Wan’ın 23 Ekim ve 9 Kasım 2011 tarihlerinde iki büyük depremle sarsılması ile yüzlerce yurttaş yaşamını yitirdi, binlercesi yaralandı, on binlercesi ise evsiz kaldı. Depremin ardından Wan halkı kaderine terk edilirken, aradan geçen 3 yıla rağmen depremin izleri hala kentin üzerinden ve insanların hafızası ile yüreğinden silinmedi.
Depremin şiddetiyle dili tutulan ve 3 yıldır konuşamayan 14 yaşındaki Adem Alçık da depremin yarattığı travmayı en derinden yaşayanlardan. Sürmeli Mahallesi’nde iki gözlü toprak evde annesi ve ağabeyi ile yalnız yaşayan, durumları iyi olmadığı için tedavi olamayan Alçık, her şeyi duymasına rağmen konuşamıyor, çevresindekilerle beden diliyle anlaşıyor. 7’inci sınıfa giden ve dersleri iyi olan Alçık, halen sık aralıklarla devam eden düşük şiddetli depremler nedeniyle yalnız yatamıyor ve tek başına kalamıyor. Hasarlı evde yaşamak zorunda olan Alçık ailesi ise, olası bir depremde evlerinin başlarına yıkılmasının tedirginliğini yaşıyor

‘Ölümle burun buruna yaşıyoruz’

Alçık’ın annesi Feride Alçık, 14 yıl önce vefat eden eşinin ardından çocuklarına bakabilmek için evlere günlük temizlik yapmaya giderek geçimini sağladığını söyleyerek, “Her zaman Allah’a şükrettim, ama 3 yıldır ölümden beter bir şekilde yaşıyoruz” dedi. Depremin kendilerinden çok şey aldığını dile getiren Alçık, şunları aktardı: “Depremde ölmedik, ama ölmekten beter olduk. Oğlum konuşamaz hale geldi. Rahmetli eşimle birlikte yaptığım evimiz kullanılmaz durumda. Evin iki odasında büyük çatlaklıklar oluştu. Önümüz kış ve ne yapacağımızı bilmiyoruz.”

Yalnız kalmaktan korktuğu için çocuğunu tek başına bırakamadığını dile getiren Alçık, “Çocuklarıma bakmak için yıllarca çalıştım. Depremden bu yana her akşam ‘yarın ne yapayım’ diye kendime soruyorum. Maddi durumumuz iyi olmadığı için hem çocuğu tedavi edemedim hem de yıkık dökük evi onaramadım” diyerek içerisinde bulunduğu çaresizliği özetledi. Bir kışı daha yıkılan toprak evde geçiremeyeceğini ifade eden Alçık, “3 yıldır ölümle burun buruna yaşıyoruz. Oğlumun deprem korkusu var. Evin yıkık olması ve depreme dayanıklı olmaması onu daha çok korkutuyor. Sadece onu korkutmuyor, bizler de bu evde kalmaktan korkuyoruz. Bize yardım elinin uzatılmasını istiyoruz” dedi.


HÜLYA EMEÇ/DİHA/WAN