Şirnex'ın Qilaban İlçesi kırsalındaki bir çatışmada 10 arkadaşı ile birlikte yaşamını yitiren HPG'li Şenay Göçer'in (Delîla Meyaser) ölümünün üzerinden 5 yıl geçti. Bestelediği ve söylediği stranlarla Kürt halkının gönlünde kısa bir süre içerisinde taht kurdu. Delîla'nın ölüm yıldönümünde kızının hayatını anlatan anne Gülsüma Göçer, "Delîla hiçbir zaman kimseyi rahatsız etmezdi. Ağlamazdı, sessizdi" dedi.
Anne Göçer, Delîla'nın yaşlı ve fakir insanları daha çok sevdiğini anlatarak, "Biraz büyüdükten sonra sadece yaşlı, hasta, mazlum ve bağımlı insanlara yardım ederdi. Daha küçükken hiçbir şeyin farkında değilken bile ruhunda bu sevgi vardı" diye konuştu.

28 gün açlık grevine girdi

Anne Göçer, Delîla'yı daha 5 yaşındayken okula gönderdiklerini ve liseyi bitirdikten sonra dağa çıktığını kaydederek, şöyle devam etti: "Delîla dağlara çıkmadan sabaha kadar sessiz bir şekilde MED TV izlerdi. Öcalan tutuklandığında ise 28 gün boyunca evde yemek yemedi. Biz onun açlık grevine girdiğini bilmiyorduk. Neden yemek yemiyorsun? diye sorduğumuzda da 'Canım çekmiyor. Sonra yerim' gibi cevaplar alıyorduk. Bu şekilde 28 gün boyunca açlık grevine girdi. Sadece yere serdiği bir battaniye üzerinde yatardı. Bunları neden yaptığını bilmememe rağmen üstelemiyordum. Moralinin bozuk olduğunu görüyorduk. Moralinin daha da bozulmaması için üstüne gitmiyorduk. Sabah namazına kalktığımda Delîla uyanıktı. Gözlerine uyku girmiyordu."


'Son ekmeği yemeye gönlümüz el vermedi'
Delîla'nın ev işlerinde de sürekli kendisine yardım ettiğini söyleyen anne Göçer, kızının dağa çıkışını anlattı: "Delîla okulda da başarılı biriydi. Bu yüzden öğretmenleri sürekli ona mimar olacağını söylüyorlardı. Elektrik bölümü okuyordu ve çok güzel çizimleri vardı. Okul yıllarında da sürekli takdir almıştır. Bütün takdir ve belgeleri de halen bendedir. 16 yaşında dağa çıktı. Çıktığı gün evde değildim. Hamur yapmıştım ve hamur ekşimişti. Eve geldiğimizde hamur tandıra götürülmüş ve pişirilmişti. Sorduğumda Delîla'nın yaptığını söylediler. Yaptığı son ekmekti. Sonra dağa çıkmıştı. O ekmeği yemeye gönlümüz el vermiyordu. Allah'a dua ettik. Yarabbi kimseyi şeref ve namustan yoksun bırakma ve kızımı da şeref ve namustan yoksun bırakma dedim" diye kaydetti. 


'Üzüntü ve sevinçle izliyoruz'
Kürt müziğinin güçlü sesi Delîla'nın kliplerini televizyonlarda izlediklerinde belirten anne Göçer, "Şehit olmadan önce kliplerini televizyonlarda gören tanıdıklar bize haber verirdi. Zîlan klibiydi. Onlar kadar biz de coşkuyla izlerdik. Televizyonu hiç kapatmazdık. Sürekli onun çıkmasını bekliyorduk. Şehadet haberini aldıktan sonra kliplerini bu sefer üzüntü ve sevinçle izlemeye başladık. Ana yüreğidir dayanmaz. Halen de izlediğimizde büyük bir mutluluk duyuyoruz" diye konuştu.

'Delîla üç defa defnedildi  üç defa çıkarıldı'

Anne Göçer, naaşı almak için verdikleri mücadeleyi şöyle anlattı: "2007 yılında şahadet haberini aldık. Şirnex'e gittik. 4 gün 4 gece savcılığın kapısında bekledik. Verdiğimiz bütün mücadelelere sonucu DNA testi yaptırdık. 4 ay sonra Delîla'yı 3 sefer defnettik 3 sefer çıkardık. Bu süre sonunda Delîla'nın ve Roza'nın DNA sonuçları çıktı. Tekrar Şirnex'e gittik. Açlık grevi vardı. Roza'nın cenazesini verdiler. Delîla'nın cenazesini vermediler. Yine cenazeyi gömdüler. Aradan uzun bir süre geçtikten sonra tekrar mezarların açıldığı haberini aldık. Tekrardan oraya gittik ve mezarları düzelttik. Aradan bir yıl sekiz ay geçtikten sonra hepsinin DNA testi sonuçları çıktı. Büyük bir mücadele ile cenazemizi alarak Ferqin'de defnettik" dedi.
Kızı Delîla'nın mezarı ile yaşadıkları ev arasında yüz metre mesafe olduğunu belirten anne Göçer, sürekli mezarı ziyaret ettiğini söyledi. Göçer, "Mezarı daha Şirnex'te iken de sürekli gidip ziyaret ediyordum. Keşke Delîla'yı ve arkadaşlarını birbirinden ayırmayıp Amed'de gömseydik. Çünkü hepsi kardeşti. Birlikte mücadele vermişlerdi" şeklinde konuştu.

DİHA/AMED