanıyor. Etrafında toplandığı siyasi partileri kapatılıyor. Siyasi düşüncesine seçim barajları konuluyor. Kendisine, kendisi olmak dışında ‘her şey’ olması dayatılıyor. Sadece ‘kendi’ olmasına izin verilmiyor.
Habire kendisine başka bir etnik kimlik, kendisine başka bir dil, başka siyasi yollar, başka siyasi düşünceler, başka dünya görüşleri dayatılıyor.
Keşke yalnız bunlar olsa…
Ya tarihte bu halka yaşattırılan katliamlara ne demeli?
Aydınlanıp bilinçlenen Kürt toplumu ve Kürt gençleri, tarihinde olup bitenleri ve devam edip giden inkarla dolu güncel uygulamaları gördükçe, elbette çareyi dağlara çıkmada buluyor. Savaş ve çatışmanın en yoğun olduğu süreçte de, gençlerin dağlardaki gerilla saflarına katılımı durmuyor, çatışmaların durduğu ateşkes ve eylemsizlik süreçlerinde de gençlerin katılımı durmuyor.
Peki neden durmuyor?
Gençlerin katılım gerekçeleri ortadan kalkmıyor ki gençlerin gerillaya katılımı, dağlara gelişleri dursun. Gerillaya yeni çıkmış bir gencin annesi diyor ki, "Çocuklarımızın hiçbir şeyi eksik değildi. Okullarını okuyorlardı, aç değillerdi, susuz değillerdi, açıkta değillerdi. Ama razı olamadıkları bir gerçek vardı ki dağlara çıktılar."
Bu anne durumu çok iyi anlamış. Özgürlük, sadece karın tokluğu değil. Özgürlük, sadece okul sıralarında olmak değil. Özgürlük, sadece ev bark sahibi olmak değil.
Özgürlük, kendi yaşamı hakkında her türlü kararı alabilmektir. Özgürlük, kendisine dayatılan ‘başkası olma’ zulmünü her şeyi göze alarak yenme gücü ve iradesidir. Özgürlük, her bakımdan ‘kendi’ olmaktır. Kendisini var etmek, varlığını özgürce korumak ve savunmaktır özgürlük.
Gençlerin kaçırıldıklarını söyleyip duruyorlar. Bundan daha büyük bir yalan olamaz. Kimse enerji dolu, gencecik insanları, zorla dağlara çıkaramaz. Kimse dağların ve savaşın koşullarına zorla göğüs geremez. Gerillanın dağlarda kurduğu yaşam ve mücadele sistemi, ancak gönüllü insanlar tarafından, tutkulu insanlar tarafından geliştirilir ve sürdürülür. Zorla kaçırılmış insanlar, ne dağlarda yaşayabilir ne de halk için savaşabilir.
Uzun sözün kısası, bu gençler, kırk yıldır dağlarda savaşıp direnen diğer gençler gibi özgürlüğe olan tutkularından dolayı gerillaya katılmışlar. Azıcık direnenin azıcık konuşanın, çocuk, genç, yaşlı demeden zindanlara kapatıldığı bir ülkede, gençler göz göre göre koyun gibi boynunu bıçağın altına mı yatırsınlar yani? Bu gençlerin, hem devletin zindanlarına razı olmayacak kadar, hem de zorla dağlara kaçırılamayacak kadar iradeli ve özgürlüğe tutkulu oldukları çok açık. Ancak AKP ve diğer demokrasi özürlü güçler, bu gerçeği bir türlü görmek istememektedir. Aslında görmekte ama kabullenememekte ve sindirememektedir. Aslında bir türlü engelleyemedikleri bu gerçekten korkmaktadırlar.
Gençlerin özgürlük tutkusu karşısında bu kadar acizlik içine giren devlet ve hükümet, gençlerin aileleri üzerinden oldukça kirli politikalar yürütmektedir. Özgürlüğe tutkulu, yaşam dolu gençlerin değerli aileleri, hükümetin ve devletin bu kirli politikalarına, çirkin hesaplarına daha fazla gelmemelidirler. Kendi evlatlarıyla çelişmemelidirler. Tersine çocuklarının dağlara çıkmasının hesabını devlete ve hükümete sormalıdırlar. "Çocuklarımızı neden dağlara mecbur bırakıyorsunuz" diye devlete ve hükümetine hesap sormalıdırlar.
O gençler neden orada?
Evet, o gençler neden oradalar; bunu bir sorsanıza! Kimse bu can yakıcı soruyu sormaya yanaşmıyor.